1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 'Eğer bulursa Cumhurbaşkanlığını bırakacağım'
'Eğer bulursa Cumhurbaşkanlığını bırakacağım'

'Eğer bulursa Cumhurbaşkanlığını bırakacağım'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ekranlarında gazetecilerin sorularına cevap veriyor.

A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ekranlarında gazetecilerin sorularına cevap veriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı Özel Yayını'nda, TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör'ün moderatörlüğünde Hilal Kaplan ve Nuh Albayrak'ın sorularını cevaplıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sorulara verdiği cevaplar şöyle:

FETİH ŞÖLENİ

- İstanbul'a aşık olmak, insanda müstesna bir ruh hâli meydana getiriyor. İstanbul'da doğdum büyüdüm, belediye başkanlığı yapmak benim yaşamımda farklı bir yere sahip. Fetih kutlamalarını gençlik yıllarımızdan beri yapardık. Belediye başkanlığıma kadar bu süreç devam etti. Belediye başkanı olduktan sonra da bu kutlamaları farklı bir şekilde sürdürdük. Artık fetih kutlamalarını farklı bir zemine oturtmak istedik. Merhum Sultan Fatih sadece İstanbul'a değil, bir çağa hitap etti. Karanlık bir çağı kapattı, aydınlık bir çağı açtı. Özellikle gençliğin oradan alabileceği çok şey var. Bizim de en önemli meselemiz gençlik olunca Fatih Sultan Mehmet gibi padişahları tanımalarında faydalı olacağını düşündük. Bu yıl ilk adımdı. Bundan sonrada haftayı çeşitli sempozyumlarla geçirelim, yaygınlaştıralım.

Mehteran 82 kişi, bu defa bunu 562 kişi olarak mehter takımı ordaydı. 562. yıl dönümüne atfen böyle bir sayıyla oradaydı. Türk Hava Kuvvetleri'nin Türk yıldızları, pilotlarımızın gösterisi yine aynı şekilde İstanbulluların beğenisini kazandı. Türk Silahlı Kuvvetlerimize teşekkür ediyorum. Daha sonrada belgesel çok çok farklıydı.

Ben o coşkuyu hücrelerimde hissettim. Tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Ben başkanlık sistemi ile ilgili tartışmaları beklediğimiz gibi meydanlarda pek bulmadık. Ağırlıklı olarak ben daha çok gündeme getirdim. Bu seçim arefesinde başkanlık sistemi gündeme farklı bir şekilde oturmalıydı. Muhalefet bu konuya hiç girmiyor. Parlamentodaki böyle bir sayının oluşması onları ciddi manada rahatsız ediyor. Belkide onların geleceği noktasında rahatsız ediyor. Türkiye başkanlık sistemine giderse acaba bu iki yapılı veya iki partiden oluşan böyle bir yapı zaman içerisinde diğerlerini böyle bir yokluğa götürecek. Bu istikrarı getirecektir. Benim bir de belediye başkanlığı sürecim var. Türkiye şu an da adeta ayaklarına pranga vurulmuş bir idari sistemle yürütülüyor. Böyle bir şeyle ülkeyi sıçratmak mümkün değil.

Bu sistem hız veriyor, tırmandırıyor. Bu enerji insanlarımızda, iş adamlarımızda var. Beyin noktasında da ciddi bir güce sahibiz. Bütün bunları yapabilmek içinde lider noktasında bu sorunu aşmalıyız. Güçlü liderlik gerekiyor. Güçlü lider olabilmeniz içinde çoklu yaklaşım anlayışının olmaması gerekiyor. Rahat karar vermek, karar sürecini hızlandırmak, istikrarı yakalamak gerekir.

Ben bir şeye üzülüyorum. Biz dünyada ekonomisi güçlü 17. ülkeyiz. Bizim hedefimiz ilk 10'a girebilmek. Türkiye İhracatçılar Meclisi ile konuştuk. Çevredeki ülkelerde de ekonomik kriz var bu bizi de etkiliyor. Rekabet gücümüzü arttırmalıyız.

Bir gerçeğide ifade etmeliyim. Bu başkanlık sistemi olayı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi meselesi değil, ülkemizin meselesi. Diğer ülkelere bakıyoruz, başkanlık sisteminin etkilerini görüyoruz. Türkiye'nin bunu tartışması lazım. Aydınımız bile bunu tartışmaktan çekiniyor. Hangisi doğruysa buna yönelik adımlarımızı atalım.

