1. YAZARLAR

  2. Vedat Uzuner

  3. Eziyete Dönüşen Ev Ödevleri
Vedat Uzuner

Vedat Uzuner

Vedat Uzuner
Yazarın Tüm Yazıları >

Eziyete Dönüşen Ev Ödevleri

A+A-

Eziyete Dönüşen Ev Ödevleri

Üçüncü sınıf öğrencisi bir çocuk heyecanla babasının işyerinden içeri girerek sesleniyor:

  • Baba, öğretmen on altı tane ödev verdi!

Dile kolay, üçüncü sınıftaki bir öğrenciye on altı tane ödev.

Hafta sonu tatilini fırsat bilerek,  “aman çocuklar boş kalmasın” anlayışıyla belki biraz da veli baskısıyla fotokopi makinalarının başına toplanarak sayfalarca fotokopi çekip çocukların eline tutuşturmak ne derece doğru bilemiyorum.

Oysa hafta sonları, hafta boyunca yorulan çocukların dinlenip toparlanarak, enerjilerini toplayarak yeni haftaya enerjik bir şekilde başlamalarını sağlamak üzere ayrılmış zaman dilimleridir.

Hafta sonları, aile ve arkadaşlarla birlikte hoş vakit geçirilen, sinemaya, tiyatroya, pikniğe gidilen zaman dilimleridir.

Hafta sonları, hafta boyunca kendi vücut ağırlığının dörtte, beşte biri kadar çantaları taşımaktan ezilen omuzların, yamulan omurganın kendini toparlayacağı zaman dilimleridir.

Aynı güne denk gelen Türkçe için; dersin ana malzemeleri yanında sözlük, yazım kılavuzu, şiir defterinin,

Beden Eğitimi için; spor ayakkabı ve eşofmanların,

Kura’an-ı Kerim için; Kur’an-ı Kerim kitabının aynı anda taşınması nedeniyle pert olmuş vücudun toparlanması için gerekli zaman dilimleridir hafta sonları.

Velilerin zaman zaman “öğretmen bizim çocuklara ödev vermiyor, okulda ne yaptıklarından da haberim yok”, tarzında endişelerini dile getirdiklerine tanıklık etmekteyiz.

Tabi bunun tersi de söz konusu;

Ödevlerin çok fazla verildiği,

Öğrencilerin ödevlerle uğraşmaktan yorulduğu,

Okuldan, derslerden, öğretmenden soğuduğu,

Bitmeyen ödevler yüzünden ertesi gün okula gitmek istemediği,

şeklinde ifade edilebilecek şikayetler de var.

Bilimsel araştırmalara ve dünya genelindeki uygulamalara baktığımızda ödevlerin derslerin pekişmesi ve velilerin okulla bağının sıkı tutulması bağlamında oldukça önemli olduğunu görüyoruz.

Mesela OECD’ye (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) göre dünyada en çok ödev yapan öğrenciler Çin’de yaşıyor.

15 yaşındaki Çinli bir öğrenci haftada ortalama 14 saat ödev yapıyor.

Çin işkencesi bu olsa gerek diyeceğim ama ülkemiz bana göre bu konuda Çin’den daha önde.

Ödev konusunda Çinliler’i, haftada 9.7 saat ödev yapan Ruslarla 9.4 saat ödev yapan Singapurlular izliyor.

2013 yılında PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavlarında en yüksek başarıyı Çinli ve Singapurlu öğrencilerin gösterdiği biliniyor.

Bana göre bu başarı evde fazla ödev yapmaktan değil, dersi derste anlamaktan kaynaklanıyor.

Tamam, ödev verelim ama ne olur ölçüyü kaçırmayalım.

Kültürümüzde bir deyiş vardır ‘vur dedik de öldür demedik’ şeklinde ifade edilen.

Vur diyorlar öldürüyoruz.

Ödev konusundaki en önemli yanılgımız dersin derste öğrenilmesi herçeğini göz ardı etmemiz.

Dersi anlamayan çocuğa yığınla ödev verseniz ne olacak?

Ödevler ya anne baba ya da evdeki diğer büyükler tarafından yapılacak.

Böylelikle de ödevlerden beklenen faydayı elde edemediğimiz gibi çocuklarımızın en değerli zamanlarını boş yere heba etmiş olacağız.

Öğrenmeyi okulda sağlamak için daha fazla gayret sarf edilmeli. Çocuklar anladıkları konularla ilgili etkinlik yapmayı, problem çözmeyi daha çok severler.

O halde parolamız; “daha az ödev daha çok öğrenme”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.