1. YAZARLAR

  2. Şahin Ali Şen

  3. Devlet Başkanını Yetiştiren Öğretmen
Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen
Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet Başkanını Yetiştiren Öğretmen

A+A-

Hiç kuşkusuz tüm meslekler önemli ve değerlidir. Ancak, idareciler ve öğretmenler hitap ettikleri kitlenin büyüklüğü nedeniyle, çok daha fazla mesuliyet ve misyona sahip olmak durumundadırlar. Bu misyon ve mesuliyetlerini yerine getirirken yüksek bir şuurla, büyük bir dava bilinciyle hareket etmelidirler.

Yerli ve milli düşünce akımının temsilcilerinden, fikir ve düşünce insanı merhum Mehmet Akif İnan, “Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?” soruma “Benim misyonum adam yetiştirmek, siyaset adam harcıyor.” diyerek öğretmenliğin insan yetiştirme misyonuna işaret eden bir cevap vermişti.

Türkiye’nin en iyi okullarından birinde edebiyat öğretmenliği yapan İnan’ın bir cümleyle özetlediği bu misyon ve vizyon tüm idealist öğretmenlerimiz için yol gösterici ve rehber olmalıdır.  Öğretmenlerimiz, erdemli birey, erdemli aile, erdemli toplum yetiştirmede ve de devletin inşası ve ihyasında ana aktör olduklarının farkında olmalıdırlar.

Yazının başlığını “devlet başkanını yetiştiren öğretmen” olarak yazdım. Çünkü, bir medeniyetin inşasında, huzurlu toplumunun ortaya çıkmasında, kaliteli bir eğitiminin verilmesinde, gençlerimizin geleceğe hazırlanmasında öğretmenlerin sorumluluğunun devlet başkanlarından ve diğer idarecilerden daha az olduğunu düşünmüyorum, hatta daha fazla olduğu noktasında güçlü bir düşüncem, kanaatim var.

Neden mi? Birincisi, devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, müsteşarlar, valiler, genel müdürler başta olmak üzere tüm idarecileri yetiştiren öğretmenlerdir. İkincisi, 5 yaşında kreş öğretmeninin elinde yoğrulmaya başlayan çocuk, üniversite öğretim üyesinin son dokunuşuyla 22 yaşında hayata hazır hale gelir. Türkiye’nin kalkınmasında, gelişmesinde ve geleceğe yol almasında sorumluluk alırlar.

 Bu misyon açısından baktığımızda özü itibariyle 100 milyonluk bir ülkeyi yönetmekle, 40 kişilik bir sınıfı yönetmek arasında fark olmadığını görürüz. Hepimizin yaşadığı  ve bildiği gibi, devlet başkanları öğretmenlerin rehberliğinde o sınıftan çıkıyor. Eğitim ve öğretim sürecinin yönetimi büyük ölçüde öğretmenin elinde. Eğitim ve öğretim sürecinin sonunda hem mesleki beceri kazanan hem de toplumsal katma değeri yüksek hizmet üreten uluslararası rekabete açık birey yetişmesi tamamen idealist öğretmenin gayretine bağlı.

Peki idealist öğretmen özellikleri ne olmalı? Bu noktada yüzlerce özellik sayılabilir. Ancak, ben misyon boyutuyla birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Öğretmenlerimizin fikri zeminini hak, adalet, hakikat, özgürlük, erdem ve bilim değerleri oluşturmalıdır.

Öğretmenlerimizin, değer üreten, değer inşa eden ve değer taşıyan yönü olmalı. Bu misyonlarını yerine getirirken söylenen değil söyleyen, örnek veren değil örnek olan, yaşayan değil yaşatan bir vizyona sahip olmalıdır. Bu anlayışla eğitim ve öğretim sürecindeki tüm öğrencilerine tarihle buluşma, bugünlerini en iyi şekilde değerlendirmelerine yardımcı olma, yakın gelecek, uzak gelecek ve sonsuz geleceğe hazırlanmalarında rehberlik etmelidirler.

Öğretmen iyi bir yönetici olmak durumundadır. Nasıl devlet başkanının ülkeyi yönetirken düzeni kurma ve sağlama sorumluğu varsa öğretmen de kaliteli bir eğitim verebilmek için sınıfta düzeni sağlamak zorundadır. Bunun için mekan, zaman, materyal ve bilgi yönetimiyle birlikte insan aklı ve duygularını da yönetme sanatını bilmelidir. Bu başarıyı yakalayabilmesi ise temsil kabiliyeti ve yönlendirme tecrübesinin yüksekliğine bağlıdır. Konulara ve müfredata hakimiyeti sınıfta verimliliğin sağlanmasında önemli etkenlerdir. Sözünü ettiğim hakimiyet korkuya dayalı otoriterlik değil elbette. Bu noktada öğretmenin tercihi rehberlik ve danışmanlık yapmak olmalıdır.

İdealist öğretmenin, ‘balık tutup yedirme yerine balık tutmasını öğretme’ meteforunda olduğu gibi, bilgiyi tek tek öğretme yerine bilgiyi öğrenme yol ve yöntemlerini göstererek danışmanlık yapma misyonu vardır. Öğrencinin zihnini bilgi yığını haline getirmek yerine analitik düşünceyi öğreterek bilginin işlenmesinde yardımcı olmalıdır. Sanırım, önder, lider, rehber öğretmenlik bu olsa gerek.

Yüksek nitelikli insan kitlesinin ortaya çıkmasında, öğretmenlerimizin vatan sevgilerinin, mesleklerine bağlılıklarının, branşlarını ve öğrencilerini sevmelerinin ve öğretme tutkularının etkili olduğunu söylemek abartılı olmaz. Organizasyon yeteneği yüksek bir öğretmenin, öğrencilerini okuma, araştırma ve incelemeye yönlendirme kabiliyeti de yüksek olacaktır. Böylece öğrencilerin yenilikçilik vizyonuna yardımcı olabilecektir.

Öğretmenlerimizin, ifrat ve tefrit zemininde gel-gitler yaşamasındansa orta yolu seçmeleri, eğitim ve öğretim süreçlerinden dengeli bir insan modeli ortaya çıkarmalarına yardımcı olacaktır. Demokratik ve adil bir insan modelini topluma kazandıracaktır. Öğretmenlerimiz, kendini hiçbir zaman yeterli görmemeli. Kendini sürekli yenilemeli. Yenilikçi bir vizyona sahip olmalıdır. Genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon süreçleri sağlıklı işletilmelidir.

 Geçmişte uygulanan hızlandırılmış ve mektupla öğretmenlik yöntemi eğitim ve öğretim sistemine büyük zararlar verdi. Şimdi de benzer hataları yenilememek lazım. Bu noktada iki güncel konuya değinmek isterim. Birincisi, öğretmenin sözleşmelisi olmaz. Hele hele bir kısmı sözleşmeli bir kısmı kadrolu hiç olmaz. Çünkü, adalet duygusu zedelenir, adalet duygusu zedelenen öğretmen örnek olamaz. İkincisi, öğretmen alımında sözlü sınavın getirilmesi. Bu konu çok hassas. Sözlü sınavda torpil iddiası hiç eksik olmaz. Dolasıyla alınan öğretmen şaibe altında mesleğe başlar, alınmayanın adalet duygusu aşınır. Sözlü sınav yerine çok yönlü ve kapsamlı hazırlanacak alan sınavı daha adil olacaktır.

Hatırlatması bizden.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.