-Muhalefet başkanlık sistemini şahsınız olarak istediğiniz üzerinden geçiştirmeye çalışıyor.

Başkanlık sisteminin de bir sınırı var. Biz bir totaliter rejimin özlemi içerisinde değiliz. Geçmişe baktığımızda Özal'ı, Türkeş'i görüyorsunuz. Kendi geçmişini inkâr edenler var. Sayın Bahçeli, Türkeş'le ilgili yapmış olduğu açıklamaları, neyle izah edecek. Onlar şuanda burada farklı bir dönüşümün içerisindeler. Biz olaya farklı bakıyoruz. Kendi geleneklerimizden göreneklerimizden gelen bir geçmişimiz var. Şahsımla alakalı bir beklentim yok. Tek derdim, ülkem çok çabuk sıçramalı. Sistemi gözden geçirdiğimizde karşımıza şuandaki parlamenter sistemle bu yürümez. En güzel örneğini Fransa verdi. Bu işe karşı çıkanlar, "ne olur gel bizi kurtar" dediler. Türkiye'de de bizim bu noktada, inanıyorum ki aklı selim hakim olacak. Bu seçimlerin neticesinde, bunu yapmaya kararlı olan, en azından referandumu sağlayacak bir oy... Diğer üç partide buna karşı.

Anayasa komisyonuna başkanlık sistemini verdik. Diğerleri buna o zamanda yine karşı çıktılar. Zatende yürümedi malum, geldiğimiz nokta ortada.

PARALEL YAPI VE KASET OPERASYONLARI

Bazı televizyon kanalları, 17 25 aralık ve sonrası diye bir kıyas getiriyorlar ekranlara. O kıyaslara her şeyi açık ve net ortaya koyuyor. Gördüğünüz zaman, bu ülkede siyasetin çivisi, bu tür siyasetçiler sayesinde çıkmış. siyasetçi bir defa dürüst olacak. bunu böyle yalanla hakaretle sürdürmeyecek. Ana muhalefetin başındaki kişi yalanın üstüne yalanlar koyuyor. Paralel ile ilgili şeyde, sen bir defa bu partinin başına kendi genel başkanını ipe götürecek bir kasetle geldin. Ne yazıkki sayin Baykal, onun da benim tarafımdan bilindiğini o yüzden Başbakan bunu açıklamaları demişti. Defalarca söyledim. Bunu yayından kaldıran benim. Binali beye dedim ki bu işi hemen hallet. Bu yayın edepsizce yapılıyordu. Ondan sonrada ben bunları asla telaffuz etmezken, kendileri aday olmayacağım demesine rağmen aday oldu. Bu dürüstlük mü? Genel başkanın altından koltuğu alıyorsun. Bu kasetle burda duramaz, buraya otururum diyorsun. öyle de oturdu. Bir fırsatçılık yağmasıdır yürüdü. Şimdi onlarla beraber yürüyorlar.

Bölücü terör örgütünün arkasında olduğu siyasi parti içinde aynı şey geçerli. Tek paydaları var, hükümete cumhurbaşkanına karşı olmak. Manevi değerler falan artık önemli değil, her şey meşru. Böyle bir yapı var ortada. Böyle bir durumda siyaseti maalesef yaşıyoruz. Her türlü yalan iftira hala devam ediyor. Bir yere kadar böyle gidecek.

ADANA'DA DURDURULAN MİT TIRLARI

Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatı'mız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Millî İstihbarat Teşkilatı'na yönelik atılan o iftiralar ve gayri meşru operasyonlar, bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. Avukatlarına talimatı verdim hemen davayı açtım.

Üst akıl böyle bir talimat veriyor. DAİŞ'ten bahsettiler, terör örgütlerinden bahsettiler. Bayırbucak Türkmenleriyle ilgili bizim desteğimizin olmadığını iddia ediyorlar. Ahmet Davutoğlu Bey'in, benim defaatle yaptığımız toplantılar var. Lojistik yardımlarımızı, verdiğimiz eğitimleri açıklarlar.

Biz onları yalnız bırakmamanın ötesinde, sıkıntıda olanların bir kısmını ülkemize çektik, tekrar daha sonra gönderdik. Bu konuda bize muhalif olan siyasilerden, bunu bilenlerde vardır. Biz zalim Esed'in eline bunları bırakamayız. Elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Ben davamı da açtım. Bunların bütün derdi Türkiyenin imajına gölge düşürmek. Bunu özel haber olarak yapan kişi de bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu.

