1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Çocuğunuza çok mu bağırıyorsunuz?
Çocuğunuza çok mu bağırıyorsunuz?

Çocuğunuza çok mu bağırıyorsunuz?

Günümüzde çoğu ebeveyn, çocuğunu daha bilinçli ve hatalardan uzak büyütmek adına bir çaba sarf ediyor.

A+A-

Okuyor, eğitim veya uzman desteği alıyor. Ama yine de gündelik yaşamın stresleri ve bazı iç dinamikler, en sevdiğimiz varlıklar olan çocuklara çok sık bağırma ve kızmaya neden olabiliyor.

Kendini tutamayıp bağıran, sonrasında pişman olan, bu durum sıklaştığında ise çocuğuna zarar verdiğini fark eden ebeveynler, yetersizlik ve çaresizlik hissedebiliyorlar.

Zaman zaman bağırmak ya da gereksiz yere kızmak, eleştirmek, müdahalede bulunmak, fiziksel olarak hırpalamak büyük şiddet unsurları değil gibi görünse de uzun vadede çocuğun öz güvenini, ebeveynle kurduğu bağını, iletişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Burada amaç hiç ses yükseltmemek değil. Kaldı ki bazen otoriteyi sağlamak adına kararlı ve yüksek tondan konuşmanız gerekebilir.

Amacımız hiç hata yapmamak, sürekli kitabi cümleler kullanmak da değil. Asıl hedef anne babanın doğallığını bozmadan çocuğuna karşı durduğu “haddi”, yani “sınırı” bilmek ve böylece öfke kontrolü sağlamak. 

HADDİMİZİ BİLİYOR MUYUZ?

Bu sorum sizi şaşırtmasın. Yüz kişiye sorsak bir çocuğa bağırmak onu kırar mı üzer mi diye. Hepsi evet diyecektir. Aslında “sağlıklı yetişkinler”, çocuklara nasıl davranılması gerektiğini çok iyi bilir. Haddini bilir, ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini bilir. Çocuklar sabır zorladığında nasıl tepki vermek gerektiğini bilir.

Ama söz konusu kendi çocuğumuz olduğunda…

Sınırlar ve doğrular adeta değişir.

Kendi çocuğuna bağırabilmek,

Ufak minicik vurmak!!!

Gergin bir günde hıncını çocuğa kızarak almak,

Doğal kabul edilir.

BİR SORU DAHA

En yakın arkadaşınız size çocuğunu bıraksa…

Ve onun çocuğu aynı sizinkinin yaptığı hareketlerle sizi kızdırsa

Nasıl tepki verirsiniz?

Bağırır mısınız?

Bırakın vurmayı, itebilir misiniz?

Tabii ki hayır, öyle değil mi?

O zaman hem kendi çocuğumu büyütürken aklımda tuttuğum, hem de danışanlarıma önerdiğim minik öneriyi sizlerle paylaşmak isterim.

Sizin minik afacan canınızı sıktığında, sabrınızı zorladığında,

“Eğer karşımda arkadaşımın çocuğu olsaydı ne tepki verirdim? Bana emanet, savunmasız, doğruyla yanlışı ayırt etmede zorlanan minik bir çocuğa…” diye sorun ve ayrıca iç sesinizi dinleyin. Eğer gerçek gerginlik sebebiniz başkaysa bunu kendinize telkin edin.

“İş arkadaşıma kızdım diye en kıymetlimi hırpalayacak değilim.”

Bu odak değiştiren ve öfke kontrolü sağlayan cümleler bir süre sonra otomatikleşiyor ve akla geliyor. Bir süre denemeniz dileğiyle...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.