1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

  3. Yeniden Büyük Türkiye’de Sendika
Yrd. Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Yrd. Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Yrd. Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeniden Büyük Türkiye’de Sendika

A+A-

Yeniden Büyük Türkiye’de Sendika

            Mehmet DEMİRTAŞ*

 

“Adam, aldırma da geç git, diyemem, aldırırım: Çiğnerim, hakkı tutar kaldırırım.”

 ( Mehmet Akif Ersoy )

Yeniden Büyük Türkiye’de sendika davasında bizler, bin yılı aşkın kurucu bir medeniyetin çocukları olarak dünyada zulme, haksızlığa, ayrımcılığa vb. uğramış tüm insanların haklarını savunmak; haksızlık ve zulüm karşısında dimdik duran, susmayan, inandığı gibi yaşayıp yaşadığı gibi inanan bir tutum sergilemeyi kendine ilke edinmiş bir davanın mümessilleriyiz. 

Yeniden Büyük Türkiye’de sendika davası; ahlak, hikmet, hakikat, kalkınma, demokrasi ve hukuk ile eğitim ilişkilerini bütün yönleri ile kavrayan, gelişmeye açık bir eğitim sitemi ile yol alacaktır. Bu uğurda sendika olarak mücadelemiz; işsizliğin sona erdiği, taşeron düzenin terk edildiği, gelir dağılımı adaletsizliğinin bittiği, çalışanlara mali ve sosyal haklarının tam anlamıyla verildiği, milletin egemen, hukukun üstün olduğu hedefe varış olacaktır.

Türkiye tarihinde “sendika” kavramı ve onun fonksiyonu çok yenidir. Çünkü ülkemiz, Avrupa’nın yaşamış olduğu Rönesans, reform, aydınlanma, sanayi devrimi ve ardından sendikaların ortaya çıkışı gibi durumları yaşamadı. Tabiatıyla bu kavramlar ve onun etrafında oluşan değerler ancak çok yakın bir zamanda tanındı. Ancak biz, dokuzuncu ve on üçüncü yüzyıllarda “altın çağ” dediğimiz bir İslam Medeniyetini, ardından Selçuklu ve Osmanlı medeniyeti gibi büyük medeniyetler kurmuş ve onların varisleri olmuşuzdur. Kuşkusuz, Avrupa’nın geçirmiş olduğu yenileşme hareketlerini çok fazla yaşamamış olsak ta, çağın getirdiği ve küreselleşen dünyada teknolojinin çok hızlı ilerleyişiyle dinimizin ve insanlığın evrensel değerlerini savunmayı ve insanlığa anlatmayı bu dava yolunda kendimize görev bilmişizdir.

Yeniden Büyük Türkiye idealinde sendika anlayışımızın en önemli unsuru olarak kendimize daha adil, yaşanabilir, ilim, irfan ve erdem sahibi insan yetiştirmek için eğitim sisteminin toplumun beklenti, talep ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yapılandırılması olarak görmekteyiz. Öyle ki bir toplumun muasır medeniyetler seviyesini aşması için çağın gerektirdiğigelişmişlik göstergesini yakalaması gerekir. Bu göstergeye ulaşabilmek için her şeyden önce ilk görevimiz eğitim alanında var olan sorunların çözümüne katkıda bulunmaktır. Eğer 21. Yüzyıl Türk Milletinin yüzyılı olacaksa bu, hem kendi değerleriyle barışık hem de evrensel değerlere sahip çıkan ve ancak sözü, özü ve bir dava ideali olan her alanda nitelikli insanlarla mümkündür. 

Türkiye Cumhuriyeti 8 yıl sonra yani 29 Ekim 1923 yılında 100. Yılını kutlayacaktır. Yakın tarihimize şöyle bir baktığımızda demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, düşünce özgürlüğü, eğitimde eşitsizlik, kılık kıyafet nedeniyle eğitim hakkı elinden alınanların olduğu, çalışanın hakkını yeterince alamadığı, kalkınmada adaletsizliğin, vesayet sisteminin, darbelerin, bürokratik oligarşinin vb. hâkim olduğu ve çok büyük sıkıntılar yaşadığımız bir yüzyıl oldu. 21. Yüzyılın ilk çeyrek yıllarına doğru bu sorunların bazıları sivil toplum örgütlerinin özellikle desendikamızın çok büyük katkısıyla güç te olsa çözüme kavuşmuştur. Ancak hala çözüme kavuşmamış birçok sorunumuz bulunmaktadır. Bu sorunların çözüme kavuşması ve Yeniden Büyük Türkiye İdealini gerçekleştirmek için hep beraber tek yürek olarak haklının hakkını adilce alabildiği, inanç ve düşünce özgürlüğünün önündeki engellerintam olarak ortadan kaldırıldığı, milli ve manevi değerlerimizi evrensel değerlerle yaşatabildiğimiz aydın, çağın gelişmelerine ayak uyduran, gerçek anlamda fikri ve vicdanı hür demokratik ve insan haklarına saygılı insanları yetiştirmekle ulaşabiliriz. Kuşkusuz bu ideallere en büyük katkıyı verecek ve bu düşüncenin lokomotifiolacak olan en önemli etken olarak güçlü bir davası ve şuurlu bir sendika anlayışıyla Eğitim-Bir-Sen camiasıdır.Çünkü biz, ilhamımızı sadece batının ve aydınlanmanın getirdiği değerlerden almıyoruz; bilakis biz, ilhamımızı inancımızdan ve tarihsel mirasımızdan alıyoruz. O nedenle bu şuurda bir sendika demek; ayakları yere basan, değerlerine sahip çıkan, ilerici, demokrasiyi içine sindirmiş, insanı ve onun onurunu ön planda tutan, kısacası hakkı ve adaleti inancı gereği kendine rehber edinmiş bir değer üreten sendika demektir.

Yeniden Büyük Türkiye idealinde sendika anlayışımız, yıllardır diğer sendikaların yaptığı hataları tekrar etmemekten geçer. Çünkü bu ülkede sendika anlayışı maalesef sadece ücret sendikacılığının ötesine geçememiştir. İşte bu yüzden biz, bu davanın mümessilleri olarak 21. Yüzyılı Türk Milletinin şaha kalkışı olarak görmekteyiz ve 3 kıtaya asırlarca hâkim olmuş bin yıldan fazla bir tarihe sahip olan ve kurucu medeniyetin çocukları olarak hak arama davasını yürütürken en önemli sorunlarımız ve bizim onları çözme önerimiz şunlar olacaktır:

