1. HABERLER

  2. MEMUR HABER

  3. Ali Yalçın'dan Tarihi Konuşma
Ali Yalçın'dan Tarihi Konuşma

Ali Yalçın'dan Tarihi Konuşma

850 bin üyesiyle Türkiye'nin en büyük emek hareketi olan Memur-Sen, "Millete Vefa Yolunda 20 Yıl" programını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Ankara Arena Spor Salonunda gerçekleştirdi.

A+A-

850 bin üyesiyle Türkiye'nin en büyük emek hareketi olan Memur-Sen, "Millete Vefa Yolunda 20 Yıl" programını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Ankara Arena Spor Salonunda gerçekleştirdi.

Onbinlerce kişinin katıldığı programa, eski genel başkanlar, genel merkez yöneticileri, il temsilcileri ve sendika yöneticileri iştirak etti. Hınca hınç dolu salona seslenen Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın'ın sözleri sık sık alkış ve sloganlarla kesildi. Konuşmasında "İstikrar", "Emek", "Ekmek", "Mücadele", "Özgürlük", "Hak" ve "Adalet" vurgusu yapan Yalçın, kazanımları sıraladı.

1 MİLYONA GÜN SAYIYORUZ

On binlere seslenen Yalçın, "Biz Memur-Sen olarak; "İnsanın dünyadaki imtihanı ahde vefa'da gayrettir" anlayışıyla yola çıkan, "Hak yolunda feda" olmanın hakkını verme gayretiyle ter akıtan, akıttığı terle, cefaya talip oluşuyla berekete mazhar olan ve 850 bin üyesinin güvenini güce, gücünü kazanıma dönüştüren teşkilat olarak; bugün kuruluşumuzun 20. Yılını yaşıyor ve Rabbime şükürler olsun ki 20. Yılımızda 1 Milyon'a koşuyoruz.  "Öncü Medeniyet, Güçlü Sendika, Büyük Türkiye"  Hedef 1 Milyon diyor ve 1 Milyona gün sayıyoruz.  1 Milyon; yeni başlangıçlara, yeni kazanımlara, yeni ufuklara, yeni umutlara, Kararlı Adımlarla Güvenli Yarınlara, Yeniden Büyük Türkiye'ye ve  Adil Bir Dünya'ya hizmet etsin, vesile olsun istiyoruz. Türkiye'nin en büyük emek hareketi olarak varlık nedenimizi; Bütün kamu görevlilerini, emeğin ve ekmeğin değerini bilen herkesi davasına ortak eden, yan yana duran, kol kola giren, bereket ve heybeti oluşturan, ülkeyi ve dünyayı dönüştüren bir Memur-Sen olarak görüyoruz. Zirveyi; değerlerimiz üzerinden anı, çağı, insanı ve insanlığı ihya olarak görüyoruz. Bu salondaki heyecan, heyecanı yüreklerinde taşıyan yüz binlerce insan, başarıya olan inancımızı artırıyor ve yolumuzu kolay kılıyor" dedi.

 

