1. YAZARLAR

  2. Şahin Ali Şen

  3. Hayatla Buluşan Eğitim Müfredatı
Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayatla Buluşan Eğitim Müfredatı

A+A-

Eğitim ve öğretimde, büyük ölçüde fiziksel eksikliklerin giderildiğinin, erişim sorununun halledildiğinin farkındayız, görüyoruz. Bu tabloya bakarak problemsiz bir eğitim sistemimiz var diyebilir miyiz? Tabi ki diyemeyiz. Çünkü, eğitim-öğretimde kalite ve yüksek nitelik sorunu halen devam ediyor. Güncel bir kavramla, eğitimde orta kalite tuzağını aşabilmiş değiliz.

Eğitimde orta kalite tuzağının fakında olan Milli Eğitim Bakanlığı, kalite açığını kapatmak için arayışlarını sürdürüyor. Bu arayışlardan biri de yeni bir müfredatın hazırlanmasıdır. Nitekim, bir müfredat taslağı hazırlanarak toplumun görüş ve önerilerine açıldı. Ne kadar dikkate alınır bilinmez ama sözü olan herkes katkı yapmalıdır. Müfredat taslağının detayına girmek, bu yazının hacmini aşar, ancak genel bir fotoğraf çekmek, müfredat çalışmalarına yeni pencere açmak istiyorum.

Müfredatın özünü, insan onuru, adalet, erdem, bilim ve hak kavramlarını barındıran değerler seti oluşturmalıdır. Değişime duyarlı ve esnek olmalıdır.  Müfredat sabit bir vizyon değildir. Malum, ülkemizin ve kurumlarımızın yıllık, üç yıllık, beş yıllık stratejik planları yanında 2023, 2053 ve 2071 vizyonu gibi uzun vadeli stratejik hedefleri de bulunmaktadır. Eğitim-öğretim müfredatı, hem kısa, hem orta hem de uzun vadeli plan, strateji ve hedeflere duyarlı bir şekilde kurgulanmalıdır.

Kadim kültür ve medeniyetimiz faydasız olandan kaçınmayı salık verir. Başkalarına faydalı olan insanı da makbul insan olarak görür. Bu misyon ve değerler penceresinden baktığımızda, müfredatın insanı faydalı olana yaklaştırma, zararlı olandan uzaklaştırma misyonu var. Bu misyonun hakkıyla yerine getirilmesi öğrencilere hakikatin yolunu yöneltir.

Müfredat, bizlere zihin coğrafyamızda, ruh coğrafyamızda,  gönül coğrafyamızda, beden coğrafyamızda gezinti yaptırmalı, bütün bu coğrafyalar arasında güçlü bağlar ve ilintiler kurmamıza kılavuzluk etmelidir. Unutulmamalı ki, kaliteli bir müfredat, kalbimizi, aklımızı, dilimizi, vicdanımızı doğru kullanma kılavuzu olacaktır.

Konfüçyüs’ün balık metaforundan yola çıkarak, müfredatın her soruyu çözen bir formül olmasını beklememek lazım. Buna karşılık merak ettiğimiz her soruyu ve karşılaştığımız her sorunu çözme kabiliyetimizi güçlendiren ve yol haritaları oluşturmamıza katkı yapan bir bakış açısı kazandırmalıdır. Yine, “Bana anlat unuturum, bana göster hatırlarım, beni dahil et, anlarım” bakış açısının rehberliğinde müfredat öğrencileri uygulama süreçlerinin içine sokmalı, seyreden değil yapan aktif bir aktöre dönüştürmelidir.

Bu durumu ‘oku-düşün-anla ile uygula-yap-yaşa’ denklemiyle özetlemek mümkün.  Bu formülasyonla eğitim ve öğretim sürecini teorik bir öğrenme sürecinden çıkarıp hayata geçirme zeminine oturtmuş oluruz. Oku-düşün-anla-uygula-yaşa eksenli müfredat, sokakla, caddeyle, işyerleriyle, aileyle kısacası hayatla uyumlu olmalıdır. Müfredat hazırlayan eğitimciler en az beslenme uzmanları kadar hassas  ve duyarlı olmalıdır. Bir beslenme uzmanı insanların dengesiz beslenmemeleri için abur cubur yememelerini önerir, bedenlerinin ihtiyacı olan besinleri almalarını tavsiye eder. Hazırlanacak müfredat da çocukların zihin ve ruh dünyalarına faydasız bilgileri yüklememeli, ihtiyacı olmayan bilgilerin hammallığını yaptırmamalıdır. Okulun müfredatıyla hayatın müfredatı örtüşmelidir.

Bu örtüşmenin gerçekleşmesi için okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, master ve doktora programlarının müfredatı birbirini beslemeli, birbiriyle bütüncül olmalıdır. Okul öncesinin bir noktaya taşıdığı öğrenciyi, ilkokul müfredatı bir kademe daha yukarı taşımalı, bu böyle devam ederek nihai olarak hayatla buluşturmalıdır. Müfredat, hayatın ilk merdivenden son merdivene kadar doğru kılavuzluk yapmalıdır. Bu kademeler arasındaki yanlış bir eklemlenme, bir boşluk, bir kopukluk hayat zincirinin doğru oluşumunu engelleyecektir.

Müfredat, öğretmen ve öğrenciye kısmi bir özgürlük ve özerklik vermelidir. Öğrenci, okul müfredatının resmi ve ortalama müfredat olduğunun bilincinde olmalıdır. Bu gerçekten yola çıkarak, her öğrencinin okul dışında kendi özel yetenek ve kabiliyetlerine göre müfredatı olmalıdır. Eğer, bir öğrenci, kendi beden, zihin ve ruh dünyasını keşfetmede okul müfredatının yetersiz kaldığını düşünürse kendi müfredatını kendi oluşturabilir. Örneğin, öğrenci okuldaki resmi tarihle yetinmek zorunda değil. Farklı ideolojik açılardan bakabilen  tarih kitaplarını alıp okuyabilir. Edebiyat derslerinde sınırlı sayıda edebiyatçı ve şaire yer verilebilir. Öğrenci, bu sınırlılıkları aşarak bütün edebiyatçıların kitaplarıyla buluşabilir, bir mani yok.  İnternet ortamında, kimya, biyoloji, astronomi, teknoloji dünyasında gezinebilir. Dünyanın bütün coğrafyalarında gezintiler yapabilir. Yani her öğrenci kendi müfredatını kendi yazabilir. Okuldaki müfredat,  asgari öğrenilmesi gereken alt limitlerdir, bu limitleri zorlamak öğrencilerin elindedir.

Ne aradığını bilen, aradığını nerede bulacağını bilen, nasıl arayacağını bilen, kimlerle arayacağını bilen kendi kaliteli müfredatını oluşturur.

Son söz; müfredat hayalleri öldürmeyen, umutları yeşerten bir vizyona sahip olmalıdır. Umut varsa, aramada devam eder. Arama varsa, aranan mutlaka bulunur. Eğer, ne aradığınızı biliyorsanız. Hakikate ulaşmamıza yardımcı olacak iyi bir müfredatın ortaya çıkması dileğiyle….

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum