1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. En büyük darbeyi HDP yedi
En büyük darbeyi HDP yedi

En büyük darbeyi HDP yedi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Atalay "6, 7 Ekim olayları kendilerine çok büyük bir darbe vurdu. En büyük darbeyi HDP yedi orada. Onun zararını telafi etmek için uğraşıyor" dedi.

A+A-

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Beşir Atalay, 6-7 Ekim olaylarında en büyük darbeyi HDP'nin yediğini belirterek, "Onun zararını telafi etmek için uğraşıyorlar. Dünkü tekrar çağrıları vesaire biraz da öncekini telafi edici bir strateji olarak da değerlendirilebilir" dedi.

Atalay, partisinin 23. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın yapıldığı Ayonkarahisar’da bir otelde basın toplantısı düzenledi.

AK Parti’nin, 2001’de Afyonkarahisar’dan yola çıktığını, ilk istişare ve değerlendirme toplantısını da bu ilde yaptığını belirten Atalay, toplantının formatında bu yıl bir değişiklik yaptıklarını anlattı.

Daha önceki toplantıların ilk gününde, Genel Başkanın açılış konuşması yaptığını, ardından ana konularda bakan ve ilgili kişilerin tek bir salonda sunumlarda bulunduğunu ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

 “Hepsi genel salonda olurdu. Orada da ana başlıklar iç güvenlik, dış politika gibi konulardan oluşurdu. Bu toplantıda cumartesi öğleden sonra paralel salonlarda, 3 ayrı salonda aynı anda toplantıların olması ve isteyen milletvekillerimizin veya katılımcının, burada sadece milletvekillerimiz yok, kurucularımız var, MKYK, Gençlik Kolları MYK üyeleri var, istediği, ilgi duyduğu toplantıya katılsın, hepsi aynı anda devam etsin, daha rahat konuşma, soru sorma cevap alma imkanı olsun. Tek sebebi şu; genel salonda, büyük salonda katılımcıların hepsi rahatça söz alamıyor, söz alınsa bile dakika sınırlaması oluyor. Yeterince belki konuşma imkanı olmuyordu. Bu üç ayrı salona bölününce daha rahat zaman, daha rahat konuşma imkanı oldu. Gerçekten kendilerini rahatça ifade etmeleri, hangi konuda ne söyleyecekse soru sorması cevap alması, bunun ilk denemesini yaptık dün. Üç ayrı salondaydı.”

Kampın ilk gününde, birinci salonda kendisinin yöneticiliğini yaptığı toplantının konusunun çözüm süreci, iç güvenlik ve yeni süreçte yasal düzenlemeler olduğunu anlatan Atalay, ikinci salonda da dış politika ve AB süreci, üçüncü salonda ise genel manada ekonomi konusunun ele alındığını kaydetti.

Diğer toplantılarla ilgili bilgi aldığını dile getiren Atalay, şöyle devam etti:

“Doğrusu MYK da bu format değişikliğini planlarken benim de savunduğum bir şeydi. Sonra bu toplantıların sonuncusunu yönetenler pazar günü başlayacak olan genel başkanın başkanlığındaki toplantıda moderatörler dünkü toplantılarla ilgili 10'ar dakika sunum yapacak. Dünkü konularda öne çıkanlar neler? Toplantıdan sonuç olarak ne çıktı? 10’ar dakika sunacağız. Geçen toplantılarda bu bölümdeki format aynıydı. Sahnede Sayın Başbakan ve çevresinde bakanlar ve ilgili bakanlıklarla ilgili katılımcıların soruları oluyordu, bugün de öyle olacak.”