  1. 21. Yüzyılın sendika anlayışı gücünü çalışanlarından alan ve onların her türlü gereksinimlerine çare olabilme azmini gösterebilen, dinamik ve çoğulcu bir sendika düşüncesiyle olur.
  2. 21. Yüzyılın ilk çeyreğine doğru giderken Türkiye’nin ekonomisini, eğitimini, hukuk ve adalet mekanizmalarını çağın gerektirdiği şekilde hızlı bir biçimde değiştirmesi gerekmektedir.
  3. Sendikalar, hiçbir siyasal yapının uzantısı,  izdüşümü ya da arka bahçesi olmamalıdır. Sendikalar, doğru bildiklerini çalışanların haklarını korumaya yönelik olarak savunmalıdır.
  4. Bir sivil toplum örgütü olarak sendika haklının yanında, haksızın ise karşısında olmalıdır.
  5. Yeni Türkiye idealinde sendika anlayışı küreselleşen dünya ile birlikte üyelerinin farklı istek ve arzularını dikkate alarak onların bu sorunlarını daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşturmak için sonuna kadar mücadele etmekten geçer.
  6. Sendika içi demokrasi anlayışından asla taviz verilmemelidir.
  7. Sendikanın ortaya koyacağı düşüncelerkimsenin siyasi görüşüne veya söylediklerine göre değil, “adalet” ve “hak” ilkesi temelinde olmalıdır.
  8. Yeni Türkiye idealinde sendika anlayışı, sendikacılığı sadece ücret sendikacılığı anlayışından kurtarıp, tüm çalışanların hakkını arayan tabiri caizse çalışana “alnının teri kurumadan emeğinin karşılığının verildiği” bir sendika anlayışı temelinde olur.
  9. Sendikal inisiyatif, eğitim ve kamu çalışanlarının yaşadıkları olumsuzluklara ve ihtiyaçlara karşı çözümler üreten, yaratıcı, değiştirici dönüştürücü bir anlayışı gerektirmektedir.
  10. Sendikalar, yapıları ve işlevleri gereği işkolundaki tüm çalışanları dil, din, ırk, cinsiyet, dünya görüşü ayrımı gözetmeksizin, bünyelerinde toplamaları bakımından kitle örgütleridir. Onlara düşen en önemli görev, emeğin hakkını alma mücadelesinde sonuna kadar çalışanlarının yanında olmalarıdır.
  11. Sendikalar üyelerin ekonomik, demokratik, mesleki, toplumsal haklarını korumak, geliştirmek için fiili ve meşru mücadeleyi öngörmelidir.
  12. Kadın eğitim çalışanlarının sendikal süreçlere etkin katılımı sağlanmalıdır. Yönetimde erkek egemen anlayış kırılmalı vekadınlara pozitif destek sunulmalıdır. Kadınlarla erkeklerin birlikte göğüslemediği mücadele, ne kalıcı olabilir ne de bir coşku yaratabilir.
  13. Yeni Türkiye idealinde sendika anlayışı grevli-toplu sözleşmeli, katılımcı, demokratik bir sendika olma yolunda, ekonomik, toplumsal hak ve özgürlükler için ulusal ve uluslararası düzeyde mücadele hedefinden şaşmayan ve bu uğurda dünyanın neresinde bir mazlum ve yetim var ise ona sahip çıkmaya çalışan bir anlayışa sahip olmalıdır.
  14. 21. Yüzyılın sendika anlayışı güçlüyü haklı değil, haklıyı güçlü kılan, dürüstlüğün en büyük erdem olduğu düşüncesiyle birey hakkının en temel insan hakkı olduğunu kendisine ilke edinmelidir.
  15. Sendikalar insan haklarına yönelik her türlü şiddet, baskı, zulüm ve haksızlığa karşı çıkmalıdır. Özellikle ülkemizde hiç eksik olmayan antidemokratik, çağdışı oluşum ve yapılanmalara karşı çıkarak, demokratik hukuk devletinin kurulması ve korunması için mücadele etmelidir.
  16. Türkiye’nin istikrarlı, itibarlı ve erdemli bir dünya devleti olabilmesi nitelikli insan gücünü yetiştirebilmesine bağlıdır. Bu nedenle ülke kalkınmasının ancak eğitimle olabileceğini yılmadan usanmadan insanımıza anlatmak, duymak ve görmek istemeyen yetkililere duyuruncaya kadar mücadele etmek gerekir.
  17. Kamu görevlilerine yönelik siyaset yasağı kaldırılmalıdır.
  18. Tüm kamu çalışanlarının, insan onuruna yaraşır ücret almalarını sağlayacak anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  19. Tüm kamu çalışanlarına (ölümleri halinde eş ve/veya çocuklarına), emeklilik ve malullük hallerinde; insanlık onurunun gereklerine uygun yaşam standardı sağlayacak miktarda emeklilik ikramiyesi ödenmesi ve aylık bağlanması kaliteli eğitim, kültür, sağlık ve sosyal yaşam hizmetlerinin ücretsiz/indirimli olarak verilmelidir.
  20. Aile kurumunu korumak, ruh ve beden sağlığı yerinde nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla, kamu görevlisi sıfatıyla birlikte annelik vazifelerini de yerine getirmeye çalışan kadınlarımızın çalışma şartlarının bu konumlarına paralel olarak daha elverişli hale getirilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması elzemdir.
  21. İşverence mağdur edilmeleri halinde sendikalar, mensuplarına maddi, hukuki ve sosyal yardımlar yapmayı ihmal etmemelidir.
  22. Her düşünceyi, özgür iradeyi, fikir inanç ve ifade özgürlüğünü en temel insan hakkı bilmek ve savunmak temel ilke olmalıdır.
  23. Eğitimde fırsat eşitliğini, olmazsa olmaz kural bilmek ve sistemimize hâkim kılmaya çalışmak.
  24. Eğitim sisteminin ve müfredatının, ders kitapları ile tüm eğitim faaliyetlerinin içeriğinin, medeniyetimizi oluşturan kültürel zenginliklerin tamamını kapsayacak biçimde düzenlenmesinin ahlaki, vicdani ve insan hakları açısından bir gereklilik olduğunu savunmak.
  25. Devletin 'Sosyal Devlet' ilkesini mutlak ve kâmil manada hayata geçirilmesi için yasal ve hukuk zemininde her türlü mücadeleyi vermek.
  26. Servet düşmanlığı yapmak yerine, ücretlerde eşitlik ve adaleti savunmak.
  27. Ebedi muhalefet örgütü olmak yerine, doğrunun yanında, yanlışın karşısında olmak.

 

 

 

 

* Yrd. Doç. Dr. Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, mehmet.demirtas@gop.edu.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.