Yarar: Örgüt pes etmedi, yeni talimatlar veriyor

Güvenlik Uzmanı Mete Yarar: Biz erken zafere giriyoruz. Daha ilk raundu aldık, örgütün pes etmiş bir halini ben görmüyorum. Yeni talimatlar veriyor, yeni eylem planları kuruyor.

Mete Yarar'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Sorgu için alınan 1 aylık süre, 7 gün sonra bitiyor. Giren kadar içeriye, yeni bilgiler ve kanıtlarla kişiler geliyor ve bu süreç bitmiş değil.

Geçmişte yapılanlar darbeydi, emir komuta zinciri içindeydi. Cunta hareketleriyle bunun arasında bir fark var; kriptoyu çözmeye çalışıyorsun. İlk defa cuntadan daha büyük sivil bacağı var.

Türkiye'de o gece TSK'nın içindeki FETÖ'cü grup müdahale etmeye kalktı lafı bence eksik, tamamen büyük bir kalkışmaydı o. İçinde polisin, yargının, iş adamlarının yer aldığı geniş bir yelpazeden bahsediyoruz.

O gecenin dökümü ortaya çıktığında aslında biz bunları net olarak algılıyoruz. İncirlik Üssü'nden çıkarken yakalanan polisler var. O polisler Diyarbakır'da görevli. Girmek o kadar zordur ki üsse, hem kuvvet merkezinden mesaj çekilmesi gerekir, hem ABD'liler hem Türkler kontrol eder. Refakatsiz asla geçemezsin.

Bizim bugün bizi güzel gösteren değil ne isek onu gösteren bir aynaya ihtiyacımız var. İlk başlangıçta bu olaya birçok kişi tiyatro dedi. Sonra darbe girişimi dediler. Sonra "gerçekten uçurumdan dönmüşüz" denmeye başladı ama bir kısmı hala anlaşılmış değil. 15 Temmuz'da zafer mi kazandık, yoksa hala süreç bir yere götürülmek zorunda mı? Bence yeni başladık. Direkten döndük diyenlere, o gün birileri bize şut çekti daha top kaleye gelmedi diyorum.

Hala aktif olarak görevde olan insanlar var. Bu mücadeleyi toplumsal mutabakata dökemezsek sıkıntı olur. Bu şutu bir kaleci önleyemez. Barajı kalenin önüne koymak gerekiyor. Okçular Tepesi'ne adam çıkaracağımız bir zaman içerisindeyiz.

Ben şu kitabı tam geçen sene 7 Haziran sürecinde başlayan 40 bin kilometrelik bir emekle yazdım. Bu kitabı yazdığımda, içinde belki onlarca yerde şu laf geçiyor; bu işte bir yanlışlık var.

Bu karşımızdaki klasik PKK değil. PKK sonuçta kendisine sempatizan bir grup yarattı. Bir örgüt kendi güç bulduğu odakların nefretini kazanmak için eylem yapmasının nedenini onlarca kez sordum. Camileri bombalıyorsun, şehirlere patlayıcı koyuyorsun, insanları evlerinden ediyorsun. Birisi tarafından bedel ödenmesi gerekiyordu. PKK'nın yaptığında bir maddi karşılık olması gerekiyordu.

Arkasından şu soruyu sordum, düşünsenize, 22 Temmuz'da bomba patladığında öncelik IŞİD'dir deniyor, Ceylanpınar'da iki polis şehit ediliyor. Bir örgütün kendisine düşman olduğu iki grup çatışacak, o da araya girecek, bu işte bir tuhaflık var.

Terör saldırıları için başka ülkelerde IŞİD bu kadar çabuk üstlenirken, Türkiye'de neden üstlenmez?

Bir üst akıl, üç grubu çok iyi koordine etmiş; PKK, FETÖ ve IŞİD. Sebebi de çok net ve açık, Türkiye'de darbe öncesi psikolojik olarak alt yapıyı hazırlamaya çalışmış. Bu üç örgütü birleştiren bir üst akıla ihtiyaç var. Ben FETÖ'nün bu puzzle'da yalnızca küçük bir bölüm olduğunu söylüyorum.

Yaklaşık iki yıldan beri farklı ülkelerde Türkiye ile ilgili çıkan yazıları tarasınlar. Neredeyse büyük kısmının darbeyi teşvik ettiğini görecekler. Batı coğrafyasında. Burada hatamız var, biz kendi içimizde yarattığımız kaosun bedelini ödetiyorlar.