BİZ UNUTMAYANLARIZ

"Bugün vefa için buradayız" diyen Yalçın, "Bizim medeniyetimizde, bizim inanç iklimimizde Vefa; hatırlamak değil unutmamaktır.  Biz, rabbimden rahmet dilediğimiz; kurucu genel başkanımız Akif İnan'ı,  Sendikalarımızı ve Konfederasyonumuzu kuranları, Ahrete irtihal eden Ahmet Yıldız'ı, İbrahim Keresteci'yi, Serdar Güllüoğlu'nu, Tahsin Suda'yı,  Erol Battal'ı, Zekeriya Ceyhan'ı unutmadık/unutamadık/ unutmayacağız. Unutulmazlarımıza Rabbimden rahmet diliyorum. Memur-Sen'imizin liderliğini yapmış Zübeyir Yetik Ağabeyimizi, Fatih Uğurlu ve Ahmet Aksu başkanlarımızı ve Ahmet Gündoğdu başkanımızı unutmadık/unutturmadık/unutturmayacağız. Emekleri, adamlıkları ve adanmışlıkları karşısında huzurlarında saygıyla eğiliyor ve başkanlarımın şahsında bütün emektarlarımıza, teşkilatımızın yıldızlarına hürmetlerimi sunuyorum. Bizi sivil toplumun en büyük ailesi haline getirenleri, bu yolculukta yitirdiğimiz ağabeylerimizi ve isimsiz nice saygı ve minnetle anıyorum. "İnsan nisyanla maluldür" Unutur derler. Biz unutmayanlarız. Türkiye'yi yasaklara boğanları da Bizi yasaklardan kurtaranları da, unutmadık. Kızlarımızı üniversite kapılarında turnikelere sıkıştıranları da, turnikeleri kıranları unutmadık.  Tıpkı; ikna odaları kuranları ve imha kararları alanları unutmadığımız gibi... Biz, 28 Şubat'ta: Müstağni ve mütekebbir bir edayla "Bin Yıl Sürecek" diye tehdit savuranları ve Devlet aygıtını inananlara zulüm çarkına dönüştürenleri unutmadık. Mağdurlara iade-i itibar yapıp onları yeniden göreve döndürenleri de unutmadık ve unutmayacağız.  Medeniyetimizi yok sayıp, değerlerimizi yok etmeye uğraşanları da değerlerimiz üzerinden "Yeniden Büyük Türkiye" için milletle birlikte yola çıkanları da unutmadık, unutturmayacağız. Bu ülkede; Milleti vesayete mahkûm edenlerin tersine, milletle birlikte siyasete yön veriliyor artık. Devleti derinlere çekenlerin tersine, Devlet milletin emrine veriliyor artık. Terörü besleyen sömürü baronlarını, her biri farklı örgütlenen terör taşeronlarını hiç akıldan çıkarmayacağız. Kardeşlik için, milli birlik için, bin yıllık desendeki beraberlik için, Çanakkale Ruhu için, proje üretenleri ve baldıran zehr-i içenleri unutmayacağız. Dün her şeyi tevil ederken, bugün herkesi tehdit eder hale gelen, İsrail'i otorite bilen, milletin seçtiklerine darbeye yeltenen, paralel ihaneti, Hizmet'i hezimete, Cemaatini cerahate dönüştüreni unutmayacağız.  "One Minute" çıkışıyla Siyonizm'e ve katil İsrail'e had bildirenlere; hissiyatımıza tercüman oldunuz, aynı yoldayız, aynı taraftayız demekten yorulmayacağız" şeklinde konuştu.

20. YILDA ALTIN KAZANIMLAR

Konuşmasına Üstad Necip Fazıl'ın; "Bağlan Sözüne Candan, Ahde Vefa İmandan" der" sözleri ile devam eden Yalçın, şu şekilde konuştu:  "Bizim için vefa; diğergamlığın, hemhal olmanın, unutmamanın elbisesidir. O elbiseyi hiç kirletmedik. Üyelerimize, ülkemize vefamızı, ümmete ve medeniyete vefamızı hiç terk etmedik. Ne bencil, ne de benci olduk. Ülkemiz korku tünelinden çıksın, ham demokrasi tam demokrasi olsun diye, üyemiz kadar ülkemiz için de ter akıttık. Toplu görüşme ve toplu sözleşme süreçlerinde, masada tekliflerimizi kazanıma dönüştürürken Toplumsal Uzlaşı için Toplu Sözleşmede Uzlaşıyı önemsedik. 2002'den 2015 kadar olan süreçte toplu pazarlık masalarıyla, personel rejimine ilişkin yasalarla elde edilen sendikal kazanımlar incelendiğinde ortada üç tabloyu görüyoruz. İlk tabloda; Sendikal acziyet ve kaybetmeye mahkûmiyet var. İkinci tabloda; Toplu pazarlık süreçlerini ideolojik gösteri sahnesine dönüştürme, masaya eli boş gelme ve kendisinden öncekiler gibi masadan eli boş dönme var. Üçüncü tabloda ise; Saygın emeğe, helal ekmeğe, alınterine değer veren ve "güveni güce, alın terini kazanıma dönüştüren" pazarlıkta meziyetin, direnmede cesaretin, kazanım üretmede maharetin zirvesi var, Memur-Sen var.

Masadan kazanımlarla kalkılan, masaya değer katılan, toplu pazarlığın toplu kazanımlarla sonuçlandığı yıllar var.