PARALEL ÖRGÜTLE MÜCADELE HUKUK ÇERÇEVESİNDE

Bizim attığımız adımların hepsi hukuk çerçevesi içinde yürüyor. Tutuklananlar içerdeler, savcılık iddianamelerini hazırlıyor. Sonrasında yargı devam edecek. 8 Haziran itibariyle çıkacak tablo, hükümet aynı hükümet olursa bu işte bir kararlılığı var. Hükümet bu geldiği noktadan sonra yine devam edecek. Süreci devam ettireceğiz, taviz vermemiz söz konusu değil.

KPSS ile ilgili 30 a yakın insan tutuklandı, yurt dışına kaçanlar oldu. Hepsinin de farklı sığındıkları yerler var. Bundan sonraki sürecin içerisinde bu kaçış, arkada bir dağınıklığı meydana getirecek. Hükümet olarak da şuan da seçim öncesi yapılanlar ve seçim sonrasında yapılacak olanlar var. Şuan da tabi seçim atmosferi içerisinde bu tür adımları atamadılar.

Ulusal güvenliğimizi tehdit eden, legal görünüm altındaki illegal örgütler derken hedefi ortaya koyuyor.

BDDK'NIN "BANK ASYA'NIN TMSF'YE DEVREDİLMESİ" KARARI

Bu bankanın Türk finans sektöründe bir ağırlığı yok. Yüzde 1 falandır. Biz ısrarla Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıf Bank'ın bu işe girmesi. Artık İslam dünyasında özellikle sermaye böyle bir güvenilir merkez yer arıyor. Londra bu işin merkezi olsun da, İstanbul neden olmasın. Biz o algıyı meydana getiremedik. Ben Ziraat Katılım'ın açılmasıyla birlikte umutlarım artıyor. Halk Katılım'ın açılışıyla ilgili de çalışmalar sürüyor.

Vakıf Bank'ın yüzde 56'sı Vakıflar Genel Müdürlüğünün. Bu Vakıf Katılım'ın çok güçlü bir hâle gelmesini sağlayacaktır. Tabii bu bir anda olmaz, peyderpey oradaki hissesini alıp Vakıf Katılım'ı çok güçlü hâle getirebilir. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakıf Katılım'ın dağıttığı paradan rahatlıkla parayı kullanabilecek. Vakıflar Genel Müdürlüğünün ilgi alanı çok geniş. Bu bir akar. Ve bu akarı rahatlıkla kullanma şansına sahip olacak. Vakıflar Genel Müdürlüğü inanıyorum ki en etkin hayır kurumu hâline gelecek.

GENEL SEÇİMLER VE KARARSIZLAR

Gittiğim illerde oradaki siyasetin içerisinde olan insanların bana aktardıkları bilgi. Muhalefet pek hareketli değil, hareketli gibi görünen de tehdit yapıyor. Siirt'teki olayı gördünüz, orada 3 tane hanımefendiye saldırıyorlar. Aynı şekilde Hakkari'de havaalanı açılışı yaptık, kepenkler indirildi, iki işçiyi de öldürdüler. Korku salıyorlar. Diyarbakır, ciddi bir tedirginliğin altında. Van'da musluklardan kanın akıtılması olayı. Bunların hareket alanı bu. Dürüst samimi olarak sandıklara gidelim gibi dertleri yok. Son haftaya girildiği için hareketlenme olacaktır.

Meydanların dili farklıdır. Onlar 14 parti birleştiler, aldıkları netice ortada. Biz milletimizle geldik. Tercihim şudur. Son haftaya girildi. Bütün mesele, olay sadece meydanlarda bitmiyor. Ama zihinde kararsızlık tabi biraz düşündürücü. Bana en son geldiğinde 14'tü kararsızlar. O kararsızlar bu hafta düşmüştür. Kararsızların düşmesiyle birlikte yönlendiği istikamet neyse, makası açacak hâle getirecektir. Ülkem istikrardan kopmasın temennisindeyim. İstikrar ve güven zedelenirse; milletim, ülkem kaybeder diye düşünüyorum.

-Bir belediye başkanına dönüp "Başkan çalışmamışsın" demiştiniz. Az bir farkla da kaydetti seçimi. Sahaya baktığınızda neyi görüyorsunuz?

Bu noktada tarafsızım. Meydanlarda milletin tarafındayım. Bir belediye başkanına baktığım zaman hizmet gereklidir ama yeterli değildir. Hizmet yaparsın ama halkın gönlünü kazanamazsın orada seçimi kaybetmeye mahkûmsun. Hizmet yapmazsın ama halkın gönlünü kazanırsın, orada seçimi kazanırsın. Ben belediye başkanlığımda da rastgele çat kapı yaparım. Bir çayını ayranını içerim. Geçenlerde Sultangazi'de bunu yapmıştım.

