1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. EBS'li Kadınlardan Şiddete Tepki
EBS'li Kadınlardan Şiddete Tepki

EBS'li Kadınlardan Şiddete Tepki

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kadınlar Komisyonu “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla kadına şiddet hayır demek için fidan dikimi gerçekleştirdi.

A+A-

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kadınlar Komisyonu “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla kadına şiddet hayır demek için fidan dikimi gerçekleştirdi. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kurucu Genel Başkanı Mehmet Akif İnan adına kurulan hatıra ormanında yapılan eylemde, kadınlara yönelik şiddet protesto edildi.

 


Eylemde “Kadın Şiddet Nesnesi Değil, Şefkat Öznesidir”, “Fidanlar Ormanın, Kadınlar, İnsanlığın Beşiğidir”, “Kadınsız Medeniyet, Ormansız Ağaca Benzer”, “Sende Şiddete Dur de” yazılı dövizler taşındı.  

 

Fidan dikimi öncesinde basın açıklaması yapan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Safiye Özdemir, fidanları kadına yönelik şiddet eylemlerine dur demek için ve sadece ülkemizdeki kadınlara adına değil, Filistin, Mısır, Suriye, Irak, Doğu Türkistan ve Myanmar’da savaş mağduru kadınlar adına diktiklerini ifade etti.

 

 

21. Yüzyılda Şiddet Devam Ediyor

 

İnsanlığın her alanda gelişme kaydetmesine karşın kadına şiddetin bir türlü son bulmamasından yakınan Özdemir, “21. yüzyılda kadına düşen payda en büyük dilimi yine ne yazık ki şiddet oluşturuyor. Kadına karşı şiddet hem ülkemizde hem de dünyada hala gündemin ön sıralarında bulunuyor. Çünkü kadınlar hala sadece kadın oldukları için öldürülüyor, dayağa, kötü muameleye, cinsel tacize, mobbinge maruz kalıyor. Kadına yönelik şiddet, ulaştığı boyut itibariyle artık küresel düzeyde insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olarak kabul ediliyor. Kadının ‘önce insan’ olduğu görmezden geliniyor” dedi.

 


 

Dünya Kadınlar İçin Şiddet Gezegenine Dönüştü

 

25 Kasım ‘Kadına Karşı Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde dahi kadına şiddetin dünya genelinde devam ettiğinin altını çizen Özdemir, dünyanın kadınlar açısından şiddet gezegenine dönüştüğünün altını çizdi. Savaşların en çok kadınları mağdur ettiğini vurgulayan Özdemir, “Ya Filistin ve Gazze’de İsrail ordusunun silahlarından çıkan bir merminin isabet ettiği bir beden oluyorlar. Ya da Suriye’de Esed rejiminin kirli vahşetini iliklerine kadar yaşıyorlar. Uğradıkları zulümler, yaşadıkları vahşetler geriye ya annesiz bebekler, ya da bebeksiz anneler üretiyor, insanlık tarihinin kirli sayfalarına. Çin’de, Arakan’da ve Orta Afrika’da da durum farklı değil. Kadınlar, sadece savaş ve iç çatışmaların olduğu ülkelerde yaşamıyorlar bu vahşeti ve şiddeti. Olağan günlük hayatın devam ettiği coğrafyalarda, devletlerde ve toplumlarda da şiddet bütün türleriyle kadınların bedenlerinde, ruhlarında varlık buluyor. Demokrasinin beşiği kabul edilen, zenginliğin bulunduğu ülkelerde de durum değişmiyor. Evet, bizim ülkemizde Türkiye’de de kadına yönelik şiddet önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu vahim durumu değiştirmek için önemli çalışmalar, yasal düzenlemeler, kurumsal reformlar yapıldı. Toplumsal farkındalık, devlet iradesiyle, lider siyasi aktörlerin katkısıyla oluşturuldu. Kadına yönelik şiddet, insan hakları ihlali kategorisine alındı ve mücadele öncelendi. Ancak, sonuç, beklenenin ve olması gerekenin çok gerisinde” diye konuştu.

 


 

Mücadelemiz Sürecek

 

Kadına yönelik şiddetle mücadeleye verdiğimiz önemin bir göstergesi olarak, Türkiye’nin, “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ne imza attığını hatırlatan Özdemir, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu bağlamda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 8 Mart 2012’de TBMM Genel Kurulunda kabul edildi ve 20 Mart 2012’de de yürürlüğe girdi. Bir başka ifadeyle, iki yılı aşkın süredir geniş yetkiler içeren ve hızlı davranma imkanı sağlayan bir yasal zemin var. Ancak, zihniyet değiştirici etkiler oluşturulamadı. Şiddet eğilimiyle değil, gerçekleşen ve gerçekleşme riski bulunan şiddetle mücadele edildi. Şiddet mağdurlarına yönelik koruma kalkanları oluşturulurken, şiddet faillerine, fail olma eğilimini yok etmeye yönelik eğitimi, sosyal rehabilitasyon gibi temel uygulamalar devreye sokulamadı. Kadına yönelik şiddetin tekrarını engelleyecek, danışmanlık ve psiko-sosyal destek aparatları hayatla buluşturulamadı.”

 

 

İş Birliği Çağrısı

 

Şiddet gerçekleşmeden önce önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Özdemir,  “Ülkemizin şiddetle mücadeledeki yasal mevzuatı, genel itibarıyla olumlu ve doğru yaklaşımlar içermekle birlikte, bazı ayrıntı hususların dikkate alınması gerekiyor. MEB, DİB, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile iş birliği içinde bulunmalıdır” ifadelerini kullandı.

 


 

Rakamlar Korkutucu

 

Kadına yönelik şiddet sonucunda acı bir tablonun ortaya çıktığını açıklayan Özdemir, şu şekilde konuştu: “2009 yılında 105, 2010 yılında 165, 2011 yılında 121, 2012 yılında 135, 2013 yılında 214, 2014 yılının sonu gelmemesine rağmen kayıtlara göre 250’den fazla kadın öldürülmüştür. Bu tablo bize kadına yönelik şiddet gerçeği ile bu şiddeti önlemeye yönelik mevzuat arasında bir kopukluk olduğunu göstermektedir. Kadının önce insan olduğu akıldan çıkarılmamalı, kadına şiddetin insanlıktan çıkma eylemi olduğu sıkça vurgulanmalıdır. Kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik ortak tavır, şiddet gören kadınların hak arama, faille ilgili başvuruda bulunma cesaretini ve bilincini arttırmıştır.”

 


Özdemir, kadına yönelik şiddetin olmadığı, evleri, şehirleri, ülkeleri ve dünyayı erkeklerle birlikte oluşturmanın insanlık görevi olduğuna belirterek, sözlerini “Şiddete Sessiz Kalmak, Şiddete Ortak Olmaktır”, “Kadın, Şiddetin Nesnesi Değil Şefkatin Öznesidir” sloganlarıyla sonlandırdı.

 

 

Basın açıklamasının ardından fidan dikimi yapıldı. Dikilen fidanların üzerine şiddete maruz kalarak hayatını kaybeden kadınların isimleri verildi.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.