·        Kamu görevlilerinin denge tazminatı alması,

·        Denge tazminatının ek ödemeye dönüşmesi,

·        Ek ödeme mağduriyetlerinin büyük oranda giderilmesi var.

 

·        Kamu görevlilerinin ikamet mecburiyetinin kalkması,

·        Eş durumuna ilişkin sıkıntıların giderilmesi,

·        Tarihin en yüksek taban aylık zammının alınması,

·        Emekli ikramiyelerine, emekli maaşlarına ilave zamlar elde edilmesi var.

 

Sözleşmelilerin kadroya geçişini sağladığımıza,

Rotasyon uygulamasını rafa kaldırdığımıza,

Rakiplerimiz de refiklerimiz de şahitlik ediyor.

 

KİT'lerde görev yapan personelin maaş adaletsizliğini giderdiğimiz, Özelleştirme kaynaklı mağduriyetlere son verdirdiğimiz için aldığımız teşekkür var.

 

·        Kadın kamu görevlilerinin annelik izni,

·        Süt izni,

·        Engelli çocuklarına bakım izni konusundaki beklentilerin kazanıma dönüşmesinin hazzı var...

·         28 Şubat mağdurlarını göreve döndürmenin, açıkta geçen sürelerin çoğunu hizmete saydırmanın onuru var.

 

Sağlık çalışanlarının döner sermaye ödemeleri,

Öğretmenlerin ek ödemesi ve nöbet ücretleri,

Akademisyenlerin maaş düzeylerinin yükseltilmesi,

Tüm kamu görevlilerine kazandırılması ve Hizmet Kollarında 170 kazanım üretilmesi,

Toplu sözleşme aidatının toplu sözleşme ikramiyesine dönüştürülmesi, sendikalı olmanın değerli hale gelmesi var. 

 

 

 

Ve Üçüncü toplu sözleşmemizle;

2016 için %11,3'lük zammın pazarlıkla elde edilmiş bir yıl için en yüksek zam oluşu var.

Tüm kamu görevlilerinin iki yıl içinde yüzde 20 kazanışı var.

Üçüncü dönem toplu sözleşmesiyle, emekli maaşlarına ilave 100 TL, emekli ikramiyesine 3.760 TL zam var.

 Fiilen çalışılan dönemdeki maaşla, emekli maaşı arasındaki makası daraltılması var.

2005'den sonra göreve başlayan kamu görevlilerine yıllardır bekledikleri "1 Derece"

·        Vesayet tetikçilerinin kulaklarını tıkadığı "mesai saatleri yüzünden Cuma namazına gidememe"  sorununa çözüm,  Cuma namazına izin var.

·        Kamu görevlileri sendikacılığını toplu sözleşme hakkına sahip kılan da, toplu sözleşme masasında haklarını alan da Memur-Sen'dir.

·        Kamu görevlilerini tatmin etmeyecek teklife karşı ayağa kalkan da, "yeni teklif yoksa masaya oturmanın anlamı yok" diyen de Memur-Sen'dir.

 

Memur-Sen kamu görevlilerine kazandırmak için ayağa kalkan sendikacılığın, sağımızdaki ve solumuzdakiler; tekrar oturamayız kaygısıyla masada çakılı kalan sendikacılığın adresidir.

Teklifi, tepkisi, direnci ve kazancıyla "masaya yakışan Memur-Sen" Masada kalması gerektiği yerde kaçan, kalkması gerektiği yerde yapışan KESK ve KAMU-SEN…

 

 

Geride bıraktığımız 3. Dönem Toplu Sözleşme: sendikacılıkta farkın anlaşılmasını da anlatılmasını da kolaylaştırmıştır.

Memur-Sen büyümeye,

Ellerinde yetkiyle değil, yasanın merhametiyle masaya oturanlar öğrenmeye devam edecekler.

Memur-Sen olarak hem kazanım üretiyor, hem de sendikacılık öğretiyoruz.

Herkesle kazanıyor, herkese kazandırıyoruz.

Üçüncü dönem toplu sözleşmesiyle 213 kazanıma imza attık ve herkese kazandırdık. Herkesi kazanımla buluşturduk.

Memur-Sen üyeleri kazandılar, KESK ve KAMU-SEN'in üyeleri de kazandılar.