Bizde hiç günah yoktu, diyemeyiz. Bizim Yenikapı'daki ruha ve uzlaşıyla ihtiyacımız var. Bu oyun planında biz o kadar çok karşı tarafa malzeme verdik ki, bu malzemelerin her birini üstümüze attılar. Siyaset kendi özeleştirisini yapmaya başladı. Herkes birbirini affetti, mahkemeler geri çekildi. Toplumsal tabanda da bu uzlaşmaya ihtiyacımız var.

Ne olursa olsun topluma parçalanmayacağını gösteren bir siyasi iradeye ihtiyaç var; TBMM'den bahsediyorum. Toplumun kendini kaşıyabileceği alanlara müsaade edilmemesi lazım. Toplumsal anlamda yüzde 80'leri bulamıyorsak anketlerde, erteleyelim sorunları. Bugün alınan tedbirlerin gerçek boyutunun anlaşılabilmesi için tehlikeyi doğru anlatmak gerekiyor.

İnsanlar diyor ki, bunu anlatsak Avrupa bize nasıl bakar? Avrupa bize zaten öyle bakıyor. Sen bana grip dedin ama kanser tedavisi yapıyorsun, denir. Ama kansersin dediğinde, toplum kendini hazırlar. Toplumsal anlamda teşhisi doğru koyalım.

Sayın Başbakan'ın söylediği rakamlar; akademik anlamda yüzde 90-95 diyor, bunun neresi grip? Bu işi kısıtlı personelle değil, gerekirse gücü daha da arttırarak, gerekirse farklı yerlerden göreve çağırarak yapmak durumundasın. OHAL içerisinde bu işi çözebilecek adamların sayısı çok az. Bu kadar az kişiyle yapılacak bir organizasyon yapısı değil bu.

Bu adamlar cuntacıydı, silahları eline aldılar gitti, bu icebergin üst kısmı. İfadelerde kimse bir sonraki bağlantıyı vermiyor. Kripto örgütün bağlantılarını bulup itiraf ettirmeye çalışıyorlar.

Jandarma Genel Komutanlığı'nın kapısında albayın biri kolundan vuruluyor. GATA'ya gidiyor ama diyor ki, buradan sağ çıkamayabilirim. Sivil hastaneye gidiyor, kurşun yarasıyla. Yatarken bir görevli geliyor, kulağına eğilip diyor ki "yanlış yere geldiniz, burası cemaate yakın, ben sizin yerinizde olsam burada durmam." Tedavi olmadan çıkıp evine gidiyor.

Levent Göktaş Ergenekon'da bir numaralı sanıklardandı, yüksek şekerden gözünde arıza meydana geliyor. Hastaneye gidiyor, doktor kulağına eğiliyor diyor ki "ben cemaate yakınım, sizin gözünüzü kör etmek üzere, ama ben yeminime sadık kalıyorum, size bir şey yapmayacağım" diyor.

Jandarma Genel Komutanlığı içinde Emniyet Daire Başkanı "bir konu var" diye çağrılıyor. İçeri gelince derdest ediliyorlar ve etkisiz hale getiriliyorlar. Normalde ne yaparsın? Etkisiz hale getirmişsin. TEM Daire Başkanı'nı başından vurdular. Koruma polisi olan Hasan Gülhan'la ilgili bir diyalog bana geldi. Yandaki karede yatan, şehit olan kardeşi Yılmaz Gülhan. 2001 yılında K. Irak'tan dönen timlerin içinde görev yapan bir kardeşimizdi. Uçak düşünce o da şehit oldu. Konuşmalar içinde infaz emrini veren adam emri verdiğinde, Hasan Gülhan nasıl insanlarsınız, ben şehit abisiyim diyor. Bir meslektaş olarak, şehidin kardeşi bize emanettir. Mafya usulü infaz ediyorlar. Biz kimle karşı karşıya olduğumuz anlaşılsın diye o fotoğrafı koydum.

Uyanık olmak başka, tedirgin olmak başka. Ben bilginin verdiği korkaklığı tercih ederim, cahilliğin verdiği cesaretten çok. Tehlikenin boyutunu söyleyeceğiz, herkes tedbirini alsın, uyanık olsun.

Bu örgütün elinde Türkiye'nin 30 yıllık arşivi var. Her gün Türkiye'yi kara propagandaya sokacak kadar malzemeleri var. Bugün yaşayacağımız süreç, kara propagandanın zirve yaptığı bir dönem olacak. Ellerindeki arşivi deşifre edecekler.

Hulusi Paşa'nın emir subayı ne dedi? Ellerinde her gün ne konuşulduysa arşiv var, bir de bunları montajla, komuta kademesini birbirine düşürürsün.

Bu ülkede sehven yükleme yapılarak insanlar yıllarca içeride yattı. Olmayan isimli adreslerle insanlar içeri atıldı. Bu işte en öne çıkmış adamlar hedef alınacak. Çünkü oyun suyu bulandırmak üzerine kurulu.

