1. YAZARLAR

  2. Bayram Akyüz

  3. Yaraya Merhem: Nesilleri Anlamak - Z Kuşağı
Bayram Akyüz

Bayram Akyüz

Bayram Akyüz
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaraya Merhem: Nesilleri Anlamak - Z Kuşağı

A+A-

Yaşadığımız yüzyıl geçmişle kıyas edilemeyecek kadar diğerlerinden farklı. İhtimalen 16. yy. da Osmanlı Coğrafyasında yaşayan bir Türk ailesinde 1501 de doğan dede ile 1590'da doğan torun çocukları arasında nesil kopukluğu  bu kadar derin değildir. Yüzyılın başında okunan kitaplar yüzyılın sonunda da okunmuştur. Sevilen müzik parçaları, okunan şiirler hep aynı zevke yöneliktir.  Kullanılan aletlerde de büyük bir değişim olmamıştır. Bütün bu sayıklar vesilesiyle sosyal hayatta da önemli bir değişim olmamış böylece dede ve torun aynı duygularla bir biri ile iletişim halinde olabilmiştir. Güngörmüşlüğün tecrübesiyle yaşlılar baş tacı olmuş hayat bu ritmiyle akıp gitmiştir.

                İçinde bulunduğumuz yüzyıl ise pek çok değişimi iç içe yaşamıştır.  Birinci dünya savaşı sonrasını yaşayan yokluğa tahammül eden, yıkıma tanıklık eden "Sessiz  kuşak",  İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla çoğalan dünyanın bir üyesi olan " baby boomer kuşağı", 1960 sonrası teknolojideki değişim hızına pek ayak uydurmaya gönüllü olmayan vazifeyi ve çalışmayı, otoriteyi önemseyen " X kuşağı", 1980 sonrası çalışmaktan ziyade kendi işinin patronu olmak isteyen, otoriteyi benimsemeyen daha ziyade yaşam standardını yükseltmeyi arzulayan "Y Kuşağı",  2000  sonrasında doğan ve yaşamını teknoloji ve bilgisayar üzerinden sürdüren, sosyal ağlarda vakit geçirmeyi seven ve en önemlisi iki işi aynı anda yapabilecek yeteneklerini geliştiren milenyum nesli "Z Kuşağı". Görüleceği üzere 100 yıllık zaman diliminde o kadar farklı bir yaşam döngüsü oluşmuş ki dede ve torun arasında rabıta olacak hiçbir bağlantı kalmamış. O zaman tek çare bir defa herkesi olduğu gibi kendi gerçekliğinde görmeliyiz. Dedelerimiz olan X kuşağı kuralı seviyor, sadakati önemsiyor,  çalışma saatlerine uyumlu ve işe karşı bağımlı. Değişim onlar için çok hızlı oldu. Kara sabanla başlayan merdaneli çamaşır makinesi ile devam eden yaşamları artık kendileri açısından kontrol edemedikleri akıllı makineler ve bilgisayarın hayatın her yerini kuşatmasıyla içinden çıkılmaz bir hal aldı. O zaman onların bu alışkanlıklarına saygı duymalı teknolojiyle onları imtihan etmemeliyiz. Mademki saygıyı belli esaslar üzerinden yürütüyorlar o halde onların yanında otururken bile göstereceğimiz küçük davranışlar, konuşurken göz temasını sağlamamız  her şeye merhem olacaktır.  Y Kuşağı özgürlüğe düşkün. Bir an önce sonuca ulaşmak istiyor. Yaşam gayesi çalışmak değil, çalışmak sadece bir vesile.  Belirli mesai saatlerini sevmiyorlar, emir cümlelerinden hoşlanmıyorlar.  Zaman odaklı değil iş odaklı çalışmak istiyorlar. Saygıyı belli ritüeller üzerinde görmüyorlar. Gruba bağlılık duyguları daha zayıf.  O halde bu nesille ilişki kurarken emir cümleleri kullanmamalıyız.  "Bırakınız yapsınlar bırakınız etsinler " meşhur düşünüşüyle bu nesle karşı otoriter davranma heveslerimizden sıyrılmalıyız. Yeteneklerini geliştirmelerine,  hayallerini kovalamalarına fırsat vermeliyiz. Eğer çare arıyorsak bireyselliğe olan tutkularından onları sıyırmaya çabalamalı sosyalleşmelerine gayret göstermeliyiz.  Dünyanın onların etrafında dönmediğini, hakları yanında sorumlulukları da olduğunu bir şekilde onlara kavratmalıyız. Otoriteye olan ön yargılarından kurtarmalıyız.

                En farklı nesi milenyum çağının çocukları Z Kuşağı. Onlar sanal dünyaya doğdular. Yaşamlarının etrafında sanallık var. Oynadıkları oyunlar sanal, kurdukları ilişkiler sanal. Gerçek dünya onların çok da umurunda değil.  Anne babaların nasihatleri de dinlemeye değer değil onlar için.  Dinliyormuş gibi yapmayı çok iyi başarıyorlar. Çünkü iki işi aynı anda yapma yeteneklerini geliştirdiler. Bir yandan sizinle konuşurken diğer taraftan rahatlıkla arkadaşına mesaj yazabiliyorlar. Hem müzik dinleyip hem de kitap okuyacak kadar ileri taşıdılar bu yeteneklerini. Sosyal medya üzerinden iletişim halinde olmaya bayılıyorlar. Bir anlarını bile sosyal medyadan uzak geçiremiyorlar.  Bunların hepsi biraz ürkütücü ama vahamet değil elbette. Onlar kendi iç dünyalarına dönük yaşamayı, insanların kendilerinin izin verdikleri kadar yaklaşmalarını sağlamayı, kendiyle vakit geçirmeyi seviyorlar. O halde onların bu taleplerini yabana atmamalı. Kendi iç dünyalarında kurdukları kozada yaşam ağacını yeşertmelerine fırsat tanımalı.  Tersi bir çağda yaşıyoruz. Bütün insanlık boyunca ilk defa küçükler büyüklerden çok daha fazla şey biliyor. Z Kuşağının bilgisayar kullanma bilgisine diğer iki kuşağın yaklaşması bile mümkün olmuyor.  Bu büyük bir handikap. Yaşlılardan bir şey öğrenemeyen gençler elbette onlarla vakit geçirmek de istemiyor. Bu nesille rabıta sağlayacaksak bilişim alanında kendimizi sürekli zinde tutmalıyız. Yoksa bu nesille olan kopukluk gittikçe derinleşecek.Nesiller arasında irtibatı devam ettirmek istiyorsak bundan sonra her nesil mutlak surette teknolojiyi yakından takip edebilmeli. Bir Z kuşağı mensubunun gözüyle akıllı telefonları kullanamayan, teknolojik aletlere öcü gibi bakan bir öğretmen çok da ilgiye mazhar değil. O halde ilgilerini çekmek istiyorsak  onların sanal dünyalarına biz de girmeli teknolojiye onlar kadar aşina olmalıyız.

                                                                                                                                              Bayram AKYÜZ

                                                                                                                                              Eğitim yazarı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.