1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Erdoğan: Tuzak kuran üst akıl var
Erdoğan: Tuzak kuran üst akıl var

Erdoğan: Tuzak kuran üst akıl var

Türkiye'nin Suriye ve Irak'ı kapsayan 1295 km'lik sınırında büyük bir oyun oynandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tuzağı veya bu tezgahı kuran muhtemelen daha üst bir akıl var" dedi

A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Estonya'nın başkenti Talin'e gerçekleştirdiği ziyareti esnasında Bağımsızlık Savaşı Anıtı'nı ziyaret ederek, çelenk koydu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Letonya-Estonya gezisinden Türkiye'ye dönerken, Cumhurbaşkanlığı uçağında önemli açıklamalar yaptı. Suriye-Irak sınırında ve Kobani çerçevesinde oynanan oyunun sıradan, rastgele, basit bir oyun olmadığını vurgulayan Erdoğan, "bir üst akıl"a işaret etti.

Erdoğan, sorularımızı yanıtlarken özetle şu mesajları verdi:

OBAMA'NIN TAVRI TASVİP EDİLEMEZ: Sayın Obama ile yaptığımız görüşmeden sonra birçok uydurma haberler, yorumlar yapıldı. Görüşmelerde Obama'ya söylediğim şuydu: 'PYD'ye yapılacak olan bu yardımları tasvip etmemiz mümkün değil. Çünkü PYD, PKK ile eş bir terör örgütüdür'. Bunu PYD kabul eder veya etmez ama biz uygulamalarını, PKK'nın içerisindeki Suriyeli lider kadrolarının PYD içerisinde savaştığını da bilenlerdeniz. Bu süreç içerisinde Sayın Obama'nın görüşmeden sonra kalkıp hemen üç tane C 130'la, silah ve mühimmatı Kobani'ye indirmiş olmaları gerçekten tasvip edilmez. Ne oldu? Silahların bir kısmı IŞİD'in eline düştü. Bunun Musul'da olandan bir farkı var mı? Yok. Musul'da da Maliki ordusu kaçtı, Amerika'nın orduya verdiği bütün o ağır silahlar, IŞİD'in elinde kaldı. Bütün bunlar ortada iken Kobani, ABD için niçin bu kadar stratejik? Stratejikse bizim için olması lazım. Çünkü burası bizim sınırımızda, buranın ABD ile hiçbir alakası yok. Bu konuda bana verilebilen bir cevap da yok.

ÜZERİMİZE DÜŞENİ FAZLASIYLA YAPTIK: Bana söylenen tek bir şey var: "Eğer Kobani düşerse IŞİD, 'Bak ben Amerika'ya karşı, koalisyon güçlerine karşı büyük bir zafer kazandım' edasıyla dolaşacak". Dediği bu. Ben de Obama'ya ısrarla dedim ki; 'Şu anda Kobani boş bir şehir, 200 bin insan benim ülkemde'. Ülkemize geçenlere 4.5 milyar dolar deskek vermiş bir ülkeyiz. 'Siz ne yediriyorsunuz ne giydiriyorsunuz' diye kimse sormuyor. Hal böyleyken PYD'nin başındaki kişi sıkılmadan, 'Türkiye bize yardım etmiyor' diyebiliyor. Biz zaten sana yardım etmiyoruz. Bizim derdimiz Kobani halkı. Türkiye üstüne düşeni fazlasıyla yaptı.

KARA OPERASYONU OLMADAN MÜMKÜN DEĞİL: Amerika, koalisyon güçleri şu anda havadan bombalıyorlar. Kısmen faydası yok değil var ama karadan operasyonlar olmadığı sürece buradan netice almak mümkün değil. Peşmergelerle alakalı olarak görüşmeler yaptık, arkadaşlarım Kuzey Irak'ta görüşmeler yaptı ve onlar bunu kabul ettiler, PYD kabul etmedi.

