1. YAZARLAR

  2. Tuncay Akyol

  3. Kadızadeliler’den IŞİD’e Radikalizm
Tuncay Akyol

Tuncay Akyol

Tuncay Akyol
Yazarın Tüm Yazıları >

Kadızadeliler’den IŞİD’e Radikalizm

A+A-

Günümüzü anlamak ve anlamlandırmak için tarihe farklı açılardan bakmak gerekmektedir. IŞİD, El Kaide ve Boko Haram gibi dönemin sosyo-ekonomik ve siyasi şartları içerisinde palazlanan örgütlerin Osmanlı Devleti’nde 17.yüzyılın başında ortaya çıkan Kadızadeliler hareketi ile tipik benzerlikleri bulunmaktadır.

IV. Murat dönemine damgasını vuran Kadızadeliler şeriattan ayrıldıklarını iddia ettikleri yöneticiler, medreseliler ve tarikatlara karşı savaş ilan etmişlerdi. Toplumun içinde bulunduğu sıkıntıların sebebini kendi kurguladıkları İslam dinine aykırı uygulamalara bağlıyorlardı.

Bu yüzden Kur’an ve sünnet dışındaki her şeyi bid’at gerekçesiyle reddediyorlardı. Kadızadeliler’e göre İslam, Kur’an ve sünnet dışındaki şeylerden arındırılmalı,“aslına” döndürülmeliydi. Onlara göre Tasavvuf, tarikat özellikle de Mevlevilik sonradan uydurulmuştu. Mevlit merasimleri gibi uygulamalar da sonradan dine girdiğinden bid’at hatta haramdı.

Yine Kadızadelilere  göre Türbenin, mezarlıkları ziyaret etmenin İslam  dininde  yeri yoktu. Kaşıkla yemek yenmemeliydi. Ayrıca felsefe ve matematik gibi bilimleri öğrenmekte haramdı. Toplumun içine düştüğü buhrandan çıkması için bunların terk edilmesi lazımdı.

Kadızadeliler hareketi Girit savaşının uzaması, Çanakkale Boğazının Venedikliler tarafından ablukaya alınması ve sonrasında yaşanan ekonomik krizler nedeniyle daha da güçlenmiştir. Fakat bir Cuma günü Kadızadelilerin Ayasofya’da ilahiler okunduğu bahanesiyle cemaate saldırmaları insanları iman tazelemeye davet etmeleri ve kabul etmeyenleri öldürmeleriyle başlayan olaylar neticesinde Köprülü Mehmet Paşa bu hareketin kökünü kazımıştır.

            Osmanlı Devletinde görülen 16. ve 17.yüzyıldaki buhranlar Kadızadeliler hareketinin güçlenmesine ortam hazırladığı gibi Osmanlı Devletinin zayıflamasıyla Arabistan bölgesinde ortaya çıkan otorite boşluğu ve sonrasında batılı devletlerin işgalinin etkisiyle Vehhabilik hareketi güç kazanmıştır. IŞİD’ e baktığımız da da ortaya çıkışında bu tip nedenlerin öne çıktığını görmekteyiz. Örgüt 2003 yılındaki Irak işgalinden 1 yıl sonra kurulmuştur. Örgüt için 2011 yılında ABD ordusunun Irak’tan çekilmesi ve diğer yandan Arap Baharı’nın Suriye’yi etki alanına alması ile geniş bir hareket alanı ortaya çıkmıştır. Bu arada Bağdat hükümetinin yanlış politikalarının da katkısı ile örgüt geniş bir tabana sahip olmuştur.

IŞİD, kendisini radikal İslamcı bir ideolojik temele oturtmaya çalışmasına karşın, örgütün aşırı şiddet kullanımı aslında bu örgütün dini temelden ziyade jeopolitik-siyasi hedeflere hizmet eden bir paravan yapı olduğunu akla getirmektedir.

Bu tip hareketlerin şiddetten beslenen, İslam adına insanlar üzerinde hak iddia eden ve ötekileştirici din dilini tercih etmeleri ortak paydaları olarak öne çıkmaktadır.

Soğuk savaş sonrasında terör örgütleri büyük devletlerin birkaç kullanımlık maşası haline gelmiştir. IŞİD’in Kürt devletinin meşru olarak kurulması için zemin hazırlayan bir suni yapı olduğu iddiaları ya da dünyadaki radikal İslamcıların bu bölgeye çekilerek imha edilmesi düşüncesi gibi birçok komplo teorilerinin ortaya atıldığı bir dönemde şu an için net bir şey söylemek oldukça zordur. Fakat genel bir değerlendirme yapmak gerekirse IŞİD’ in arkasındaki güç her ne olursa olsun bu durumdan Müslümanların zarar gördüğü ve batı müdahalelerinin dünya kamuoyunda meşru bir hale geldiği görülmektedir. Özellikle 2001 sonrası El Kaide rüzgârıyla yapılanlar şimdi IŞİD yarın başka bir bahaneyle kaldığı yerden devam edecek gibi görünmektedir.

Kostümler değişse de filmin oyuncuları aynı yönetmeni aynı yapımcısı aynı; Uzun bir dizinin bölümleri gibi…

memurpostasi.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.