1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Zorunlu zarar İlksan
Zorunlu zarar İlksan

Zorunlu zarar İlksan

Mal varlığı, üyelerin haklarını, mali haklarını ödemeye yetmediği anlaşılan İLKSAN'la ilgili iddialar, üyeleri karamsarlığa sürüklüyor. Her ne kadar birileri IMF'ye borç verebilecek kadar başarılı olduğunu iddia etse de mali veriler aksi yönde.

A+A-

İLKSAN'da seçilen belli, geçinen belli, peki üyenin sonu belli mi?

Mal varlığı, üyelerin haklarını, mali haklarını ödemeye yetmediği anlaşılan İLKSAN'la ilgili iddialar, üyeleri karamsarlığa sürüklüyor. Her ne kadar birileri IMF'ye borç verebilecek kadar başarılı olduğunu iddia etse de mali veriler aksi yönde.

İLKSAN, mali raporlara göre zararı her geçen gün büyüyen, yönetilemez ve sürdürülemez bir kurum. Bu kurumun yönetim hatalarının üyelere veya devlete fatura edilmesi doğru değildir. Üyeler daha fazla zarara uğratılmadan İLKSAN'ın tasfiye edilmesi gerekir.

2015 yılı toplu sözleşme hükmüyle üyeliğin zorunlu olmaması yönündeki kararla sandığa üyelik ihtiyari hale gelmişti. Ancak İLKSAN yönetimi toplu sözleşme hükmünü mahkemeye taşıyarak yürütmesini durdurdu.

Yargının son sözü ne olur bilinmez ama işlerin yolunda gittiği, çok iyi yönetildiği iddia edilen bir Sandığa üyeliğin zorunlu olması yönündeki çaba sizce de manidar değil mi? İLKSAN'ın üyelerine sağladığı menfaat ve başarılı olduğunu iddia eden yönetimi, Sandığı cazip hale getirmiş olsa, bu çağda zorunlu üyelik gibi bir zorbalığın peşine düşmüş olabilir mi?

Son günlerde bir sendikanın yöneticileri de temcit pilavı gibi İLKSAN'ın başarılarını(!) ısıtıp ısıtıp gündem oluşturmaya çalışıyor. Elbette bu başarıyı(!) da en başta kendi sendikalarının başarısı olarak gösteriyorlar. Başarı pazarlaması yapılırken, 'bizim sendika yaptı', başarısızlık ayyuka çıkınca 'MEB bürokratları yönetimde sayıca daha fazla, onlar yaptı' ikiyüzlülüğü de cabası.

Son 20 yıldır İLKSAN'ın başarıyla yönetildiğini iddia eden bu zevatın söyledikleri ne kadar doğru? Başarı dediğiniz şey, somut verilerle değerlendirilebilecek bir durumdur. Bir kurumun üye aidatı ve faiz gelirinden başka gelirinin olmaması, şirketlerinin her yıl zarar etmesi ve varlıklarının, üyelikten kaynaklanan hakları karşılayamıyor olmasını başarı olarak gösterenlerin yönetici pozisyonunda oldukları bir sendikanın neden her geçen gün eriyor olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Örneğin, İLKSAN'ın başarılı olduğunu iddia eden en yetkili iki şahsın ağzından iki veriyi sizlerle paylaşalım. İLKSAN Başkanı Tuncer Yılmaz, üyelerinin tamamının üyelikten ayrılmaları halinde bile nakit ve gayrimenkul varlıklarıyla alacaklarının karşılanabileceğini söylüyor. Ancak en iyi ihtimalle üyelerinin alacağı 2,6 milyar liranın üzerindeyken ve İLKSAN'ın varlığı 850 milyon lirayı bulmazken, bu ödemelerin nasıl yapılabileceğine ilişkin bir şey söylemiyor. Yine İLKSAN Başkanı Yılmaz, üye olma ve üyelikten ayrılmaların isteğe bağlı olması yönündeki kararı, kendisini yalanlayan ve başarısızlığının itirafı niteliğindeki "Uygulanabilirliği ancak devletten büyük ölçüde finansal kaynak aktarımının sağlanması ile mümkündür" ifadeleriyle değerlendiriyor. Yani, "yönetimimizin beceriksizliğinden kaynaklanan zarar, devletçe ödenmeli" anlamında sözler kullanıyor.