En yüksek katılım çözüm süreciyle ilgili toplantıya oldu

Atalay, kampın en çok ilgi gören ve katılımcının en fazla olduğu toplantının çözüm süreciyle ilgili bölümün olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“300 kişiyi buldu sonra, 150 kişiyle devam etti. 150’nin altına da pek düşmedi. 26 kişi söz istedi, başta. 26 kişi konuştu. Oldukça iyi bir dinleme vardı, katılım vardı. Ben söyle hissettim, yani maksat hasıl oldu, bu format değişikliğinden. Gerçekten dörtgen şeklinde oturma düzeni,  herkesin birbirini gördüğü ortamda sağlandı. Dikkatli dinleme vardı. Dikkatli notlar alınıyordu. Bu manada ben verimli gördüm. 4 bakanımız, iki başbakan yardımcısı, Başbakan Yardımcılarımız Bülent Arınç ve Yalçın Akdoğan, çözüm süreciyle ilgili başından bu yana olup bitenlerle ilgili katılanları bilgilendirdi. Sunumları 10’ar dakika tuttuk. Konuşmacılara zaman kalsın istedik. İçişleri Bakanı daha çok 6, 7 Ekim’de meydana gelen olaylar sonrası gözaltılar, tutuklamalar, zararların telafisi gibi konularında bilgi verdi. Bir de yeni Başbakanlığa gönderilen ve Meclis’te herhalde yakında tasarı olacak iç güvenlik reformu paketiyle ilgili geniş bilgi verdi. Adalet Bakanımız ise yeni bir teklif, yasa teklifi, biliyorsunuz Yargıtay ve Danıştay ile ilgili bir de zaten Mecliste görüşülmekte olan bir konu var, biliyorsunuz daha önce teklifle gitmişti, orada yine ceza muhakemeleri usulünde bazı değişiklikler yapılıyor, bütün o yasal düzenlemelerle ilgili bilgilendirdi. Bir de HSYK seçimleriyle ilgili, yeni oluşumuyla ilgili bilgilendirilmiş oldu. Söz isteyenlere söz verildi. Zamanı hesap ettik. Genel olarak 3 dakika, 5 dakika tartışıldı. Ben oyumu 5’ten yana kullandım. Hiç kimsenin sözü kesilmedi, söyleyeceğini söyledi.”

Çözüm süreci toplantısı 5 saat sürdü

Çözüm süreciyle ilgili toplantının yaklaşık 5 saat sürdüğüne dikkati çeken Atalay, “Düşüncelere, öne çıkanlara baktığımızda doğrusu çözüm süreci burada, Doğu ve Güneydoğu bölgesinden milletvekillerimiz ağırlıkta öncelikli söz alanlar. Genelde çözüm süreciyle ilgili bölgedeki güvenlikle ilgili, partimizin genel politikasıyla ilgili söz aldı. Çözüm sürecinin önemine hepimiz inanıyoruz. Bölgede güvenliğin artırılması, tam anlamıyla orada hem şehir kesiminde hem kırsal kesiminde vatandaşın güvenliğinin sağlanması, hukuk dışılığa meydan verilmemesi yönünde olan konuşmalar, orada da gündeme getirilmiş oldu” diye konuştu.

Çözüm sürecinin, hukuk dışılığa müsaade edilecek bir şey olmadığını dile getiren Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çözüm süreciyle bunu birbirine karıştırmamak lazım. Hepimiz bunun farkındayız. Genel manada da şunu gördüm; yasal düzenlemelerle ilgili de özellikle bu molotofkokteyli, yüzünün kapatılması mitinglerde vesaire, buna benzer konularda yeni düzenlemeler yapılacak. Bunlara da olumlu bakılıyor, grubumuzda.  Bu konuların çabuklaştırılması yönünde taleplerin olduğunu görmüş olduk. En sonunda da bir saat tekrar bütün sorular sorulduktan sonra, düşünceler alındıktan sonra yine bakanlarımız  bu defa sorulara, cevap verdiler. Ben de genel toparlamayla toplantıyı kapatmış oldum. Bu çerçevede de bugün ayrıntısıyla genele toplantıda bir sunum yapacağım.”

“Ekonomiyle ilgili bütün konularda değerlendirme oldu”

Atalay, ekonomiyle ilgili toplantıya, Ekonomik Koordinasyon Kurulu’ndan bakanların katıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanımız, Kalkınma Bakanımız, Gümrük ve Ticaret Bakanımız, Sanayi Bakanımız oradaydı. Önce Başbakan Yardımcısı Ali Babacan biraz kapsamlı ekonomi sunumu yaptı. Bütün son gelişmelerle ilgili. Daha sonra, diğer bakanlarımız daha kısa 5-6 dakikalık süre içinde kendi alanlarıyla ilgili özel şeyler söylediler. Sonra da soru cevap kısmıyla devam etti. Oradaki katılım 70 kişiydi. Orada 20 civarında katılımcı söz aldı. Cevaplar verildi. Önümüzdeki dönemde biliyorsunuz Orta Vadeli Plan ile ilgili çalışmaları var, Ali Bey’in başkanlığında koordinasyon kurulunun. Orta Vadeli Plan'daki 25 faslın açılması, uygulanması gibi o konularda da epeyce gurubumuzu bilgilendirmiş oldular. Orada özel olarak şu vurgulandı diyebileceğimiz konu yok, hemen hemen ekonomiyle ilgili bütün konularda değerlendirme oldu.”

