1. YAZARLAR

  2. Şahin Ali Şen

  3. Adil Bir Sistem ve Kurumsallaşma İçin Kültürün Rolü
Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen
Yazarın Tüm Yazıları >

Adil Bir Sistem ve Kurumsallaşma İçin Kültürün Rolü

A+A-

Kültür, nesilden nesile, toplumdan topluma aktarılan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür. Kültür, birey kültüründen başlayıp aile kültürüne, örgüt kültürüne, kurum kültürüne, şehir kültürüne, ülke kültürüne, millet ve evrensel kültüre kadar uzanan geniş bir alanı kapsar.

 Kültür, bir toplumun özüdür, köküdür. Bu kapsamda, kültürsüz toplumların köksüz ağaç metaforuyla anlatılması çok yerinde bir değerlendirmedir. Kültür, toplumsal değişimlerin birikimidir. Bu birikim insanın bedenini, aklını, ruhunu ve yaşamını inşa etmenin, şekillendirmenin önemli bir faktördür.

Kültür, bir toplumun düşünüş, kavrayış, anlayış, yaşayış süreçlerini etkiler. Bir toplumu oluşturan insanların giyim, gülme, ağlama ve düşünme tarzları, sorun çözme yöntemleri, içinde bulundukları kültürden bağımsız değildir. Bizim kadim kültür ve medeniyetimizde en önemli sorun çözme geleneği istişaredir, bir bilene danışmaktır. Bu kültür, bizi ortak akla yönlendirir.

 Kültürleri, teslimiyetçi, çatışmacı, yarışmacı ve dayanışmacı olarak sınıflayabiliriz. Çatışma merkezli kültürler insanlığa hep problem üretmiştir. Batı kültürü çatışma ve çıkar eksenli bir kültürdür. Buna karşılık, dayanışma, yardımlaşma ve işbirliği odaklı Türk-İslam kültürü insanlığa faydalı olmayı ve barışı esas alır. Ben kültürü yerine biz kültürünü topluma huzurun formülü olarak sunar.  Bu yönüyle bir arada yaşama kültürünün güvencesidir. Bu da güven toplumunu ortaya çıkarır.

Kültür, aynı zamanda bir toplumun kimliğidir, aidiyetini gösterir. “Hangi ülkenin vatandaşısın?” sorusuna büyük bir gururla “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşıyım?” deriz. “Hangi kültür ve medeniyettensin?” sorusuna yine büyük bir onurla “Kadim Türk-İslam kültürünün bir parçasıyım” cevabını veririz. İşte bu bizim kadim kimliğimizdir. Anadolu insanı bu kadim kimliğini geliştirerek ve insanlık ailesiyle buluşturarak öz kültürüne sahip çıkmaya devam edecektir. Çünkü, milletimiz kimliksiz bireyin, kimliksiz şehrin, kimliksiz ülkenin ruhsuz bedene dönüşeceğinin bilincindedir.

Kadim kültür ve medeniyetimize yönelik yozlaştırma girişimlerine karşı uyanık ve dikkatli olmalıyız. Maddi ve manevi kültürümüz, popüler kültür ve moda kültürünün yoğun saldırısı altında bulunuyor. Bu saldırının ana hedefinde de gençlik var. Gençlik, popüler kültür ve moda kültürü ile ana eksen kadim kültürümüzden uzaklaştırılmak, pozitivist Batı kültürünün etkisi altına alınmak isteniyor. Bu saldırıyı durdurmak için kültürel mirasımıza sahip çıkma mecburiyetimiz var. Tüketim, yatırım ve üretim kültürümüzü değerlerimiz ekseninde şekillendirmek durumundayız. Kadim kültürümüzün kodlarına göre, israf doğru bir davranış değildir, bu yüzden yasaklanmıştır. Bu temel değer doğrultusunda, bireyler ve aileler yarışa dönüşen gösteriş tüketiminden özel sektör ve kamu kurumları da gösteriş yatırımlarından vazgeçmelidir.

Unutmayalım, kültür bir ülke için, ekonomik, askeri ve teknolojik kapasite kadar önemlidir. Kültür, bir ülkenin en büyük yumuşak güçlerinin başında gelir. Çünkü, kültürünüzün kucakladığı coğrafyalarla çok hızlı ve sağlıklı ilişkiler kurabilirsiniz. Atasoy Müftüoğlu “Kültür direnişin en etkili yollarından biridir.” diyor.  Bugün emperyalizme karşı en büyük direnci Türkiye göstermektedir.  Milletimizin, onlarca darbe, ayaklanma ve başkaldırıyı püskürtmesinde, emperyalizme meydan okumasında güçlü kadim kültürün rolü çok büyüktür.

 Ortadoğu ve Pasifik Asya’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle bugünlerde üçüncü dünya savaşının kapıda olduğu yorumları yapılıyor. Unutmamamız gereken ise, 21. Yüzyılın başından itibaren kültür ve medeniyet savaşının sürdüğüdür. Emperyalizm bütün kültürleri yok edip,  kolay sömürebileceği tek tip kültür üretmek istiyor. Batı’nın tek amacı kültürel asimilasyondur. Türk kültürü ise şemsiye bir kültürdür. Hoşgörü katsayısı yüksek bir kültürdür. Kendi varlığını güçlendirirken, diğer kültürleri şemsiyesi alında barındırmayı başarmıştır. Türk-İslam kültürüyle donanmış Anadolu insanı kültürel emperyalizme karşı büyük bir direnç göstermektedir. Türk-İslam kültürünün dünyanın en dayanıklı kültürlerinden biri olduğu bir çok tarihsel olayla ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak, sistemik, kurumsal yapılandırmalar geçekleştirirken, eğitim sistemini yeniden reforme ederken mutlaka kadim kültür ile mayalandırmalıyız. Bu mayalama dayanışmacı kültüre sahip bir neslin yetişmesinde çok önemli katkı yapacaktır. Bu gerçeği her zeminde hatırlamak dileğiyle…

Şahin Ali ŞEN

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.