"ÖRGÜTÜN PES ETMİŞ HALİNİ GÖRMÜYORUM, YENİ TALİMATLAR VERİYOR"

Sosyal medyaya bir evrak düşsün, okuyanı da bakanı da çok olur. Okçular Tepesi'ne adam çıkaralım dedim bak, adam sayısı azaldı görüyorum ben. Niyet üzerine gitmem ben, eylem üzerine giderim. Eylemim, sayıyı arttırmak. İnanan adama ihtiyaç var. Çok kalabalığa ihtiyaç yok. Yürüyüşte, bu kalabalığa katılacak adamlara ihtiyaç var. Biz erken zafere giriyoruz. Daha ilk raundu aldık, örgütün pes etmiş bir halini ben görmüyorum. Yeni talimatlar veriyor, yeni eylem planları kuruyor.

DİYARBAKIR'DAKİ HAİN SALDIRI

Çukurun derinliği 7 metre. Bir kamyon ve arkasında binek otomobille iki araba yanaşıyor. Otomobilden ateş ediyorlar, kamyon şoförü atlıyor, araç yokuş aşağı gidiyor. Araç duvara çarptığında uzaktan kumandayla patlatıyor. Aslında orada bu kadar polis arkadaşın olmaması gerekiyor ama bugün değişim olduğu için ilişik kesmeye gidenler var. Şehit olan küçük kızımız da babasıyla ilişik kesmek için gidenlerden biri. Normalde burada 10 kişiyi geçmeyen polis olur, bugün 40 kişilik ekibin olduğu biliniyor. İstihbarat alınmış ve saldırı yapılmış. Bütün beton bloklar uçmuş, uçarak binaya çarpmış. 4-5 tondan aşağı olmayan patlayıcı kullanılmış.

Belli bir gücün üstündeki grupla saldırıyorlar, belli ki Türkiye'de infial uyandıracak bir eylem yapmak istiyorlar. 5-6 yerde onu denediler şu anda. Sayılara, kıyafetlere, sızma girişimlerine baktığınızda, bu tamamen bir müddet orayı ele geçirme tarzı eylem olduğunu görüyorsunuz. Böyle bir eylem yaptıklarında infiali düşünebiliyor musun? Anında sorgu sual başlayacak. Suyu bulandırmaya çalışan sadece FETÖ değil, PKK da elinden geleni yapıyor.

22 Temmuz'dan sonra ben 10 bölüm program çektim, bütün çatışma bölgelerine de girdim. Tabii bunun bir kısmını o dönemde söyleme şansına sahip değildik. Benim önce bilgilerim, tecrübelerim gelir. Susmamız gereken bazı yerler vardır. Nusaybin'le ilgili bir olay anlatayım; çatışmalar başladı ve ilk olarak bir tugay komutanı yönetiyordu. Bir tugay komutanı daha verildi. Bu ikisiyle ilerleme döneminde 60'a yakın şehit verdik ve ilerlenemiyor. O sırada, Hulusi Akar Paşa bölgede denetlemeler yaptı. Arkasından Tunceli'den tugay komutanı bölgeye gitti. Nusaybin üç sektöre bölündü. O general geldikten sonra, hiç şehit vermeden büyük bir bölümü temizledi. O temizliği yapmayanlar daha sonra, 15 Temmuz'dan sonra FETÖ'cü olarak tutuklandı.

O dönemde ben çekim için bölgeye gittiğimde, bütün valilikler ile görüşüyordum. Mardin Valisi o dönemki, rica etti dedi ki, benim bölgemde çok büyük sıkıntı var, gelin topluma anlatalım. Bir vali gerçekten de yardım istedi. Gittim, alana indik, alanda çekimler yaptık, bütün çatışma bölgelerini gezdim. Çıktık, çıkmak üzereyken telefon açtılar dediler ki Sayın Vali sizi görmek istiyor. Gittik yanına, misafir etti. Dedi ki, hem eski askersiniz hem çekim yaptınız, bir şey rica ediyorum, biz nerede hata yapıyoruz, bize söyler misiniz? Ben dedim ki, gıybet yapmam, iyileri söyleyeyim, söylemediğim yerde kötü bir şey olduğunu anlayın.

Bu vali arkasından oradaki iki general tarafından potaya kondu, görevden alınması için. Bir tek vali kaldı, bütün ekip tutuklandı. Bizim o dönemde dost ateşi tabir edilen, yani karşı taraftan bir ateşle değil de kendi ateşinle ölen adamımız var mı diye sorgulama zamanı. İhanetin yalnızca o gün olmuş olması mümkün değil. (Haber türk)

15 Ağu 2016 - 21:56 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.