Dış politika toplantısı

Atalay, dış politika toplantısında ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı Volkan Bozkır’ın sunum yaptığını, toplantının moderatörlüğünü ise AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay tarafından gerçekleştirildiğini kaydederek, “Orada çok fazla konu ayrımı yapmıyorum. AB’yi biraz daha hükümet öne çıkarıyor. İlk Bakanlar Kurulu’nun birinde de AB’yi özel gündem olarak ele aldılar. Dışişleri Bakanımıza daha çok bölgedeki gelişmelerle ilgili gelişmeler soruldu. Oraya 60 kişi kadar katılım oldu. 18 kişi söz aldı veya konuşma yaptı. Toplantılar böyle bitmiş oldu” diye konuştu.

"Herkesin düşüncelerini rahatça söylediği bir ortam"

AK Parti'nin istişare ve değerlendirme toplantılarında gerçek manada bir istişare yapıldığını vurgulayan Atalay, "Biz buna inanıyoruz, sözde istişare değil. Şunu arzu ediyoruz; büyük gurubuz, milletvekillerimizin sayısı fazla. Meclis’teki grup toplantılarımızda zaman sıkıntısı vesaire bu her zaman mümkün olamıyor. Zaten orada kapalı kısmı da her zaman yapılmıyor. Bu toplantı bizim için herkesin yürüyen bütün politikalarla ilgili düşüncülerini rahatça söylediği bir ortam" ifadesini kullandı.

Kısa süre önce sadece milletvekilleriyle 7 bölge halinde genel merkezde toplantılar yapıldığını ama buradaki istişarenin daha geniş kapsamlı olduğunu anlatan Atalay, "Doğrusu grubumuzu şöyle görüyoruz; dinamik bir grup, yani dünkü konuşmaları dinlerken herkes kafa yoruyor, bütün meselelerin sahibi olmaya çalışıyor. Her mensubumuz, her milletvekilimiz, bütün politikaları değerlendiriyor. Ben bunu görünce çok memnun oldum" diye konuştu.

Dünkü toplantılara, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun katılmadığını, parti kurucuları ile bir araya geldiğini, daha sonra da yeni oluşan Genel Merkez Gençlik Kolu MKYK’sı ve Kadın Kolları MKYK’sıyla toplantı yaptığını anlatan Atalay, "Sonra da bazı bireysel özel görüşme talepleri, genelde burada olan milletvekillerimizden, kuruculardan veya buraya katılanlardan bireysel özel görüşme talepleri olur, onları sağlamış oldu. Dün o kendi programını yürüttü. Bugün toplantıda o da başkanlık edecek" dedi.

Toplantının öğleden sonra, Genel Başkan Davutoğlu'nun kapanış konuşmasıyla sona ereceğini ifade eden Atalay, "Yani bu 23. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı ile ilgili benim sizlere söyleyeceğim genelde bu. Dün akşam bir sosyal program vardı o iptal edildi, bildiğiniz sebeple. Sosyal program olmadı"

"Çözüm süreci kendi mecrasında yürüyor"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Atalay, "Çözüm sürecinde yeni bir dönüm noktasındayız. Bir kopuş mu var İmralı ile görüşmelerde bir süredir yapılmıyor" şeklindeki soru üzerine de şöyle konuştu:

"Dünkü hükümet yetkililerinin, arkadaşlarımızın verdiği bilgi çözüm süreci kendi mecrasında yürüyor. Bu söylediklerinizi yansıtmıyor o. Çözüm süreci görüşmeleriyle diyaloglarıyla kendi mecrasında yürüyor ama bölgede  güvenlikte bir eksiklik varsa o hızla takviye edilecek, şu anda ediliyor zaten ayrıca bu konuda zaaf oluşturan yasal boşluk varsa onlar da yasal boşlukların doldurulması şeklinde takviye ediliyor. İşte yeni tasarı, yeni teklifler, bir kısmı Meclis’te bir kısmı yakında tasarı olarak gelecek. Özellikle iç güvenlikle ilgili geniş kapsamlı jandarmayı da vesaireyi de kapsayan bir çalışma var. Yani böyle ifadelendirmemiz daha uygun. Çözüm süreci dinamik bir süreç."

Kendisinin çözüm süreciyle ilgili düşüncelerini de aktaran Atalay, "Şöyle bakmak lazım, yani bu süreçler her ülkede, yürüdüğü yerlerde, böyle düz çizgi olarak yürümez, zaman zaman sorunlar olur, zaman zaman hatta kırılma noktaları olabilir. Kolay şeyler değil, yani bu zor konularda bunları normal karşılamak lazım ve büyük bir sabırla, büyük bir kararlıkla yürütmek lazım. Ortaya çıkan sorunlar varsa o sorunları çözeceksin. Yoksa bir provokatif eylem hemen sizi çok farklı kararlar almaya götürür, o zaman bu ciddi konuları çözemezsiniz. Yani zor konular öyle yürütülmez. Provokasyonların da farkında olacaksınız, onları da nasıl tolere edeceğinizi bütün stratejinizin içinde hesap edeceksiniz. Uzun nefesli bakacaksınız, bu konulara" ifadesini kullandı.

