1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Atilla Olçum: Eylem ve söylem estetik bir mahiyet kazanınca
Atilla Olçum: Eylem ve söylem estetik bir mahiyet kazanınca

Atilla Olçum: Eylem ve söylem estetik bir mahiyet kazanınca

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, son yazısında merhum "Mehmet Akif İnan"ı kaleme aldı: Eylem ve söylem estetik bir mahiyet kazanınca

A+A-

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, son yazısında merhum "Mehmet Akif İnan"ı kaleme aldı: Eylem ve söylem estetik bir mahiyet kazanınca

Her hareket, değişen şartlar gereği, kurucusunun düşünce ve duygu dünyasını belki tam olarak kalıcı kılmayabilir ama mutlaka ondan izler taşır. İzlerin mahiyeti ve niteliği, hem öncü kadroların hayatı sığ veya derinlemesine kavramasıyla hem de değişen dünya şartlarıyla ilgili olabilir. Eğitim-Bir-Sen olarak, Kurucu Genel Başkanımız merhum Mehmet Akif İnan’ın sanat, düşünce ve hareket özelliklerini aşındırmadan, olabildiğince canlı, diri tutan ender örgütlenmelerden biriyiz. Bu durum, elbette Akif İnan’ın hayatı, dünyayı kuşatıcı bir bakışla isabetli öngörme kabiliyetiyle ilgilidir.

Olgu ve olayları o kadar köklü, temelden ve kuşatıcı bir bakışla ele alır ki, karşılaştığımız her durumda onun bir sözü, şiiri, yazısı veya duruşu bize yol göstermiyor olsun. Bu konuda hem şanslıyız hem de onun davasını güncelleyerek sürdürmenin onuru, memnuniyeti içindeyiz. 6 Ocak 2000’de Hakk’ın rahmetine kavuşarak aramızdan ayrılan kurucu Genel Başkanımız Akif İnan, hayatı bütüncül bir kavrayışla yaşayan ender bir şahsiyettir. O, ciddi manada idrak ettiği günden son nefesine kadar hayatını Hakk’a, hakikate ve milletine adamıştır. Bir ömür ismiyle müsemma şekilde inanarak ve adanarak geçirmiştir. O, etkili bir fikir ve sanat adamı olmanın yanında kararlı, heyecanlı bir eylem ve hareket adamıydı. Fikir ve hareket birliğini, Müslümanların etkili kurumlaşmalarla birlik ve bütünlüğünü, bu yolla sürdürülmesi gereken kültür ve medeniyet davasını, milli ve bağımsız Türkiye idealini, ümmetin kardeşlik ve vahdetini en yüksek amaçlar olarak bildi. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’i bu duygu ve düşüncelerle kurdu. Örgütlerimiz, onun kişiliğinden bariz yansımalar içerecek şekilde kültür, sanat ve estetik çizgiye her zaman sahip oldu. Bizim sendikamız ve sendikacılığımız bu anlamda düşünce ve eylemin, hak arama mücadelesinin estetik bir hüviyete dönüşmüş halidir. Biz bir şey yapacağız ama onu güzel niyetlerle, güzel bir dil ve tarzla yapacağız. Sanat, hayata nasıl dönüşür; hayat, sanatla nasıl bütünleşir, işte biz bunun örneğini veriyoruz. Unutmayalım ki, bizim Kurucu Genel Başkanımız şairdi ve üstelik has şairdi. Ondandır söylemlerimizin şiir gibi, eylemlerimizin şiir gibi olması.

Vefatının 16. yılında geliniz onu okuyarak, daha bir anlayarak kendimizi gözden geçirelim. Bilindiği gibi, sendikamız Akif İnan’ın kitaplarını basarak okurlarıyla yeniden buluşturdu. Hicret ve Tenha Sözler adlı şiir kitaplarından günlük yazılarına kadar tüm yazdıkları bugün de düşünce ve edebiyat ufkumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

‘Umut Gazeli’ ile başlayan Hicret adlı şiir kitabı, daha ilk beyitleriyle, yüksek bir duyarlık ve bilinci, yüksek bir söyleyişe yükleyerek okurun karşısına çıkar:

Soyundum çileye dönmemesine/ Bilendim ışıktan gözyaşlarıyla

Acılar umudu buldurur bize/ Bir zırha büründüm bu çağa karşı.

Gazel ritmini ve düzeyini bozmaksızın şu beyitle biter:

Türkümüz dünyayı kardeş bilendir/ Gökleri insanın ortak tarlası.

Yetkin, duyarlı bir şair olarak Akif İnan, öz ve biçim güzelliğini yitirmeyen şiir damarını canlı tutarak, toplumun ruhunu beslemede önemli bir sıçramanın, açılımın ismi olmuştur. Evrensel bir dil ve ilgiyle insanın kadim sorunlarına ışık tutar. Adeta bu dünyaya öteden gelmiş de konuşuyor gibidir:

Bozgunlardan çıktım kan içindeyim/ Yeni bir savaşa kuşandır beni

Bu yoksul türküler bitsin diyorum/ Sana hicret ettim yılgınlıklardan

Bütün giysileri yırtsak yeridir/ Yeter bize vefa elbiseleri

Susarak anlattın bütün gizliyi/ Sakladım duygumu ben konuşarak.

Anlatmak için susmak nasıl bir şeydir? Derdinizi ancak susarak anlatmak durumunda kaldığınız haleti ruhiye nasıl bir zorluk ve zorlanma içindedir? Sonra insan duygularını konuşarak nasıl saklar ve bunun için konuşur? Bütün bu dizeler Akif İnan’ın engin, derin metafizik dünyasıyla ilgilidir ama yaşadığımız dünyanın siyasi, sosyal realitelerini konu eden bir yanı da vardır kuşkusuz. Bu realiteler Akif İnan’ın yaşadığı ideolojik baskı dönemlerinden bağımsız ele alınarak anlaşılamaz. Konuşmanın suç olduğu, özgürlüğün ancak susmak için kullanılabileceği dönemler ne içli, hüzünlü bir dille anlatılmıştır. Her şeye rağmen dizeler ümit ve cesaret verici, insanın kalbini, umudunu bileyici bir tondadır.

Beyitlerinden bir kısmını alıntıladığımız bütün şiirler, tıpkı ‘Tenha Sözler’de olduğu gibi baştan sona bütün kitap, tekrar tekrar okunacak, okundukça anlamı derinleşecek, çoğalacak mahiyete sahiptir.

Yollarına çıkıp yakarsam sana/ Rüya olup girsem uykularına

Eskimez bir sesle yöneldim sana/ Düşlerimin göksel alanlarından

Umuttan bir taydır hâlâ yüreğim/ Gezinir hülyanın sınırlarında”

Nehirler çağlayan bakışlarınla/ giyinir dallarım baharlarını.

Edebiyat ve düşünce çevrelerinde daha çok ‘Kudüs Şairi’ olarak bilinen Akif İnan’ın şiirleri, kendi ifadesiyle ‘Eskimez bir sesle’ söyledikleri, eskimeyen bir duyarlıkla yeniden okunmalı, anlaşılmalı, üzerinde tezler, makaleler, kitaplar yazılmalıdır.

Allah rahmet etsin.

Mekânı cennet olsun. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.