1. YAZARLAR

  2. Tuncay Akyol

  3. Berlin Duvarı Ve Türkiye
Tuncay Akyol

Tuncay Akyol

Tuncay Akyol
Yazarın Tüm Yazıları >

Berlin Duvarı Ve Türkiye

A+A-

Bu yıl Berlin Duvarının yıkılışının 25.yıl dönümü Almanya’da görkemli gösterilerle kutlandı. Berlin duvarının yıkılışı sadece Almanya’yı değil tüm bölgeyi bu günde hissedilir derecede etkilemiştir.

II. Dünya Savaşında Müttefiklerin Mihver devletleri yenmesiyle Almanya’nın batısı ABD, İngiltere ve Fransa tarafından, doğusu ise Barbarossa hareketinin başarısızlığa uğraması neticesinde SSCB tarafından işgal edilmiştir. Müttefikler arasında dört parçaya bölünen Alman topraklarının bir kısmını batı ittifakı kendi etkisinde birleştirirken Sovyetler Birliği ise bu birleşmeye karşı çıkmış ve işgal ettiği bölgede kendi sistemine yakın Doğu Almanya’nın kurulmasını sağlamıştır.

1945 yılında Yalta Konferansı ile başlayan soğuk savaş döneminin sınır hatlarından biri durumuna gelen Almanya özelinde iki blokta Berlin’i rejimlerinin vitrini olarak değerlendirmiştir. Bu ortamda Doğu bloğu tarafından kapitalizmin kalesi olarak görülen Batı Berlin’e geçişlerin engellenememesi üzerine  Doğu Almanya’dan batı’ya kaçışların önüne geçmek için Doğu Alman hükümeti tarafından 12-13 Ağustos 1961 tarihinde bir duvar örülmüş ve daha sonra bu duvar güçlendirilmiştir. Geçişleri tamamen kesmek amacıyla bölgede mayın tarlaları, köpekli polisler ve gözetleme kuleleri gibi önlemler alınmasına rağmen yaklaşık 5 bin kişi tünel ve balon gibi yöntemlerle kaçmayı başarmıştır.

Duvarla birlikte Doğu'dan Batı'ya kaçışlar nedeniyle çok sayıda dram yaşanmış ve birçok kişi çeşitli şekillerde yaşamını yitirmiştir. Günümüzde  duvarıngeçtiği bazı bölgelerdekonuyla ilgili müze ve anıtlar bulunmaktadır.

Berlin Duvarının yıkılmasındaki temel nedenlerin başında dönemin SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un “açıklık ve yeniden yapılanma” politikasının Doğu Almanya’ya etkisi  gelmektedir. Bu atmosferin etkisiyle 1989 başlarında  Doğu Almanya, vatandaşlarının Sovyetler Birliği dahilindeki diğer Doğu Bloğu ülkelerine geçiş yapabilmesine izin vermiştir. Bu iznin çıkmasıyla beraber binlerce Doğu Alman vatandaşı  Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya gibi ülkelerin başkentlerine akın etti ve buralarda bulunan Amerikan, İngiliz, Fransız büyükelçiliklerine sığındı. Daha sonra da bu sığınmacılar özel trenlerle Doğu Bloğu dışındaki ülkelere kaçmaya başladılar. Kaçışın engellenememesi üzerine 9 Kasım 1989'da Doğu Almanya'nın, isteyen vatandaşların Batı'ya gidebileceğini açıklamasının ardından batıda “Utanç Duvarı” diye nitelendirilen Berlin Duvarı yıkılmıştır.

Geride kalan 25 yılda Doğu eyaletlerine 500  milyar Euro’dan fazla yatırım yapılmasına rağmen Doğu, Batı'daki gayri safi milli hasılanın ancak yüzde 60’lar seviyesine  ulaşabilmiştir. İşsizlik oranı da halen Doğu’da Batı’nın iki katı seviyesinde seyretmektedir.

Berlin Duvarının yıkılışı ilk kez 1946 yılında Winston Churchill’in ifade ettiği Baltıklardan Adriyatik’e uzanan “Demir Perde” nin sonu anlamına geliyordu. Duvarın yıkılış sürecinin 1991 yılında SSCB’nin yıkılışı ile tamamlandığı söylenebilir. Bu tarihle birlikte iki kutuplu dünya yerini tek merkezli dünyayabırakmıştır. Fukuyama bu durumu “tarihin sonu”, Huntingtonise muhafazakarlar için “Medeniyetler Çatışması”na giden yolun başlangıcı olarak nitelendirmiştir. Dönemin ABD başkanı G.W. Bush’a göre ise duvarın yıkılması ile “yeni dünya” düzeninin kapıları açılmıştır. Yeni dünya düzeni ile liberalizm ekonomik ve anlamda dünyaya hakim olurken ABD tek süper güç olarak dünyayı daha rahat şekillendirme şansını yakalamıştır.

Demir Perde’ nin yıkılması ve SSCB’nin dağılması ile birlikte kimi zaman  iki blok arasında sıkışan kimi zaman da SSCB’nin üzerindeki emellerinin etkisiyle ciddi baskı altında kalan Türkiye için yeni durum yeni fırsatlar anlamına gelmektedir. Her fırsatın kendi içinde tehditler taşıdığı gerçeği şu aşamada gözden uzak tutulmamalıdır. Türkiye bölgesinde düzen kurucu önemli bir potansiyel aktör olma şansını yakalamıştır. Bu aşamada  Türkiye için de en önemli risk toplumsal problemlerin çözülmesi ve küresel oyuncular tarafından özellikle yapay olarak çıkarılabilecek ekonomik gel git’ lere karşı doğru pozisyonlar alabilmekle mümkün olacaktır.

Berlin Belediye Başkanı, aradan geçen yıllara rağmen kafalardaki duvarları yıkamadıklarını, ötekilere karşı önyargıları kaldıramadıklarını ifade etmektedir. Bunun yanında ülkelerinde yaşayan 100’den fazla farklı milletten insanın kendilerine çeşitlilik kattığını ve kendilerini güzelleştirdiğini belirten sözlerinden bizde şu aşamada çok önemli dersler çıkarabiliriz.

Berlin Duvarının yapılması ve yıkılması süreci,  Kore toplumunun yıllardır içinde bulunduğu durum gibi örnekler ülkemiz ve  milletimiz için çok önemli tecrübeler içermektedir. Bu önemli olayların iyi okunarak toplumsal barışın en azından ortak paydalar çizgisinde sıkı sıkıya tesis edilmesi bu gün için zorunluluk haline gelmiştir. Türk toplumu olarak her geçen saniye çok şeyler kaçırdığımızın farkına varmalıyız artık… 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.