1. YAZARLAR

  2. Şahin Ali Şen

  3. Eğitim-Öğretim Başlarken Sorumluluklarımız…
Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen
Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitim-Öğretim Başlarken Sorumluluklarımız…

A+A-

İlköğretim ve ortaöğretim okulları eğitim-öğretime polemiklerle, tartışmalarla ve sorunlarla başlıyor. Tartışmaların odağında müfredat, din eğitimi, okul servisleri ve eğitim giderlerinin yüksekliği yer alıyor. Bu sorunların okullar açılmadan tartışılarak uzlaşıyla çoktan çözüme kavuşturulması gerekirdi.

Bugünlerde ise sadece ve sadece ilköğretimden ortaöğretime kadar tüm sınıflarda kaliteli bir eğitime odaklanmamız, öncelikli yapılması gerekenleri hayata geçirmemiz gerekiyordu. Sanırım, eğitimde orta kalite sorununu aşamamamızın nedenlerinden birisi toplumsal enerjimizi ve zamanımızı doğru zamanda ve doğru yerde kullanmamızdan kaynaklanıyor. Açıkçası eğitimin kalitesinin arttırılması kimsenin umurunda değil.

 Bu noktada politika yapıcılara, bürokratlara, medyaya çağrım olacak. Gelin okullar açılırken öğrencilerin kafalarının karışmaması ve derslerine odaklanmaları için tartışmaları polemik düzeyinden çıkarıp akademik, bilimsel ve pedagojik düzeye taşıyalım.

Eğitim-öğretim meselesi o kadar önemlidir ki, tek başına kişi veya kurumların çözeceği bir alan değildir. Ortak akılla ve iş bölümüyle yürütülecek, çözümlenecek bir alan ve süreçtir. Bu süreçte politika yapıcıların, bakanlık bürokratlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının, eğitim yöneticilerinin, öğretmenlerin, eğitim çalışanlarının, öğrencilerin ve velilerin çeşitli sorumlulukları bulunmaktadır.

 Herkesin kendisine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmesi halinde eğitimde orta kalite tuzağını aşarak yüksek kaliteye ulaşabiliriz, değerler setinden kopmadan tüketen insan yerine üreten insan yetiştirmenin yolunu açabiliriz.

Bu başarının yakalanması için politika yapıcılar sürekli sistem değişikliğine gitmekten vazgeçmelidir. Eğitim sistemi yapboz alanı değildir. Doğru eğitim deneme-yanılmayla bulunacak bir zemin değildir. Uzun meşveret sonucunda sağlıklı, kaliteli ve uzun ömürlü bir sistem kurulmalıdır. Eğitim yöneticilerinin sık sık değiştirilmesinden uzak durulmalıdır. Eğitim sisteminde istikrar sağlanmalıdır.

Muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları ve sendikalar bu süreçte yıpratıcı, enerji ve zaman kaybettirici politika yerine onarıcı ve yapıcı katkılar yapmalıdır. Aşağıda ifade ettiğim gibi tartışmalar bilimsel, akademik, pedagojik ve çözüme odaklı yürütülmelidir.

Son yıllarda okul duvarlarını boyayan, masaları tamir eden öğretmenlerin sayısının arttığı gözlemlenmektedir. Bu görüntüleri aşırı değer yüklemek ve olumlamak doğru değil. Bu görev bakandan başlayarak okul müdür yardımcısına kadar uzanan eğitim yöneticileri ve bürokratlara aittir. Eğitim yöneticilerinin görevlerinden biri devletin imkanlarından yararlanarak eğitim-öğretim kurumlarını eğitime hazır hale getirmektir. Özellikle okullarda kaliteli eğitim hizmetinin sunulabilmesi için fiziki eksikliklerin giderilmesinin yanında güven ve huzur ortamının da sağlanması için gerekli tüm tedbirler alınmalıdır.

 Eğitim-öğretim için tüm fiziki sorunların giderilmesi durumunda öğretmene kaliteli bir eğitim-öğretim hizmeti sunma zemini oluşturulmuş olacaktır. Bu hazır ortamda öğretmen yüksek bir motivasyonla öğrencilere kaliteli eğitim vermek için özveriyle çalışacaktır.

Veliler ise, eğitim yöneticilerinin okullarda sağladığı güven ve huzur zeminini evde sağlamalıdır. Evlerimiz, öğrencilerin öğrenmesine kolaylaştırıcı bir şekilde düzenlenmeli, ailenin plan ve programları öğrencinin plan ve programlarıyla örtüşmelidir. Bu uygulamalar baskıcı otorite ve sert disiplin altında değil doğal bir şekilde yapılmalıdır.

Bu vesileyle öğretmenlerimize hatırlatmak isterim: Okumayan ve kendini geliştirmeyen öğretmen öğrencilere nitelikli eğitim veremez. Öğretmenlerimiz hem branşlarında hem güncel konularda yetkin ve etkin olmak için çaba harcamalıdır.

Kendi öğrencilik hayatımızda da şahit olmuşuzdur. Sınıfta disiplin öğrenciye yönelik hakaret, dayak, azarlamayla sağlanmaz; etkili öğretmeyle gerçekleştirilir. İyi ders anlatan öğretmenler nefes almadan dinlenilir; onlara sorular sorulur, cevaplar verilir. Öğretmenlerimiz öğrencilerde davranış değişikliği yapacak, zihniyet değişimi gerçekleştirecek, bilginin işlenmesinin yollarını öğretecek nitelikte ders anlatmalıdır.

Eğitim-öğretim sürecinde en büyük sorumluluk öğrenciye düşmektedir. Kendi geleceği için en fazla emeği öğrenci harcamalıdır. Bunun için eğitim-öğretim sürecini gün gün planlamalı, programlamalıdır.  Günlük ne kadar ders çalışacak, ne kadar müzik dinleyecek, ne kadar dinlenecek, ne kadar ders dışı kitaplar okuyacak, sosyal faaliyetlere ne kadar zaman ayıracak kendisi karar vermelidir.

Bu kararları verirken ailesinden, eğitim uzmanlarından, rehber öğretmenlerinden, okul yöneticilerinden destek alabilir. Öğrenci bilmeli ki, bir üst sınıfa geçmek, TEOG sınıfından başarıyla çıkmak, istediği üniversiteyi ve bölümü kazanmak ancak emekle olur. Külfetsiz nimet olmaz. Öğrencinin külfeti de bilinçli çalışmaktır.

Yeni eğitim-öğretim dönemi tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarına hayırlı olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.