İLKSAN'ın başarısını kendilerine mal eden Türk Eğitim-Sen'in Genel Başkanı İsmail Koncuk da, 2009 yılında,"İLKSAN'ın tasfiyesi için 600-700 milyon lira lazım" derken, 2011 yılında, İLKSAN'ın zorunlu ödemeleri için 1 milyar liraya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Yani, Koncuk'un ifadelerine göre iki yıl içinde İLKSAN'ın açığı yaklaşık yarım milyar artmış.

Geçen hafta, İLKSAN'ı aklamakla ödevlendirilen bir sendika yöneticisi, gittiği okulda İLKSAN üyelerinin sandık aidatlarının yüksek olduğundan şikayetçi olduklarını söylüyor. Bu zat eleştirilere, "cebinde bir maaş tutarında telefon olanların, elbisesi ve ayakkabısı varken yenisini alanların homurdanmaya hakları olmadığı" yönündeki ifadelerle, tam bir hadsizlik ve ideolojik saplantının insanı götürdüğü noktayı gösteren ibret verici bir tavır sergiliyor. Adam, İLKSAN'ı kafasında öyle bir yere koymuş ki, ona yönelik en haklı eleştirilere dahi tahammül edemeyip komik savunmalarla, mağdur üyelere saldırıyor. Karşısındakilerin zekasıyla alay edercesine, "İLKSAN'daki başarı için tek ölçüt üretilen hizmet olamaz. İLKSAN, milli ve yerli son kaledir. İLKSAN İMF'ye borç verebilecek güçtedir" gibi ifade ve imalarla bakış açılarının sığlığını, ideolojilerinin, gerçeklerle aralarına nasıl bir duvar ördüğünü ortaya koyuyorlar. Utanmasalar,"İLKSAN Suriye'ye girsin, BM daimi üyesi olsun..." falan diyecekler.

Türk Eğitim-Sen, İLKSAN'ı tüm başarısızlığına rağmen sahipleniyor ve her şeye rağmen koruyup kolluyorsa, İLKSAN üyeleri neden yönetimi hala Türk Eğitim-Sen'e teslim etmeyi tercih ediyorlar.

Bu durumun tek nedeni, süreci takip edenler tarafından yakinen bilinen malum ittifaktır. Birbirine hasım olanların her seçim döneminde Makyavelist tavırlarla hısımlaştıkları iş birliğinin doğal bir sonucu olarak, Türk Eğitim-Sen'in çatı delegeleri kazanıyor. Örnek mi istiyorsunuz? Şu illerin delege sayıları ve seçim sonuçlarının arif olanlara yeteceğini düşünüyorum:

Giresun'da Eğitim-Bir-Sen'in 7, Türk Eğitim-Sen'in 5 ve Eğitim-Sen'in 5 delegeyle girdiği seçimden Türk Eğitim-Sen delegesi 10 oy alıyor.

Artvin'de Eğitim-Bir-Sen'in 2, Türk Eğitim-Sen'in 3, Eğitim-Sen'in 2 ve Eğitim-İş'in 1 delegeyle katıldığı seçimde Türk Eğitim-Sen delegesi 6 oy alıyor.

Kars'ta Eğitim-Bir-Sen'in 2, Türk Eğitim-Sen'in 3 ve Eğitim-Sen'in 2 delegeyle katıldığı seçimde Türk Eğitim-Sen'in adayı 5 oyla delege seçiliyor. Yani, her yıl mutabakat metinlerinin imzalandığı ay yapılan iş birliğinin aynısı İLKSAN seçimlerinde yapılıyor.

Uzun yıllardır kötü yönetimi ve zaman zaman da usulsüzlüklerle gündeme gelen bu Sandık ile ilgili gidişatın hayra alamet olmadığı belli. Her seçim döneminde ekonomik projelerle karlı işlere imza atmayı vaat etmek yerine 'Sandığımızı elimizden alacaklar, koşun, safları sıklaştırın, olmadı ittifaklar yapın' diyerek hamasi nutuklar ata ata Sandığın batışına kadar geldik. Seçimin sonuçlarından, Sandığın akıbetinden en çok etkilenecek kesim olan üyeler de sandığa sosyo-ekonomik perspektif yerine başka saiklerle yaklaşınca olanlar oldu. Şimdi bir seçim yarışı yok. İttifakınız karlı, akıbetiniz hayırlı olsun inşallah. Yeter ki üyelik hakkımızı zorbalıkla zorunlu yapmayın. İrademize saygı duyun, lütfen!

İdris Şekerci
Eğitim Bir Sen İstanbul 6 Nolu Şube Başkanı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum