1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Millet isterse kuzu kuzu takip edersin
Millet isterse kuzu kuzu takip edersin

Millet isterse kuzu kuzu takip edersin

Erdoğan: Milletim 'Başkanlık sistemine geçiyoruz' derse, sen de kuzu kuzu takip edersin.

A+A-

Kılıçdaroğlu'nun "Kan dökülür" açıklamasına sert tepki gösteren Erdoğan: Milletim 'Başkanlık sistemine geçiyoruz' derse, sen de kuzu kuzu takip edersin.

CHP'nin tarihi boyunca millete, milletin değerlerine düşmanlığı siyaset sandığını vurgulayan Erdoğan: Şu anda terör örgütünün ağzıyla konuşmaya başladılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Kocaeli'nde yaklaşık 1.5 milyar liralık yatırımla hayata geçirilen tesislerin açılış töreninde yaptığı konuşmada, önemli mesajlar verdi: Erdoğan, özetle şöyle dedi:

 (Kılıçdaroğlu'nun sözleri) Çıktı ana muhalefetin başındaki, Türkiye'de başkanlık sistemiyle ilgili 'Kan dökülür' diyor. Bunlar siyasi sapkınlık içindedir. Bunlar siyaseti bilmiyor. Bunlar siyaset cahili. Siyasi literatür cahili. Yani Amerika başkanlık sistemine geçerken kan mı döktü? Güney Amerika'da başkanlık sistemine geçenler kan mı döktü? Bunların hiçbiri yok. Bu kararı kim verir? Millet, millet... Senin öyle bir yetkin yok. Öyle bir gücün de yok. Eğer benim milletim bu ülkede kalkıp da 'Biz başkanlık sistemine geçiyoruz' derse sen de kuzu kuzu takip edersin.


ESKİ TÜRKİYE ELİTLERİNİN YAPMAYACAĞI İHANET YOK


 10 Ağustos 2014'te millete gittik. 14 parti bir araya geldiler. Bu kardeşiniz tek başına onların karşısına çıktı. Siz ne yaptınız? Yüzde 52 ile bu kardeşinizi desteklediniz. Onların hali ne oldu, hiç. Yarın olacak olan da budur. Biz kanı sadece Kızılay'a veririz, Kızılay'a. Olay bu kadar basit. Ben bu zatın ismini ağzıma almam. Biz kan veririz. Nerede veririz? Vatanımızın kurtuluşunda veririz. Teröre karşı veririz. Şu anda 'tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' diyenler bu işin mücadelesini veriyor. Biz inanarak dimdik ayakta durarak bu yolda yürümeye devam edeceğiz.

 Bu ay çok ilginç bir aydır. Bu ana muhalefet geçmişi itibariyle, hep kan döktü. Bu ayın içinde iki gün var ki çok önemlidir. Birisi 14 Mayıs, diğeri de 27 Mayıs. Bu tarihlerden biri demokrasimiz için ak bir gündür, 14 Mayıs. Diğeri ise tam tersine kara bir gündür. 14 Mayıs 1950 tarihi ülkemizde gerçekten ilk defa çok partili seçimin yapıldığı bir gündür. Üstat Necip Fazıl, 'Milletin şahlanışı' olarak gördüğü bu günü, milli ruhun zaferi olarak niteler. 27 Mayıs 1960 ise darbe ve vesayet dönemlerinin sembolüdür. 1950 seçimlerinde milletimiz özellikle son 10-15 yılı zulüm halini alan tek parti devrine karşı hakiki temsilcileri eliyle iktidara el koymuştur. Rahmetli Menderes ve arkadaşları kendi sesleri ve temsilcileri olarak güçlü şekilde Meclis'e gönderilmiştir.

 O gün iktidarı kaybedenler bir daha milletin desteğiyle, meşru ve demokratik yollarla iktidara gelemeyeceklerini gördükleri için darbecilerle ve vesayet odaklarıyla işbirliği içine girmiştir. Millet yerine bu CHP hep darbecilerin kapısını çalmıştır. Darbecilere umut bağlamıştır. Aradan geçen 66 yıla rağmen tarzlarını, üsluplarını hiç değiştirmeden yollarına devam ettiklerini görüyoruz. Ana muhalefetin başına musallat edilen zatın hezeyanlarını hep birlikte takip ediyoruz. İnanın bana bunların ağa babalarının 14 Mayıs 1950'deki hissiyatları, 27 Mayıs 1960'taki sevinçleri neyse şimdikilerin de duyguları aynı. Bunlar millete ve milletin değerlerine düşmanlığı siyaset sandılar.

 Bunca yıldır yaşadıklarından ders almadıkları gibi tam tersine kinlerini ve hırslarını sürekli biledikleri anlaşılıyor. Yoksa hangi aklı başında insan milli iradenin, Meclis'in, siyasetin konusu olan bir meseleyi getirip de içinde kan geçen cümlelere sıkıştırır. Sen milletin olan bu egemenlik hakkını ne zamandan beri eşkıyalara, çetelere veriyorsun?

 Kanı kim döker? Mafya, çete, eşkıya, terörist döker. Bunlar zaten şu anda terör örgütünün ağzıyla konuşmaya başladı. Çünkü bunların idealindeki Türkiye, idealindeki ülke yönetim mayısın diğer önemli hadisesi olan 27 Mayıs rejimidir. Bugün Türkiye'de yaşanan anayasa tartışmalarının, Cumhurbaşkanlığı, yönetim sistemi tartışmalarının gerisinde hep 27 Mayıs darbesiyle tesis edilen çarpık düzen vardır. Vesayet kurumlarını ve mekanizmalarını güçlü bir şekilde sistemin içine yerleştiren 27 Mayıs zihniyeti, 12 Eylül darbesiyle kendini güçlendirmiştir.

 Bu zat akşam başka konuşur, sabah başka konuşur. Bunda doğru bir ifade bulamazsınız. Şizofrenik bir vakadır bu. Eğer kendinize güveniyorsanız merak etmeyin, 2019'da zaten Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Ama ondan önce millet başkanlığa karar verirse, o zaman 'hodri meydan' deriz, meydanlara çıkarız.

TERÖRLE SONUNA KADAR MÜCADELE
"MHP çıkıyor diyor ki 'teröre karşı biz iktidarın yanındayız' Ama ana muhalefet aynı şeyi söyleyemiyor. Dert başka, dert. Çünkü bunlarla gizli ortaklıkları var. Sıkıntı burada. Bugün 8 şehidimiz var. Milletimizin başı sağ olsun. Ama şunu söylüyorum. Bunlarla mücadelemiz bunları sıfırlayana kadar devam edecek. Milletimizin huzuru için devam edecek. İşte kan denilen olay orada ve oraya gidenler, 'şehit olmak üzere gidiyoruz' diyorlar. Ama bunların böyle bir derdi yok."

SABAH

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.