1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. II. Yeni Türkiye dönemi ve AK Parti
II. Yeni Türkiye dönemi ve AK Parti

II. Yeni Türkiye dönemi ve AK Parti

II. Yeni Türkiye dönemi ve AK Parti

A+A-

II. Yeni Türkiye dönemi ve AK Parti

 

“İkinci yeni Türkiye dönemi.”

Ya da “yeni Türkiye ikinci dönemi”

Bu kazanımın bir şartı var.

Sabırlı olup dinlemeli:

Hiçbir şey olmamış gibi davranmak Fethullahçılıktır.

Ömür boyu, ahaliye, salt, ayet-hadis sağanağı ile ayar vermek, 365 gün hamaset yapmak Cemaatçiliktir.

Hayat, bin bir şekle girer, köprünün altından nice sular akar, basit gerçekler nice muhkem kaleleri yıkar da bir vaiz, bildiğini okur durur.

Kutsal metinler bir şifre olur. Cemaat şifreleri çözüp pratik hayata dair kendine bir yol bulur.

2015 şartları, Mekke koşullarıyla birebir eşleştirilir.

Toplumun bu tarafında; nebi, müminler, hakiki Müslümanlar ve cennet ile müjdelenenler bulunur, karşı tarafında ise mutlaka; kâfirler, münafıklar, fasıklar, facirler, müsfidler ve cehennem ehli vardır.

Öyle bir kısır döngü içine girilmiştir ki, bu termonoloji artık zorunludur.

50 yıl boyunca başırı kazanmış bir hareket bugün yüz yüze kaldığı büyük başarısızlık şokunu atamıyor.

Sonucu bu: Onlar artık Türkiye Şiiliği. “Gad i’tezela anna Cemaat”

Durup düşünme vakti; acaba “milli irade” “yeni Türkiye” mefkûresinin öyküsü de bu hale dönüşür mü?

Benzer bir kader ya da tehlike var mı?

Kısır döngü ne zaman başlar?

Milli irade, milli iradeciliğe; yeni Türkiye, yeni Türkiyeciliğe dönüşür mü?

Özne iken nesne olunur mu?

Bu soruların cevabı, 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının sağlıklı analizinde saklı.

 

Ders alma kabiliyetine bağlı.

Bu, muhasebenin samimiyeti ile merbut.

İlk olarak yaşanan çıplak gerçekliğin bihakkın tarifi yapılmalı.

Orta yerde bir yenilgi var. Bu yenilginin bir doğası, bir dili var.

Yenilginin tabiatına uygun davranan yeniden kazanır.

“Yenilgi” başlı başına bir organizmadır. Var olur, yaşar ve ölür.

Yenilginin üç yönlülük özelliği akılda tutulmalı:

1- Artar.

2- Derinleşir.

3- Yükselir.

 

Yenilgi; iyiniyetli bir varlıktır ama acı, soluk benizli ve çirkindir.

Kimse onunla görünmek istemez.

Yenilgi bir haldir.

Onun iyi ya da kötü olması, insanın ve yapıların davranış biçiminden sonra şekillenir.

Her şeyden önce başarısızlığın; bir başarısızlık olduğu bilinmeli.

“Yenilgiye yenilgi demeyenler” daha büyük bir yanlışın içine düşüyorlar.

Yenilgiyi kabullenememek, yenilgiyi kronikleştirir.

Aslında esas sorun, başarısızlığı yedirememektir.

Yenilgi havada asılı kalmaz.

Yenilgi düşer ve düşürür.

Yenilgi zamanı zafer narası atmak boş, anlamsız bir davranıştır, kazanımı yoktur.

İnsan başarısızlıkta üzülür, rol yapmamalı.

Cesaret hapı almış radikal Solcu gençler gibi mekanik güleç yüzle, gözler buğu buğu nara atılmaz.

Yenilgiyi aşmanın yolu buna neden olan sebepleri bir bir ortadan kaldırmaktan geçer.

Palyatif hiçbir çözüm, çözüm olmaz.

