1. YAZARLAR

  2. Vedat Uzuner

  3. Hollanda Krizi ve Soytarılık
Vedat Uzuner

Vedat Uzuner

Vedat Uzuner
Yazarın Tüm Yazıları >

Hollanda Krizi ve Soytarılık

A+A-

Hollanda’yla yaşanan diplomatik krizin ardından Avrupa ülkelerinin çifte standardı, demokrasi ve insan hakları anlayışı yeniden sorgulanır oldu.

Genellikle bu tür olaylardan sonra yaşanır böylesi tartışmalar.

Sayın bakanlarımıza yapılan diplomatik nezaketsizlik hiçbir söylemle açıklanamayacak şekilde soytarılıktır.

Bizim kültürel kodlarımızda misafire hürmet vardır ve gelen davetsiz olsa da eldeki imkânlarla en iyi şekilde karşılanarak uğurlanır.

Kaldı ki bakanlarımız Hollandalı yetkililerin değil orada yaşayan soydaşlarımızın misafirleri. Türkiye toprağı olarak kabul edilen konsolosluğa kendi evlerine, bakanlık binasına gider gibi gitme hakları var.

Zorbalıkla bunu önlemenin akılla izah edilecek bir tarafı yok.

Olan oldu.

Bize düşen devletimizi yönetenlerin mütekabiliyet esasına göre cevap vermeleridir.

Bu yönde atılmış adımlar da vardır.

Hollanda’dan bahsetmişken biraz da Bosna-Hersek’e değinelim.

Ne ilgisi var Bosna’yla Hollanda’nın?

Var işte!

1992-95 yılları arasında medeni(!) Avrupa’nın orta yerinde bir savaş yaşandı.

Can ciğer kuzu sarması, kapı komşusu, hısım, akraba olmuş insanlar birden bire kendilerini bir savaşın ortasında buldu.

Dünya’nın en büyük ordularından biriyle elinde silah adına neredeyse hiçbir şey olmayan bir halkı savaştırdılar.

Ve bu savaş devam ederken Thomas Jakob Peter Karremans BM barış gücünün III. Dutchbat taburunun komutanıyken Avrupa’nın o güne kadar gördüğü en büyük katliamın alt yapısını hazırladı.

Korumasına verilmiş Bosnalı sivilleri Sırp komutan Ratko Mladiç’e kendi elleriyle teslim etti Karremans.

Sonrasında yaşanan vahşi katliam sonrası ulaşılan ceset sayısı 8.372’dir.

O dönem için Karremans’ın türlü bahaneleri vardı. BM az sayıda asker göndermişti ve yeterli desteği vermemişti.

Oysa yıllar sonra yapılan yorumlar katliamın önlenebileceğine yönelikti.

Bosna’da yaralar hala kanıyor, analar hala ağlıyor.

Türkiye’de ağlayan bir ana da var yolu Hollanda’dan geçen evladı için.

Bir kafede yaşadığı tartışma sonucu polis tarafından tutuklanıp nezarette kalbinin durması sonucu öldüğü söylenen Erzincanlı hemşehrimiz İhsan Gürz’ün annesi.

Barbar yaratıklar yirmi iki yaşındaki adamı öldürüp beynini ve kalbini çıkararak yerine kâğıt parçaları tıkıyor, otopsi sonuçlarını saklıyor, davacı olan babasını tehdit ediyor, davayı takip eden avukatın diploması iptal ediliyor. AİHM’ye taşınan davanın 4 Mayıs’ta duruşması var. Sonucu da hep beraber göreceğiz, zaman gösterecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.