1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Nabi Avcı: İmam Hatip değil ölü yıkayıcı kursları açtılar
Nabi Avcı: İmam Hatip değil ölü yıkayıcı kursları açtılar

Nabi Avcı: İmam Hatip değil ölü yıkayıcı kursları açtılar

Kılıçdaroğlu’nun, “İmam Hatipleri biz kurduk”söylemini yalanlayan Nabi Avcı: “Dini eğitimin yasaklandığı yıllarda cenaze defnedecek hoca bulunamaması üzerine mecburen açılan ölü yıkayıcı kurslarının bugünkü İmam Hatip Liseleri’yle alakası yok.”

A+A-
Tuğba Ceyhan
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı STAR'a gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
CHP'nin seçim beyannamesinde bulunan eğitimde 1+8+4 modelini CHP'nin 28 Şubat'a duyduğu özlem olarak değerlendiren Bakan Avcı, şunları kaydetti;
 
"NİYETLER APAÇIK ORTAYA DÖKÜLDÜ"
 
CHP'nin seçim beyannamesinde yer alan eğitim vaatleri aslında diğer alanlardaki vaatlerinden doğrusu hiç de farklı değil. Gördüğüm kadarıyla CHP,  genlerine sinmiş 28 Şubat yönelim ve özlemlerinden bir türlü kendini kurtaramıyor. Normal şartlarda hiçbir şekilde ciddiye alınmayacak söylemler ne yazık ki seçim gündemi vesilesiyle üzerinde konuşulmaya değer bulunuyor. Nedir 1+8+4? Biz bunu 4+4+4 düzenlemesi sürecinde tartıştık. 28 Şubat döneminde 8 yıllık kesintisiz eğitim getirilirken de bunlar tartışıldı. Bunun arkasında yatan niyetler apaçık ortaya döküldü. Üstelik 28 Şubat'ta, sadece niyet olarak da değil, bilfiil  uygulama olarak döküldü. 
 
"KURDUKLARINI SÖYLEDİKLERİ İMAM HATİPLERİN BUGÜNKÜ İMAM HATİPLERLE ALAKASI YOK"
 
Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu imam hatipleri kuran biziz filan gibi söylemlerle buradaki niyeti kendince örtmeye çalışıyor. Ancak CHP'nin kurduğunu iddia ettiği imam hatipler imam hatip okulu değildi. Bunlar gerçekten o dönemde dini eğitimin yasaklanması nedeniyle artık köylerde, kasabalarda dini hizmetlerin yerine getirilememesi, cenazeleri defin edecek hoca bulunamaması sebebiyle zorunlu olarak gündeme getirilmiş imam hatip kurslarıydı. Bugünkü imam hatiplerle onların hiç alakası yok. Bugünkü imam hatipler, adındaki bütün çağrışımlara rağmen  normal lise eğitimi veren normal lise eğitiminin üzerine ayrıca bazı dini müfredat uygulayan kurumlar...  Zaten onun için bu kurumlar 28 Şubat sürecinde, ortaokul kısımları kapatılarak; önce katsayıyla, sonra başka baskı ve düzenlemelerle ortadan kaldırılmaya çalışıldı.
 
"HİÇBİR HESABA KİTABA UYMAYAN VAATLERDE BULUNUYOR"
 
1+8+4 "proje"lerinin başındaki 1 de,  'zorunlu bir yıllık okul öncesi eğitim'  demekmiş... Oysa bizim bütün göstergelerimiz,  okul öncesi eğitimde, zorunlu olmamasına rağmen olağanüstü bir gelişme gösterdiğimizi ortaya koyuyor. Kaldı ki son yaptığımız yasal düzenlemede okul öncesi eğitime de 2 bin 500 TL destek veriyoruz. Herhalde bunlardan kendisine bahseden olmamış. Aynı şeyi öğretmen alımlarında da söylüyor. Bütün öğretmen adaylarını alacağının söylüyor. Bütün emeklilere hiçbir hesaba, kitaba dayanmayan vaatlerde bulunuyor. Eğitim sisteminin içeriğine ilişkin olarak söyledikleri, söyleyecekleri herhangi bir şey de yok. 
 
"BEYANNAME TÜRKİYE GERÇEKLERİNDEN HABERSİZ OLDUKLARININ GÖSTERGESİ"
 
Önceki gün Japonya Eğitim Bakanı buradaydı ve kendisiyle 2 saate yakın bir görüşmemiz oldu. Ortak basın toplantısında Japon Bakan "Türkiye'nin eğitim alanında yaptığı reformları takdirle izliyoruz."dedi. Özellikle 12 yıl zorunlu eğitime geçişin,  yani 4+4+4 düzenlemesinin,  hem kendilerince hem başkalarınca ne kadar takdir edilen bir eğitim reformu olduğunu bizzat kendisi söyledi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun söyledikleri veya beyannamede bu konuya ilişkin söylenmiş olanlar, kendilerinin Türkiye gerçeklerinden,  Türkiye'nin eğitim alanındaki gerçek sorunlarından ve bunlara ilişkin aktüel ve muhtemel çözümlerden ne kadar uzak olduklarının göstergesi. Herhalde sadece kendi tabanlarında 28 Şubat'tan kalan nostaljik çağrışımları canlandırmak üzere böyle bir 8 yıl motifi koymuşlar işte...
 