"Özgürlüklerin en başında güvenlik gelir"

"Devlet burada ülkenin en kronik sorunlarından birini çözmek için kararlı tutum içinde" diyen Atalay, şunları kaydetti:

"Yeni gelişmeler olduğunda o gelişmelerle ilgili tedbirler alıyor. Şu anda bölgede, alanda güvenlikle ilgili talepler var, beklentiler var, ihtiyaç var daha fazla güvenlik için. Şu anda bunun tedbiri alınıyor. Hükümet bu konuda hem yeni güvenlik takviyesi ve tedbirleri alıyor hem de yeni yasal tedbirleri alıyor, bunları hızlandırmak herhalde önemli olan. Çünkü vatandaşın güvenliği her şeyden önemli. Özgürlüklerin en başında güvenlik gelir. Dolayısıyla ülkemizin her köşesinde, nerede olursa olsun vatandaş güvenle yaşamak durumda, bunu sağlayacak hükümet talep edilen budur."

Endişelerin daha çok hangi alanlarla ilgili olduğuna yönelik bir soruya ise Atalay, “Hukuk dışı her şey. Yani son zamanlarda duyuluyor kimi yerlerde vatandaşa baskı yapma, haraç alma, kimi yerlerde değişik şekillerde baskılar vesaire yani hukuk dışılığın hepsini. Hiçbir yerde bunların olmaması lazım, yani bunlar haklı taleplerdir” karşılığını verdi.

Alınacak tedbirler içinde güvenlik personeli sayısının artırılmasının bulunup bulunmadığına ilişkin sorusunu ise Atalay, “Yani her tür güvenlik tedbiri neticede. Personel sayısı ise o da. Ama güvenliğe bölgede özel bir önem ve ağırlık verme burada yasal boşluklar varsa onlar giderilecek, diğer başka ihtiyaçlar varsa onlar da sağlanmış olacak. Büyük bir gayretle çalışılıyor. İçişleri Bakanımız da geniş bir şekilde bilgi verdi dünkü toplantıda” şeklinde yanıtladı.

"En büyük darbeyi HDP yedi"

Atalay, "Özellikle HDPyle ilgili sormak istiyorum açıklamalar son dönemde ‘Kobani düşerse çözüm süreci biter’ yönündeydi, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da HDP’ye yönelik bir mesajı oldu ‘Sabrımızın da bir sonu var’ ifadesini kullandı. Tüm bunları düşündüğümüzde HDP’ye yönelik hükümetin tavrında bir değişiklik var mı, çözüm süreci tüm bu olumsuzluklara rağmen sürecek mi?" şeklindeki soruyu da şöyle yanıtladı:

"Kararlılık vurgusunu sürekli hükümet yapıyor biliyorsunuz. Yani onda bir şüphe yok ama çözüm süreci hiçbir zaman güvenlikle ilgili bölgede hukukdışılıkla ilgili gelişmelere vesaire zemin hazırlayan, müsaade eden bir süreç değil. Bunu bahane olarak kullananlar olabilir. İkisine birlikte bakmak lazım yani özgürlük, güvenlik dengesi bilirsiniz hepiniz bunun ikisini dengeli götürmek lazım. Bu ikisi dengeli gitmezse o zaman sorunlar başlar. Biraz da doğrusu çözüm sürecini yıpratıcı da bir şey tabii bu güvenlikle ilgili gelişmeler. Yani biraz da çözüm sürecini yıpratan da bir şey oluyor, ona da meydan vermemek lazım.

Ama diğer HDP’yle ilgili vesaire hükümetin görüşmeleridir onlar, onlarla benim ileri bir şey söylemem gerekmiyor. O konularla ilgili çok açıklamalar yapıldı ama şunu kendileri de gördü; 6-7 Ekim olayları kendilerine çok büyük bir darbe vurdu. En büyük darbeyi HDP yedi orada ve onun zararını telafi etmek için uğraşıyorlar. Dünkü tekrar çağrıları vesaire biraz da öncekini telafi edici bir strateji olarak da değerlendirilebilir. Genel Başkanı ve HDP demokrasi bakışı açısından, sivil bakışı açısından, özgürlükçü bakış açısından büyük darbe yedi onlar telafi edemezler. Şiddeti çağıran, şiddetin gölgesinde, korumasında siyaset yapmayı isteyenler Türkiye’de asla mesafe alamazlar. Onlar bu manada doğrusu çok zarar gördüler."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.