TEZGAH BOZULACAK DİYE İSTEMİYOR: Obama ile gece 2'de yaptığım görüşmede, 'bu gece hemen Barzani ile gerekirse görüşürüm, peşmergeleri gönderme işinin hızlandırılmasını isterim' dedim. Obama, 'Kobani'dekiler 2-3 gün bile dayanamazlar. Ellerinde herhangi bir silah, mühimmat kalmadı' cevabını verdi. 'Biz kendi üzerimizden oraya peşmergelerin geçişini sağlayacağız' dedim. Tabii oradakilerin hesapları bana göre farklı. Neydi hadise? PYD, peşmerge oraya gelirse Kobani'ye hakim olur diye istemiyor. Yani, Kürt'müş, Arapmış, Türk'müş o mesele değil. PYD, peşmergenin gelmesi durumunda oyununun bozulacağını düşünüyor. Tezgah bozulacak.

OYUN İÇERSİNDE OYUN: Sayın Obama'ya şunu da söyledim: 'Birinci derecede tercihimiz Hür Suriye Ordusu'dur. Onlarla görüşürüz'. Nitekim her iki tarafla görüşmelerde, Barzani kabul etti. Spekülasyonların ortadan kalkması için bunları söylemek zorundayım: Hedef 2 bin kadar peşmergenin gelmesiydi. İlk etapta 500 göndereceklerdi fakat sonra PYD bu sayının 155'e inmesini; hatta onlar 155'i de istemediler. 'Bize ağır silah gönderin' dediler. Kuzey Irak yönetimi de, 'Biz silahı size göndermeyiz. Kendi elemanlarımızla göndeririz, tekrar onlarla da alırız' dedi. Biz de bunun kontrolümüzde gideceğini esasa bağladık. Hür Suriye Ordusu da bin 300 kişiyi göndermeyi kabul etti ve adımı attı. Çok enterasandır; PYD önce bu bin 300 kişiyi biraz kabul etmeme noktasındaydı. Ama sonra kabul etme konumunda kaldı. Fakat burada da yine farklı bir adım attı. 'Biz onlara ayrı bir cephe açalım'. Yani oyun içerisinde oyun. Hesap bu. Tabii oyun bozuluyor.

BİR ÜST AKIL VAR: Şunun üzerinde iyi düşünmemiz lazım: Bu tuzağı veya bu tezgahı kuran muhtemelen başka bir mantık var. Yani şu anda PYD'nin mantalitesinin bu kadar güçlü olduğunu ben düşünmüyorum. Muhtemelen daha üst bir akıl var. ('Kim' sorusu üzerine) Onu artık siz düşüneceksiniz. Kobani aslen Kürtlerin mi yoksa Arapların mı tartışmasına girmek istemiyorum. Ama işin aslına bakarsanız, adı üzerinde Ayn el Arap'tır. Şimdi oradaki bu gelişme bunları rahatsız ederken olay farklı. 'Sizin için stratejik mi?' Söylenmiyor. Ne deniyor? "IŞİD burayı düşürdüğü anda, 'Bak ben koalisyon güçlerine karşı bir zafer kazanmış olacağım' diyebilir." Bu çok tehlikeli yaklaşım. Peki İdlib, Rakka düştüğünde niye aynı şeyi düşünüp, oralarda vurmadınız IŞİD'i? Irak'ın üçte biri IŞİD'in işgali altında, orada niye vurmadınız? Üstelik işgal sizin silahlarınızla devam ediyor. 30, 40 kilometre yaklaştıkları Erbil giderse, orada da ağırlıklı Kürtler var, ne olur bu hal? Niye bu soruyu sormuyorsunuz?

BİN 300 RAKAMINI ÖSO YETKİLİLERİ SÖYLEDİ: (ÖSO'nun 'bin 300 kişinin Kobani'ye geçmesi konusunda anlaşmamız yok' açıklaması): Hayır, tam aksine bin 300 rakamını Özgür Suriye Ordusu yetkilileri ifade etti. En yetkili ağızdan, bizim de yetkili arkadaşlarımıza bunu bildirdiler. Özgür Suriye Ordusu'nun attığı bu adım birçok tuzağı da bozuyor. Onun için ben bunu çok hayırlı bir adım olarak görüyorum. PYD'nin tezgahını, tuzağını bozacak. Peşmergelerin geçişi konusunda da arkadaşlarımız irtibat halinde. Tasarruf, Kuzey Irak Yerel Yönetimi'nde. Bize düşen onlara belirlenmiş olan yol haritası. Bu harita üzerinden hareket edilecek.

BİN 295 KM'DE OYUN OYNANIYOR: ('Kobani neden aniden bu kadar önemli hale geldi' sorusu üzerine): Bunu konuşmak için biraz erken. Onun için şu anda konuşmamayı yeğliyorum. Ama sınırlarımızda oynanan oyun sıradan, rastgele, basit bir oyun değil. Çünkü, bin 295 kilometrede bu oyun oynanıyor. Bunun 950 kilometresi Suriye, diğeri Irak sınırımız. Bunlar yeni başlamadı. Biz bunları söylerken Esed, Kürtleri daha tanımıyordu. Aramızda muhabbetin olduğu zamanlarda, 'Bunlar senin vatandaşın. Bunları vatandaşlığa kabul edin. Ver bunlara pasaportunu' dedim. Biz o zaman Kürtlerin hakkını böyle savunduk. Şimdi 'Kürtlerin haklarını Erdoğan hiçbir zaman savunmadı' diyorlar. Bunların yapılanlardan haberi yok.

ELİMİZİ KİMSE ZAYIFLATAMAZ: ('Gezi olayları, 17-25 Aralık bu oyunun içinde mi' sorusu üzerine): Onlar tabii şu anda Suriye planının dışında olanlar. Gezi'de, 17-25 Aralık'ta hepsi iktidarımıza, Türkiye'ye yönelik operasyonlardı. Rabbimden başka bizim elimizi kimse zayıflatamaz. Biz rahatız. Üzerimize düşeni, inandığımızı yapmaya devam edeceğiz.

PKK DA UZANTISI DA BARIŞI İSTEMİYOR: ('Son PKK eylemleri de oyunun parçası mı' sorusu üzerine): Hepsi bunların içinde. Çözüm sürecini özellikle engellenme gayretleri de bu işin içinde. PKK da uzantısı olan siyasi parti de barışı istemiyor. İki kere iki dört. Bunlar sadece, meydanlarda 'barış, özgürlük' derler. Kağızman'da baraj inşaatında iş makinelerini yaktılar. Sen Kürt'e hizmet gitmesini istemiyorsun yahu. Yol yapıyoruz istemiyorsun, enerji hatları kuruluyor istemiyorsun. Üretilen enerjiden sen aydınlanacaksın, karanlıkta mı yatmak istiyorsun arkadaş? Bunların Kürtleri düşünmek diye bir derdi yok. Dertleri, ülkeyi karıştırmak, barış ortamından tamamen, gerilim, kavga, kaos ortamına sürüklemek. 11 yıldır bunu başaramadıkları için çok rahatsızlar. Arkadaş, 3 bin 500 dolardan 11 bin dolara çıktı kişi başına milli gelir. 230 milyar dolardan 820 milyar dolara çıktı milli gelir. Maastricht kriterinin altına düştü Türkiye borçlanması. Milli gelire oranla yüzde 73'tü şimdi yüzde 35. AB üyesi ülkelerin bir çoğunda bu yok. Bunlar apaçık ortada iken ya sizi rahatsız eden ne? Yapılan yollar mı, hastaneler mi, o yaktığınız okullar mı?

İMRALI RAHATSIZ OLDU, AÇIKLAMA YAPTI: ('Süreç için 2015 final yılı olacak' deniyor. Tarih verebiliyor musunuz' sorusu üzerine): Bunlar matematik değil sosyal olaylardır. Sosyal olaylarda iki kere iki dört diye bir şey olmaz. Bu bir süreçtir, çözüme kadar devam eder. İşin sosyolojik analizini yaparak bir yere geldik. Bundan Güneydoğu'daki vatandaşların hepsi memnun ama terör örgütü memnun değil ve onu pazara çıkarıyorlar. Uzantısı da memnun değildi çünkü onun üzerinden pazarlıklarını yapıyorlardı. Fakat İmralı gördüğüm kadarıyla rahatsız oldu ve 'çözüm sürecini bozmayın, engellemeyin' diye açıklama yaptı.