Kemal Sunal'ın Filminde "SENDİKALI MISIN" diye sorulduğunda "HAYIR HARRANLIYIM" diyenlerde kazandılar.

İsmail Koncuk da, Lami Özgen de kazandılar.

Ne kazandılar diye sorabilirsiniz.

Masada; nerede yapışıp nerede kaçacaklarını, nerde oturup nerde kalkacaklarını, öğrendiler. Bu az bir kazanım değil…

Herkese kazandıran konfederasyon olarak herkesi kazanmak istiyoruz. Cüzdanları kazananların vicdanları da kazansın istiyoruz. Onun için hem Koncuk'un hem de Özgen'in üyeliklerini bekliyoruz.",

 

 

NEDEN İSTİKRAR SORUSUNA YALÇIN CEVAP VERDİ

 

Konuşmasında "istikrar" vurgusu yapan Yalçın, "Bizim sendikacılığımız, sadece sendikal kazanımlarla, kamu görevlilerine kazandırmakla yetinen bencilliği reddeder. Milletimiz de kazanmalı, ülkemiz de kazanmalı, devletimiz küresel rekabetin, diplomasinin, ulusalüstü siyasetin kazanan tarafında yer almalıdır.  Kazandıklarımızı kaybetmemek için istikrar her açıdan ilk şart. Siyasette istikrar, ekonomide ve diplomasi de istikrar, medeniyet duruşunda, özgürlük anlayışında, çözüm arayışında istikrar şart. İstikrar yoksa ya kaos vardır ya da kapıdadır.  İstikrarsızlığın neye mal olabileceğini, nasıl sonuçlar ürettiğini düne kadar belki gençler bilmiyordu. İstikrarsızlık bir tarafa istikrarsızlık ihtimalinin bile neye mal olduğunu biliyor ve artık görüyoruz. İstikrar korunmazsa; şehitlerimizin, gazilerimizin, Sütçü İmamların, Kara Fatma'ların, Fevzi Çakmakların, Kazım Karabekirlerin mücadelesiyle destanlaşan "Çanakkale geçilmez" ilkesiyle koruduğumuz istiklal tehlikeye girecek.  İstikrar devam etmezse; Menderesin kalkınma hamleleriyle, ÖZAL'ın  değişim ve gelişim gayretleriyle, Savunan Adam Erbakan'ın D-8 girişimiyle başlattığı "Yeniden Büyük Türkiye" yolculuğu istikbal yolculuğu riske girecek. İstikrar sürmezse; Adalet bekleyen dünya mazlumlarının, merhamete muhtaç sömürü mahzunlarının, kapitalizmin ve emperyalizmin bu çağdaki mağdurlarının umut ışığı, millet olarak, ümmet olarak iftiharımız Türkiye, itibarımız Türkiye duruşu sona erdirilmek istenecek.

 

 

bu yüzden istikrar diyoruz.  Biz biliyoruz medeniyet coğrafyamızda; "bizi bekleyenler, yolumuzu gözleyenler" var.  Çanakkale Savaşı'nda arkadaşının vurulduğunu gören genç yiğide, komutanının gitme arkadaşın ölmüştür Sen de ölürsün demesi üzerine; Gözünü kırpmadan ateşin ortasına dalan, Arkadaşını sırtına alarak, sipere geri dönen askere

Komutanın;

-"Ben sana demiştim ölmüştür diye boşuna gittin" sözlerine genç yiğidin,

-Hayır, komutanım boşuna gitmedim. Ben gittiğimde arkadaşım yaşıyordu ve bana "Geleceğini biliyordum, geleceğini biliyordum" dedi.

 

Yeryüzünden merhamet çekilmemiş, sizlerin merhamet elini görmek bizi mutlu etti diyen mazlum ve mağdurların"Geleceğinizi biliyorduk" demesi için İstikrar diyoruz.

 

 

Son nefeslerinde dahi "geleceğinizi biliyorduk" demek için bizi bekleyenlere

"Biz geldik"

"Bir olmaya geldik",

"Birlik olmaya geldik" diyebilmek

Ahde vefanın gereği; "Geleceğinizi biliyorduk" sözünü duyabilmek" için istikrar diyeceğiz.

