1. YAZARLAR

  2. Bayram Akyüz

  3. Kuranı'ın Rehberliğinde Bizim Mahalle -1
Bayram Akyüz

Bayram Akyüz

Bayram Akyüz
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuranı'ın Rehberliğinde Bizim Mahalle -1

A+A-

Her ne arıyorsak kendimizde aramalıyız. Derde derman yerli ve milli olandadır. Bu tarih, bu coğrafya, bu medeniyet sinesinde pek çok güzelliği saklar da biz evlatlarının onu inkişaf ettirmesini bekler.  Her yönüyle bir şifa kaynağı olan yaşam rehberimiz Kuranı Kerim,  bizim mahalleye dair de birçok bilgi sunar.  Bu yazımızda Kehf süresinde Hazreti Musa ile Hz. Hızır arasında geçen diyalogdan bizim mahallenin ilgisine düşen hususiyetleri irdeleyeceğiz.

            Malumunuz Kehf süresinin 65. ayetinden itibaren Hz. Musa ile Hz. Hızır arasında geçen diyalog anlatılır. Hz. Musa bir peygamber olmasına rağmen bir öğrencinin nasıl olması gerektiğine dair bize çok özlü bir malumat vermiştir. Musa ona dedi ki: "Doğru yol olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"  öğrenci olmanın birinci esası tabi olmaktır.  Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin." Hz. Hızır'ın bu cevabında öğrencinin ikinci vasfı saklıdır.  Öğrenci sabırlı olmalıdır. "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin."    Hz Hızır'ın bu sözü biz öğretmenleredir. Zira sabırlı olmasını beklediğim öğrencilerimiz eğer öğretmeye çalıştıklarımızın özünü kavrayamazlarsa sabretmeleri de mümkün değildir. Neyi niçin öğrenmeleri gerektiğini en başında aktarmalıyız. Bir peygamber olmasına rağmen öğrenci kisvesiyle Hz Musa hiçbir soru sormamacasına öğretmenine tabi olmayı kabul etmiştir. Önemli olan bir başka husus da Hz Hızır'ın bir peygamberle konuşuyor olmasına rağmen hep bir üst perdede kalmayı tercih etmiş olması. Öğretmenin bir başka vasfı öğrencinin hep bir perde üstünde durmalıdır. Yolculuk esnasında Hz Hızır'ın gemiyi delmesinde Hz Musa soru sormama ahdini yerine getirememiş ve "içindekileri batırmak için mi onu deldin? And olsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın" şeklinde sual sordu.  "Hz Hızır'ın sana sabredemezsin demedim mi?" demesi üzerine özür babından  beni unuttuğumdan dolayı sorgulama demiştir.  Öğrencinin vasfı kabahatse( ki bir peygamber bundan münezzeh olmasına rağmen) öğretmenin vasfı aftır.  Hızır'ın çocuğu öldürdüğünde de Hz Musa dayanamamış ve "bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? And olsun, sen kötü bir iş yaptın," demiştir. Bir kez daha sözüne sadık olamamış ama yine özür babından "bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme" demiştir. Öğretmenin vasfı daima affedici olmaktır. Hz Hızır'dan bunu böyle öğreniyoruz.  Hz Hızır'ın tamir ettiği duvara karşılık ücret talep etmemesine da şaşırıp sual sorunca öğretmenlik ve öğrencilik ilişkisi burada sona ermiştir. Buradan anlaşılıyor ki öğretmen-öğrenci ilişki 3. kez yaralanıyorsa ya yolu ayırmalı ya da yöntemi değiştirmelidir.

        Şüphesiz Kuran bir mucizedir. Hayatın her kesitine dair pek çok bilgiyi, detayı içerir. Mademki hayatımızı ona göre tanzim etmeliyiz.  Yaptığımız işlerde de onun esaslarını  gözetmeliyiz. Öğrenci isek tabi olmayı, sabrı, öğretmeni dikkatle dinlemeyi ve onun dediklerini gözetmeyi esas tutmalıyız. Öğretmensek affetmeyi, anlattıklarımızın özünü kavratmayı, yaptığımız her şeyin mantık dairesinde olmasına riayet etmeyi merkeze almalıyız.

                                                                                                                                                                          Bayram AKYÜZ

                                                                                                                                                                          Eğitim Yazarı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.