'2015 FİNAL YILI OLACAK' İFADELERİ YANLIŞ: Gönlümüz arzu eder ki bu süreç bir barış, dayanışma içerisinde devam etsin. Yoksa her atılan hayırlı adımı engellemek için buna kılıf uydurmaya gerek yok. Ben, '2015 final yılı olacak' gibi yaklaşımları çok çok yanlış buluyorum. Bu noktada bizim için her an finaldir, her an bir başlangıçtır. Bunun böyle bilinmesi lazım. Yol haritasına gelince; zaten yayınlandı. Benim dönemimde de kitapçıklarını yayınladık, hatta 6 maddelik yasal düzenleme de çıktı.

ABD'NİN YAPTIĞI EĞİTMEDEN DONAT: (Suriye konusu ve 'IŞİD'le mücadelede ABD Türkiye'nin tezlerine eskiye oranla daha mı yakın' sorusu üzerine): Bana göre şu anda ABD hala orta noktada. Sadece uçuşa yasak bölge dediğimiz bölgenin ilanıyla ilgili dahi kesin bir adım atmış değil. Güvenli bölge 'tartışılabilir' diyor. Üçüncüsü eğit-donatta adım attı gibi. Çünkü ben gökten uçaklarla atılan silahların eğit-donat tanımı içerisine girdiğini kabul etmiyorum. Böyle bir şey yok. Eğitmeden donattır bu. O da kimi donattığı da belli değil. Dolayısıyla burada yapılanın beklentilerimiz istikametinde hiçbir olumlu tesiri yoktur.

'SADDAM GİDERSE KİM GELECEK' DEDİNİZ Mİ?: ('Obama başkanlığı bitene kadar Esed'in gitmesi için bir şey yapar mı' sorusu üzerine): Batıda hala 'Esed giderse yerine kim gelecek' mantığı var. Şuna kafayı yormuyorlar: Halkın iradesi ile kim seçildi ise o gelecek. Bırak Esed bir gitsin sonra halk kimi isterse o gelsin. Saddam Hüseyin'i gönderdiniz, 'Saddam giderse yerine kim gelecek' dediniz mi? Gelen belli. 'Kaddafi giderse yerine kim gelecek' dediniz mi?

RUSYA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ: (Rusya'nın Suriye politikasına ilişkin soru üzerine): Maalesef Rusya ile biz Suriye konusunda karşı karşıyayız. Aynı istikamete bakmıyoruz. Rusya'nın Suriye'ye desteği sürüyor. Ekonomik meselelerde ilişkilerimiz gayet iyi ama Ukrayna'da Kırım meselesinde Rusya ile maalesef yine aynı konumda değiliz. Kırım Tatarlarının oradaki durumuna yönelik söylenenler bize umut vermiyor. 'Önceki yönetime göre daha iyi olacaklar' deniyor ama Cemiloğlu'nun, diğer isimlerin Kırım'a girişlerinin yasaklanması akla mantığa ters düşüyor. Zulüm görmüş insanlara niçin kapıyı kapatıyorsun? Anlamak mümkün değil.

İRAN SAMİMİ DEĞİL: (İran'ın bölgedeki tutumu konusunda): Son zamanlarda İran'ın bölgedeki etkinliği çok daha farklı bir konumda. Irak ve Suriye'ye yönelik etkinlikleri maalesef samimi bir yaklaşımla devam etmiyor. 'Gel, burayı Türkiye İran beraber çözelim' diye Başbakanlık dönemimde de sonra da söyledik. Ne yazık ki böyle bir yaklaşımın içerisine girmedi. İkili görüşmelerimizde, 'beraber çözelim' diyorlar. Adım atmaya gelince kendilerine has çalışma usulleri ile işi götürüyorlar. Bu çok üzücü. Bundan dolayı İran'la rahat bir çalışma zeminini bulamıyoruz. Mezhebi yaklaşımı çok öne çıkartıyorlar. Bütün ileri gelenlerine defaatle, 'Biz her şeyden önce Müslümanız gelin olaya Müslümanca bakalım. Sünni'nin Alevi'ye, Alevi'nin Sünni'ye ve Şia'nın üstünlüğü vesaire bunları konuşmayalım' dedim.