"EĞİTİM ÜZERİNDEN SİSTEMETİK DEZENFORMASYON KAMPANYASI YÜRÜTÜLÜYOR"
 
Milli eğitimle ilgili son dönemlerde çok sistematik dezenformasyon kampanyası yürütülüyor. Ve dikkat edin: Paralel yapı denetiminde  veya etkisinde yayın yapan gazete, radyo ve televizyonların, senkronize bir biçimde,  aynı merkezden servis edilen aynı haberleri,  yine aynı merkezden servis edilen yorumlarla kullandıklarını görüyoruz. Bu kampanya çok sistematik olarak yürütülüyor. Hiçbir şey uyduramadıkları günlerde de, geçmişten bir şeyler bularak yapıyorlar bunu. Mesela Adana'da 3 yıl önce olmuş, üstelik o tarihte de kurgu olduğu kanıtlanmış bir olayı sanki bugün olmuş gibi, sanki gerçekmiş gibi ısıtarak bir daha veriyorlar. İş o raddeye vardı ki, Ağrı'da bir okul camının kırık olması eğitim sisteminin çöküşü olarak manşete çekiliyor;  çocukların eline tezekler verip "bu okul tezek yakılarak ısıtılıyor" haberi yaptırdılar. Araştırdığımızda söz konusu okulda 15 ton kömür olduğu ortaya çıktı. Ama o okulda görev yapan yapıyla bağlantılı olduğunu tahmin ettiğimiz görevli yine o yapının haber ajansını çağırıp bu haberi yaptırıyor. 
 
"FARKLI ODAKLARDAN TALİMAT ALANLAR HAKKINDA YASAL İŞLEM YAPILIYOR"
 
Paralel yapıyla olan mücadelenin MEB'e yansımasının sorulması üzerine ise Avcı," Paralel yapıyla irtibat farklı düzeylerde olabilir. Doğrudan yönetici, yönlendirici olan ve tamamen devletin işleyişinin dışına çıkarak, farklı odaklardan aldıkları talimatlar doğrultusunda faaliyet gösterenler her yerde olduğu gibi Mili Eğitim Bakanlığı'nda da belirlendiğinde, haklarında gerekli yasal işlemler yapılıyor ve sonuçları uygulanıyor. Her yapılan işlemi de,  kanıtlanabilir yasal ölçütlerle yürütmeye çalışıyoruz" dedi.
 
"PARALEL YAPININ NERELERE NASIL SIZDIĞI GÖRÜLECEK"
 
2010 SBS sorularının bir ÖSYM çalışanının bilgisayarında çıkmasının sorulması üzerine ise Avcı, "Bunlar artık kriminal hale geldi. Dolayısıyla bir eğitim sorunu olarak değil bir kriminal sorun olarak inceleniyor. Yargıda olan bir süreç. Ama iyi oldu; böylece bugüne kadar özellikle paralel yapı konusunda söylenenlerin sadece bir takım yakıştırmalar değil, düpedüz somut olaylar, belgelere,  kanıtlara dayandığının göstergeleri oluyor. Bu soruşturmalar ortaya daha pek çok şeyi çıkartacaktır ve bu yapının nerelere nasıl sızdığını, ulaştığını gösteren yeni bulgularla da karşılaşacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın." şeklinde konuştu.
 
 
 "2 BİN 206 DERSHANE DÖNÜŞÜM BAŞVURUSUNDA BULUNDU"
 
Dershane dönüşüm sürecinin sağlıklı şekilde ilerlediğini kaydeden Avcı, "Şimdiye kadar dönüşüm programına başvuran dershane sayısı 2 bin 206 oldu. Bunların 2 bin 141'inin başvurusu kabul edildi. Bugün itibariyle açılan temel lise sayısı 96 oldu.  Burada dönüşüm sürecini gölgelemek için Temel Liseler üzerinden bir takım spekülasyonlar yapılıyor. Temel Liseler,  yasanın ön gördüğü, MEB'in tanıdığı, izin verdiği eğitim kurumlarıdır. Dolayısıyla buraya yönelik talepler de bizim için herhangi bir zaaf işareti değildir. Geçmişte çok seçkin okullardan bile öğrenciler, dershaneye gidebilmek için son sınıfta kayıtlarını alıp açık liseye kaydoluyorlardı. Açık Lise'de devam zorunluluğu yok. Bu, bizzat velilerinin ifadesiyle "yarış atı gibi koşturulan" zavallı çocuklar, sırf dershaneye gidip bir takım test tekniklerini öğrenebilmek adına, örgün eğitimlerini yarıda bırakıp açık liseye geçiyordu ve örgün eğitimden yararlanmıyordu. Temel liseler ise, öğrencilerin örgün eğitimde almaları gerekenlerin asgarîsini  mutlaka karşılayan kurumlar olarak burada çok önemli bir işlev görüyorlar ve görecekler. Bence çok önemli bir uygulama ve inşallah sağlıklı sonuçlar verecek." şeklinde konuştu.
 
Kaynak: Star
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.