Alınan sonucun nedenleri açık. Her şeyin tanığıyız.

Uyaran özneler belli. Uyarılan makamlar da belli.

Birey birey, yapı yapı herkes üzerine düşeni yapmalı.

Ortak karar gibi, Türkiye’nin dört bir tarafından samimi insanlar, düşüşün nedenleri ile ilgili aynı fikirleri aynı hataları dillendiriyor.

 

Bu anlamda kısa zamanda bir yol alınırsa yenilgi, zafere dönüşebilir.

 

Hatta yenilgi; ilerlemenin en büyük dinamiği ve dinamosudur.

Ama bu muhasebe, bizzat kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşmeli; bu şart.

Aksi halde yenilgi doğasına uygun davranır. Gün geçtikçe büyür, derinleşir, yükselir. Herkesi içine alır.

Yenilgiyi var eden nedenlerden dönmeli, vazgeçmeli, tövbe etmeli.

Daha iyiyi, daha güzeli, daha doğruyu fiile dökmeli.

Yaratıcı yeni bir varoluş, yaratıcı bir ıslah ile arınmakla olur.

Hükümet gaileleri buna mani olmamalı!

Zamanında yapılmayan davranışın ağırlığı olmaz ve dönüştürücülüğü yoktur.

Toplum; içe dönük yapısal bir değişimi şart koştu. Bunu mutlaka yapmalı.

Darbe dizilerinde düşman odakların yaptığı eleştiriler, mutlak manipülatifti.

O zaman oyuna gelmek olacaktı, şimdi oyunda kalmak için süreci başlatmalı.

O zaman zillete duçar ederdi şimdi onurdur!

İnanılır, eyleme geçilirse, alınan sonuca herkes şaşıracaktır.

‘İnsan için çalışmasından başkası yoktur.’

Biz rehavette iken bazıları daha çok inandı, daha çok çalıştılar. Pay aldılar.

Bugüne kadar süreçler Mukaddesat ile domine edildi. Elbette şimdi test edilme zamanı.

O nedenle dünyevilik terkedilir ahlaki esaslara dönülürse her şey ip gibi düzelir.

“İkinci yarısı” ile birlikte; I. Yeni Türkiye dönemi bitti.

II. yeni Türkiye dönemi başladı.

Gördük ve anladık ki, toplum; yeni Türkiye yolundan vazgeçmedi, level atlama değil paradigmik bir değişim istedi.

Yeni bir tarz, yeni bir üslup ve yeni bir biçim önerdi.

Toplum; toplamda, önerdiği ‘yeni dönem yeni Türkiye’ maliyetinin, birinci yeni Türkiye yolunun maliyetinden daha az olduğuna karar verdi. İç kaos korkusu yaşadı.

(Örneğin alevli meteor taşı gibi olan militan Gezi’ye sistem içinde bir yer bulundu. Örneğin Kürtler meclis çatısı altında daha güvenli olacaklarına inandılar. Barışa sığındılar. Bunun AK Parti'yi yalnız bırakma maliyetinden daha efdal olduğuna inandılar, bir yere de gitmediler, aynı yerdeler. Konu, kendi ellerimizin sorunu olan ve tamamen yüzde 10 barajının azizliği değil midir?)

Kim nasıl anladı bilemiyoruz ama 7 Haziran seçiminde toplum, “II. Yeni Türkiye dönemini başlatın” önerisinde bulundu.

Senaryoda değişiklik yapın, bu öyküyü yarım bırakmayın dedi.

Bazıları, boşuna bu kadar seviniyor.

AK Parti, ya yenilenerek bu II. Yeni Türkiye döneminin hâkim ve motor gücü olur. Ebesi olduğu yeni dönemin velisi de olur.

Ya da yenilgi bilincine uygun davranmayarak Türkiye siyasal partiler kataloğu fihristinde yerini alır.

Statükoculuktan kurtulup yeniden devrimci kimliğe bürünme zamanı.

Yeni dönem yeni dil.

Anahtar bu.

 

omeraltass@gmail.com

Haber10

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.