ÇÖZÜM SÜRECİ VE HDP'NİN TEHDİTLERİ

Öncelikle şunu tespit etmekte fayda var, milletin tercihi her şeyin üstündedir. Millet neyi tercih ediyorsa herkes buna saygı duymak zorundadır. Barajın üstünde olmasını mı istiyor, barajın altında mı bırakmak istiyor. Buna saygı duyulmalıdır. 2002 Kasım seçimlerinde MHP barajı aşamamıştı. Barajı aşamadık diye MHP, terör örgütünün arkasında olduğu partinin yöntemlerine başvurmadı. Bir sonraki seçimi bekledi ve parlamentoya girdiler. Öyle tehditler var ki. Partinin kıdemli mensupları değil sadece, dışarda sözde bazı aydınlar destekler verdiklerini söylüyorlar. Siz oylarının rengini açıklarken bir gerçeği de göreceksiniz. Siz kalkıpta Van'da bilbordlardaki kan akan muslukları görmezseniz, kusura bakmayın saygı diye bişey kalmaz. Bu isimlerin içerisinde bir kaç tanede akil insanlar kadrosunda yer alan kişilerden var. Bütün bunların bizi düşündürmesi lazım. Biz gerçekten demokratik parlamenter sistem içinde siyaset yapacaksak, parlamentoda gelir konuşursun, her şeyi söylersin. Hukuk içine atman gereken adımları atarsın. Silahla siyaset demokratik parlamenter sistemin yolu değildir. Silahla millî iradeyi ipoter altına almak için her yola başvuruyorlar. Millî iradenin 7 Haziran'da bu işi çok iyi değerlendireceğine inanıyorum. Yüzde 99'u Müslüman olduğuna inandığımız bir ülkede, "Taksim Kabe'dir" diye ifade ederseniz, Müslüman kardeşlerimi rahatsız eder.

Diyanet İşleri Başkanı'nın arabasına taktılar. Bunu kaynak olarak gösterdiler. 320 bin liralık bir Mercedes'i çok gören bir zihniyet, kendi bindikleri arabayı hiç söylüyorlar mı? Dedim ki, havuzumuzdaki zırhlı mersedeslerden bir tanesini takdim edeceğim. Havuzdaki uçaklarımız da uluslararası ziyaretlerde kullanılsın istedik. Diyanet İşleri Başkanımızın protokoldeki yeri 52. sıradaydı. 12. sıraya getirdik, bunu bile az buluyorum. Bu noktadaki hassasiyetimizi korumalıyız.

Din dersleriyle, imam hatip okullarıyla ilgili yapılan saldırılar inanıyorum ki dini bütün Kürt kardeşlerimizi yaralamaktadır. Bu kafayla Kürtlerin temsilcisi olamazsınız. Çözüm süreci bu mantıkla tabiki yaralanıyor.

HDP BARAJI AŞAMAZSA ÇÖZÜM SÜRECİ ETKİLENİR Mİ?

Böyle bir şeyi düşünmek bile hayal. Çözüm sürecini başlatan bunlar değil ki, biziz. Üç kademeli başlattık. Bir, demokratik açılım ilk adımıydı. İkinci adım, Millî Kardeşlik Projesi olarak devam etti. Üçüncü adım ise çözüm süreci olarak devam etti. Bunun karşısına dikilme durumu olursa, bunu tabiiki aşacağız. İllegal yöntemlere başvuranlar da bunun bedelini muhakkak göreceklerdir. Son parlamentoda İçişleri Bakanlığımızın çıkarmış olduğu yasalarda bunlara yönelik yasalardır.

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM VAATLERİ

Çok açık net söylüyorum. İlk defa TRT kanallarından söylüyorum. Eğer ana muhalefetin başındaki zat dürüstse. Ben yarın Iğdır ve Erzurum'da olacağım. Buyursun gelsin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde buraları dolaşsın. Herhangi bir lavaboda altın kaplama bir klozet bulacak mı? Eğer böyle bir şey bulamazsa, kendisi bu görevi bırakmaya var mı? Bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacağım. Bunu devletin televizyonundan haykırıyorum. Siyaset namusla yapılır. Ben çıkıyorum programdan, genel sekreterime talimatı veriyorum, o da sıkıyorsa Beştepede Cumhurbaşkanlığı Külliyesini dolaşsın.