ALMANYA GEÇİŞTİRİYOR: (Almanya'nın PKK konusundaki tavrını değerlendirirken): Sayın Şansölye'ye ciddi sayıda belgeler verdim. 'Bunlar hakkında açtırdığımız 4 bin dava var' dedi. Ama 4 bin davanın içinden net gördüğümüz bir tane yok. Almanya, terör örgütünün ciddi manada yerleştiği yerlerden biri. Söylediğimizde, 'kontrolümüz altındadır' diye geçiştiriyorlar.

Erdoğan, Estonya dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

'Mescitten rahatsızlık duymuş olabilirler'

Erdoğan, İstanbul'daki Validebağ Korusu'yla ilgili girişimlerin Gezi benzeri bir olay başlatıp başlatmayacağı sorusunu şöyle yanıtladı: "Validebağ konusunun camiyle, inşaatla yakından uzaktan alakası yok. Bulunduğum makam bazı şeyleri ifade etmeme müsaade etmiyor. Bazılarının bu ülkeye hiçbir sevdası yok. Validebağ Korusu mezbelelikti, rezillikti. Üsküdar Belediye Başkanı, Başbakanlığım döneminde, 'Burayı bize veya İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne tahsis edin, temizleyelim' diye rica etti. İnsanlar biraz da korkuyor. Burada yürüyüşlerini rahatlıkla yapabilsinler, icabında çay içebilecekleri mekanlar olsun. Yoksa içinde apartman, şu, bu, böyle bir şey asla yok. Üsküdar Belediye Başkanımız, korunun yan tarafındaki bir yere bir mescid yapma planı içindeydi. Zaten İmar Planı'nda da önceden varmış. Validebağ Korusu'nun sınırları içinde değil. Orada mescid var ya. Kimileri bundan rahatsızlık duymuş olabilir. Yapılacak olan Validebağ'ı güzel peyzajı ile halkımıza kazandırmaktır."

Siyasete girmelerinde fayda var

Erdoğan, paralel yapının kırmızı kitaba girmesi konusunda, "Milli Güvenlik Kurulu tavsiye kararını alır, hükümete bildirir. Hükümet bunu Bakanlar Kurulu'ndan geçirdiği andan itibaren bu Milli Güvenlik Kurulu Siyaset Belgesi'ne girer. Bu süreç, 30 Ekim'de MGK gündemine gelecek ve orada görüşeceğiz" dedi.

Erdoğan, paralel yapının parti kurma adımı attığı yolundaki haberleri değerlendirirken de, "Biliyorsunuz ülkemizde en kolay şey parti kurmaktır. Şu anda 70'i aşkın parti var. Herkes kurabilir. Keşke bunlar da böyle bir parti kurmuş olsalar. Bundan çok çok mutlu oluruz. Çünkü herkes nerede olduğunu, kilosunu, boyunu, posunu görmüş olur. Bu bakımdan çok çok isabetli olur. Yani bazı şeyler var ki efsane olarak güç devşiriyorlar. 'Bizim şu kadar oyumuz var' gibi. Sadece onlar değil başkaları da yaptılar bunu yıllar yılı. '25 milyon oyum var, en az yüzde 25 oyumuz var' diyenler oldu. Ama sonra baktık ki Ana muhalefet Partisi bile böyle bir oy alamadı. Bu gerçekleri görmemiz lazım" dedi.

Erdoğan, "Parti kurarlarsa legaliteye mi çıkmış olurlar" sorusuna, "Tabii o çok önemli. Bu şeyleri teşvik etmekte fayda var, yeter ki bir an önce kursunlar" yanıtını verdi.

'Yeşil kart gerekçesini gösteriyorlar'

Erdoğan, "Gülen'in iadesi konusunda ilerleme sağlandı mı" sorusunu, "Bunu ABD Başkanı'na, Biden'a, Kerry'e, Ticaret Bakanı'na devamlı söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz. CIA yetkilileri ile istihbarat örgütümüzün görüşmeleri de sürüyor. 'Bunu ya deport edin ya bize iade edin'. Ama birinci derecede deport edilmesini istiyoruz. Bir yeşil kart meselesi, bu kartın ağırlığını kaybetmesi meselesi var. Bunu gerekçe gösteriyorlar. Devam eden bir süreç. Neticesi ileride ortaya çıkacaktır" diye yanıtladı.

Milliyet

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.