Mısır'daki ihvan'a;

Arakan'da yüzbinlerce Müslüman'a;

Gazze'ye, Doğu Türkistan'a

Bosna, Kosova, Makedonya, Pakistan, Afganistan'a; umut olmak için istikrar diyoruz.

Mescid-i Aksa'da şehit edilen Hedil-El Heşlemun'un,

Suriye'de Esed canisinin misket bombalarıyla ölen çocukların, sahile vuran Aylan Bebeklerin olmadığı "adil bir dünya" için Güçlü Türkiye'yi şart olarak görüyor ve istikrar önemli diyoruz.

Berkin Elvan'ların kanına girilmesin, merhamet yürekli Yasin Börü'ler ölmesin, Toros'lar geri dönmesin faili-meçhuller olmasın,

Güngören, Reyhanlı, Suruç- Diyarbakır ve yanı başımızdaki Gar tezgâhlarıyla millete diz çöktürülmesin diye İstikrar diyoruz" dedi.

 

 

İYİKİ BİZİMLESİNİZ

 

Memur-Sen'in millete vefa yolunda 20, yılını kutlamak için bir araya geldiklerini vurgulayan Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Biz, milletimize, ülkemize, ümmete ve insanlığa vefadan hiç vazgeçmedik. Hiç vazgeçmeyeceğiz. Ümmetin, mazlum ve mağdurların vefa beklentisine hiç kulak tıkamadık, hiçbir zaman sırt dönmedik/dönmeyeceğiz. "Dünya Beşten Büyüktür"  haykırışını hissiyatımızın ve isyanımızın ifadesi olarak gördük görmeye devam edeceğiz. Ötekileştirilenlerin çığlığı Malcolm-X'i, Ülkesini işgale yeltenenlere direnen Ömer Muhtar'ı, Kardeşlerini katledenlere karşı intikam almayı aklından geçirmeyen ancak katledilişlerini de aklından çıkarmayan Bilge Lider Aliya'yı, İnsanlık henüz ölmedi dercesine İsrail tanklarının altında can veren Rachel Cori'yi, Mısır halkının iradesini temsil eden ve Mısır Zindanlarında çağın Firavun'larına direnen Muhammed Mursi'yi, Ölüme giderken dahi "milletim" diyen Menderes'i, Haddini bildirmek isteyenlere "bana haddimi ancak millet bildirir" diyen Özal'ı,  "Namlusu millete dönen tanka selam durmam" diyen Muhsin Başkan'ı, Olimpos'un çocuklarının oyunlarına karşı Hira dağının duruşunu sergileyen HAKK'ı, HAKK'a teslimiyetiyle Savunan Adam Necmettin Erbakan"ı, Şeytanı bilince karşı Muhammedi şuuru yüklenen millet adamı, siyonizme had bildiren uzun adamı, milleti iradesiyle buluşturmak için dik duran ve diz çökmeyen Direnen Adam'ı     Soylu mücadelemizin kurucusu Kudüs Şairi Mehmet Akif İnan'ı anlamaya/yaşamaya/yalnız bırakmamaya/yanlarında durmaya devam edeceğiz. 

 

 

Bu duygularla,

"Millete Vefa Yolunda 20 Yıl" buluşmamızı teşrifiyle onurlandıran Sayın Cumhurbaşkanımıza ve siz değerli yol arkadaşlarıma vefa buluşmamızda ve vefa yolculuğumuzda bize eşlik ettiğiniz, destek verdiğiniz için yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. İyi ki bizimlesiniz diyorum. İyiye, doğruya güzele çağrı temelli vefa duruşumuz daim olsun… Hakikatle, Medeniyetle Bağımızı Yeniden İnşa yolculuğumuzda ALLAH yar ve yardımcımız olsun diyor, Allah'ın selamının, rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerinize olmasını diliyor, Bu salonu hınca hınç dolduran sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen bütün insanlarımıza "1 Milyon Üye"ye yürüyen Büyük Memur-Sen ailesi adına saygılarımı sunuyorum."

Programın sonunda Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, içinde Mehmet Akif İnan'ın şiirlerinin bulunduğu Mescid-i Aksa işlemeli plaket hediye etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Memur-Sen eski Genel Başkanları, Ahmet Gündoğdu, Ahmet Aksu, Fatih Uğurlu, Zübeyir Yetik'e plaket takdim etti. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.