İkincisi bardaklar. Benim dönemimde bardak alımı falan olmamıştır. İfade edilen rakamlarla alınmış bir bardakta yoktur. Her tür oradaki alımlarla ilgili arkadaşlarım bilgiyi verirler. Dönemimde böyle bir alım yapılmamıştır, geçmiş dönemde yapılan alımlardır. Bir iftira edebe adaba yakışmaz. Hodri meydan diyorum. Çık gel Beştepe Külliyesini dolaş. Bulduğu takdirde cumhurbaşkanlığı bırakacağım diyorum. Kendisi de bulmadığı takdirde CHP'nin başından ayrılacak mı? Tüm yazılı görsel medyanın bunu takip etmesi lazım. Bunların yalan hücrelerine işlemiş. İftira at tutmazsa iz bırakır.

KAYNAK DA ÜRETTİK, BORÇLARI DA ÖDEDİK

Kaynak üretmede Türkiye tarihinde bir ilkiz. Cepte hazır olan parayı tüketmek kolaydır. Biz kaynak ürettik, Marmaray'ı, üçüncü köprüyü, üçüncü havalimanını yaptık. Koalisyon hükümetlerinden sadece zorunlu tasarruftan borç, 15 katrilyon sadece memur ve işçiye borç vardı. Sendikalarla arkadaşlarımız bir araya geldiler, bu borçları biz ödedik. Bunlar memuru da işçiyi de soydular. Biz gelmeseydik; memurum, işçim bu borçları tahsil edemeyecekti. Memura da işçiye de yapılan zamlara baktığımızda aldığımız mesafe çok çok önemli.

Benim memur kardeşim işçi kardeşim şunu niye düşünmez: Ben daha önce bu hastanelere bu şekilde gidebiliyor muydum, ilaçlarımı rahatlıkla alabiliyor muydum? Hastanelerde bulamadıkları için eczaneden satın alıyorlardı. Bu devir kapandı. İstediğin hastaneye gidip, istediğin eczaneden ilacını alıyorsun.

Eskişehir'de konuşuyor, "üniversiteli gençlerin harcını kaldıracağım" diyor. Biz harçları kaldıralı nerdeyse iki sene oldu. Verilen burs 45 liraydı. Biz 330 liraya çıkarttık, artı beslenme yardımı. Master öğrencilerine 660 lira. Doktora öğrencilerine 990 lira. Bunlar şu anda veriliyor. Biz yapılanı konuşuyoruz, cek cakla konuşmuyoruz.

Özellikle emeklilerle alakalı konuda, ciddi bir aldatmaca söz konusu. "Bu oyunu hep birlikte 7 Haziran'da bozmak gerekir" diye düşünüyorum. Mesela 2002'de net asgari ücret 184 lira. 2015'te şu anda 949 lira. Nominal artış, yüzde 415. Emekli sandığına baktığımızda artış yüzde 259 lira. SSK işçileri 257 lira alıyordu. 2015'te 1072 liraya çıktı. Artış yüzde 317. Bağkur-Tarımda artış yüzde 885.

Bunları böyle sürdürmek mümkün. Eskiden hatırlarsanız enflasyona bizi ezdiriyorlardı, ama şu anda böyle bir şey ilke olarak yok.

MUHALEFETİN VAATLERİ

Ben filancadan daha mütevazıyım demek tevazu değildir ama bunun en önemli şahidi halktır. 4 buçuk yıl belediye başkanlığı yaptım. Florya'daki muhteşem resmi konutunda değil, Burhaniye'deki o evde yaşadım. Başbakan oldum, yine aynı şekilde 12 yıl resmî konutta yaşamadım, Subay Evleri'nde oturdum. Şimdi resmî konuttayım.

Bu tür iftiralarla, onların da kendilerine has yandaş bir medyaları var malum. Benim bir dönem özel sektörde çalışmışlığım var. Askere gittim geldim, sonra kendi işimizi kurduk. Kurduğumuz işimizle de belli imkânları elde ettik. Bunu hazmedemeyen tipler var. Artık bunların hiçbiri umrumda değil, çünkü halkımızın da umrunda değil. Mütevazı olmak noktasında, köşelerinde bazılarının yazdıkları şeyler. Bu konular benim asla arzu ettiğim ifadeler değildir. Bizim tek derdimiz var, Allahın rızası tahsil edebiliyorsak ne mutlu bize. Bunun dışındaki, bu tür aşırılıklara kaçan ifadelerden tenzih ederim.

TRT Haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.