1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Çocuklar da markalara bağlanıyor
Çocuklar da markalara bağlanıyor

Çocuklar da markalara bağlanıyor

Konu alışveriş ve markalar olduğunda çocuklarımıza doğru yaklaşımları öğretebilmek çok önemli.

A+A-

Çocuklarda marka algısı nasıl gelişiyor? Reklamlar ne kadar etkili? Çocuğa ‘marka’ nasıl anlatılmalı ve doğru alışveriş yapma davranışı nasıl kazandırılmalı? Konunun uzmanı Dr. Özgür Bolat, Uzman Psikolog Ayşegül Moral ve Marka ve İmaj Danışmanı Elif Tatlı ile marka-çocuk ilişkisini konuştuk.

Elif Tatlı, kişisel marka ve imaj danışmanı ve altı yaşındaki Burak’ın annesi… Bilgi Üniversitesi Marka Okulu’nda yüksek lisans yapıyor; “Oğlumun marka bağlılığı düşük, açıkçası bundan memnunum” diyor; “Marka bağlılığının çocuklara kazanç ve tüketim bilgisi vermeye başladığımızda sorun olacağına inanlardanım. Çocuklar kendi sosyal kimliğini netleştirmeden marka bağlılığı yaşadıklarında, marka kimliğini kendi kimliği ile karıştırarak tükettiği markaların medyası haline geliyor. Bu da uzun vadede kimlik sorunu olacağı için oğlumda oyuncak dışında hiçbir markanın bilincini oluşturmamaya çalışıyorum. Oyuncak istisna çünkü nasılsa bir süre sonra tüketimi duracak diye düşünüyorum!”

Burak, annesi bu konuda bilinçli olduğu için şanslı. Pek çok anne-baba ise çocuklarının marka ile kurdukları ilişki yüzünden zorluk yaşıyor. Elif Tatlı, etrafındaki pek çok ebeveynle çocuk arasında marka oyuncak tüketimi konusunda çatışma yaşadığını gözlemlediğini anlatıyor: “Bu durumu marka danışmanı olarak analiz ettiğimde, çocukların markalara ebeveynlerden daha etkin bağlılık taşımalarını, markaların iletişim şekillerine bağlıyorum” diyor ve ekliyor: “Markalar, çocuklarla iletişimlerinde uzun süre duygusal bağlılık yaratacak unsurlar sunarken, yetişkinlerle iletişimlerinde ürünün fiyatı, gelişime faydası veya sağlıklı olması gibi rasyonel unsurlar sunmaya çalışıyorlar. Bunların hiçbiri duygusal fayda kadar uzun vadeli etki etmiyor. Duygusal unsurlar ise, çocuklarda heyecan ve merak uyandırıyor.”

Uzmanlar bu konuda ne düşünüyor?

Eğitim Bilimci ve Yazar Dr. Özgür Bolat meselenin markanın çok daha ötesinde olduğunu düşünenlerden: “Günümüzün tehlikesi çocukların kendi kimliklerini markayla tanımlar hale gelmesi! Çocuk ailesinden gerçek sevgi görmüyorsa, ‘Ben, ben olduğum için değerliyim’ duygusunu yaşayamaz. Bu durumda başka değer görme mekanizmaları geliştirir. Marka kullanma saplantısı içine girer. Kullandığı markalarla insanlara ‘ben zenginim’ mesajı vererek, değer görmeye çalışır. Zaten bir çocukta marka saplantısı oluşuyorsa, aile de değersiz hissediyordur, onlar da markalarla kabul görüyordur. Bu durumda çocuğuna gerçek sevgiyi veremez, çocuğuna markalı ürünler alarak sevmeye başlar. Çocuk da ister istemez, aynı yapıyla büyür. Bir anne, çocuğuna “Kırmızı montu giy” yerine “Şuradan aldığımız montu giy” diyorsa markayla tanımlamayı seçmiştir. Çocuk da bu mesajları alır.”

Dr. Bolat, ebeveynlerin süreci nasıl yönetebileceklerini ise şöyle anlatıyor: “Bazı aileler markalı ürünleri markası için değil, kaliteli olduğu için alır. Bazı aileler de değerli hissetmek için. Aslında olay çocukta değerler sistemi oluşturmak. Aile çocukta değerler istemi oluşturursa, zaten çocuk bir ürünü markası için değil, ihtiyacı olduğu için veya beğendiği için seçer. Markasız bir ürünü daha çok severse, onu alır. Aileler finansal okuryazarlığı çocuklarına öğretmeli. Çocuk birikim yapmayı ve istek-ihtiyaç farkını anlarsa, marka eğilimlerini daha kolay yönetir. Aynı ürünü daha ucuz olan bir yerden almak ister. Çocukta hem güçlü bir benlik hem de finansal okuryazarlık bilinci oluşur.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.