1. YAZARLAR

  2. Hacı Sarı

  3. ÖĞRETMENLERİN BEKLENTİLERİ VE GEÇİP GİDEN 24 KASIM
Hacı Sarı

Hacı Sarı

Hacı Sarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖĞRETMENLERİN BEKLENTİLERİ VE GEÇİP GİDEN 24 KASIM

A+A-

ÖĞRETMENLERİN BEKLENTİLERİ VE GEÇİP GİDEN 24 KASIM

          Özel günlerin çıkış yerleri ve amaçları tartışılagelmiştir. Bu özel günler, kapitalist sistemin bir tüketim aracı mıdır, sistemlere hükmedenlerin alt ve orta sınıfa verdikleri sus payı mıdır yoksa gerçekten bu günlerin muhataplarına bir vefa göstergesi midir?

          Çıkış amacı ne olursa olsun bir gerçek olan özel günlerin toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul görmesidir. Öğretmenler Günü de bu minvalde değerlendirilebilecek bir gündür. 24 Kasım Öğretmenler Günü öğretmenlerin hatırlanıldığı, öğrencilerin isteyerek ya da çeşitli ortam baskılarından dolayı hediyeler aldıkları, programların yapıldığı bir  gündür.

          Genelde 24 Kasım'da siyasiler öğretmenlere bazı müjdeler vermektedirler. Bu özelliği belki de öğretmenlerin daha çok beğendikleri yanıdır bu özel günün. Her zaman hatırlanmak elbette tüm çalışanların, özellikle de öğretmenlerin isteğidir. Fakat gerçek böyle değildir. Herkesin kendi gündemi ve yoğunluğu içerisinde insanlar vefa, kadirşinaslık gibi duyguları kaybetmek üzeredirler.

          Öğretmen ne ister, ne istiyor, ne istemelidir? Öğretmen camiası elbette tek bir karakterde, tek bir düşünce yapısında olan insanlardan oluşmamaktadır. Öğretmen, her şeyden önce mesleğine ve ürettiği hizmete saygı beklemektedir. Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum anlayışı ile davranılmasını beklemektedir. Öğretmen, insan yetiştirmektedir. İnsanların evlerinde baş edemedikleri çocuklarını hem eğitmekte hem de zamanın ortaya çıkardığı engellere rağmen onları akademik anlamda yetiştirmeye çalışmaktadır.Zira otuz, kırk genci, çocuğu aynı anda aynı ortamda bir düzen içerisinde yönetmek kolay bir iş değildir.

          Öğretmen elbette bir aileye sahiptir. Onun da sorumlu olduğu kişiler vardır. Onun insan olduğu gerçeği unutulmamalıdır. O da hastalanabilir, onun da annesi babası bakıma muhtaç olabilir, onun da düğünü olabilir o da izin almak durumunda kalabilir. Bu gerçekten hareketle öğretmen acımasızca eleştirilmemeli ve suçlanmamalıdır.

          Öğretmenin de bir mutfağı var kaynamak zorunda olan. Çocukları var ihtiyaçları olan. Bundan dolayı öğretmenin özlük durumu düzeltilmelidir. Hayat standardı yüksek bir öğretmenin oluşturduğu katma değer elbette daha kaliteli olacaktır. Başka kurumlarda çalışan uzaman statüsündeki kişiler kadar ekonomik imkanlar sunulmalıdır öğretmenlere. Bu talep bir açgözlülük olarak değerlendirilmemelidir. Zira öğretmenlik bir ülkenin geleceğinin planlandığı ve inşa edildiği ARGE uzmanlarıdır.

          Son yıllarda öğretmenler üzerinde oluşturulan itibar erozyonu durdurulmalıdır. "Üç ay tatil yapıyorlar" algısı ortadan kaldırılmalıdır. Öğretmenin aldığı maaş, girdiği ders saati, ek dersler, sınav ücretleri magazin gündemi ve kahvehane sohbetleri gündemi olmaktan çıkarılmalıdır. Bir polisin, bir maliyecinin, bir sağlık çalışanının maaşı ne kadardır, döner sermayesi ne kadardır, fazla mesai ücreti ne kadardır kimse bilmez fakat öğretmenin tüm özlük hakları herkesin dilindedir. Bu durumdan biraz da öğretmenlerin sorumlu olduğu kanaatindeyim.

          Öğrencilere öz güven vermek, onların haklarını araması elbette desteklenmesi gereken bir özelliktir. Fakat bunu, değerlerimizi ve adabı muaşeret kurallarını da ihmal etmeden yapmalıyız. Kendine güven demek, öğretmene ve büyüklerine karşı saygısız ve rencide edici davranmak anlamına gelmemelidir. Bir öğrencinin ya da bir velinin öğretmene "paranı alıyorsun şunları yapmak zorundasın" tarzında yaklaşımda bulunması öğretmeni kırar ve en büyük gücü olan şevkini ortadan kaldırır.

          Elbette öğretmenliğe yakışmayan hareket eden insanlar da vardır bu camiada. Çocukları kazanç kapısı gören, onların eğitim ve öğretimine yeterince hassasiyet göstermeyen, aldığı maaşı hesaba katmadan ek ders hesabına göre derse giren ya da rapor alan öğretmenler de vardır maalesef. Çocuklarımızın yetişmesinde  gücünün ve enerjisinin yarısını bile kullanmayan, hatayı hep öğrencilerde bulan, çocukların hazır bulunuşluk seviyesine dikkat etmeden her çocuğu aynı kefeye koyan  bordro öğretmenleri de vardır sayılar az da  olsa.

Sözün özü öğretmen saygı ve hürmet beklemektedir. Öğretmen, el aleme muhtaç edilmeyecek bir hayat standardı istemektedir, öğretmen üretmek ve ürettiğinin verdiği huzuru yaşamak istemektedir. Öğretmenliğin esasında yatılan bir meslek değil zor ama saygıdeğer bir meslek olduğunun farkında olunmasını istemektedir. Tüm bu tartışmalarla bir 24 Kasım daha geçti ve bir seneden önce gündeme gelemeyeceğini bilerek öğretmen, çalışmalarına devam etmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum