1. YAZARLAR

  2. Abdurrahman Sorgun

  3. 28 Şubat Çöplüğüymüş
Abdurrahman Sorgun

Abdurrahman Sorgun

Abdurrahman Sorgun
Yazarın Tüm Yazıları >

28 Şubat Çöplüğüymüş

A+A-

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri de kaliteli, vizyonu ve ufku geniş bir ana muhalefete sahip olamayışıdır. Rekabetin olmadığı yerde kalite olmaz, tekelcilik olur. ‘Rakibimiz olmadığı için adeta kendi kendimizle yarışıyoruz’’ diyor Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan zaman zaman konuşmalarında.

Bu bağlamda gözler 25 Ekim’de açılışı yapılan İYİ PARTİ ’ye çevrilmiş durumda. Genel Başkan Meral Akşener’in ileride neler yapıp neler yapamayacağını kestirmek için erken belki. Lâkin kişinin yaptıkları yapacaklarının göstergesidir düsturuyla yola çıkarsak Sayın Akşener her ne kadar geçmişte bakanlık, Meclis başkan vekilliği gibi makamlarda bulunmuş olsa bile dimağlarda derin izler bırakacak tarzda hizmetleri olmadı. Uzun yıllar çeşitli partilerde ve en son ise MHP saflarında yer aldı. İlk çıkışı çok önemliydi. Yol arkadaşları çok önemli. Büyükler ‘’evvel refik, badel tarik’’ yani önce yol arkadaşı sonra yoldemişler. Akşener bu açıdan bakıldığında da sınıfta kaldı. Çünkü uzun yıllar siyasette kalmasına rağmen kendi inandığı davasını yeterince etrafına anlatamamış ve ikna edememiş olmalı ki yanında birkaç milletvekili hariç kimse yok. Ki daha başlamadan biri ‘’bu parti bir proje partisi ‘’ ifadeleriyle istifa etti.

Kalp denizidir, dil kıyı. Denizde ne varsa kıyıya o vurur (Hz. Mevlana)

Bu anlamlı sözden yola çıkarak İYİ PARTİ genel Başkanı Akşener’in 25 Ekim 2017 tarihindeki partisinin açılış programı konuşmasını beraber inceleyelim neler yapacaklar, vizyonları ne, neler yapacaklar birlikte görelim?

‘’ Ülkemiz, bir asrı aşkın çok partili siyasal hayata sahiptir.

Milletimiz, bu süre içinde, karşılaştığı bütün sorunları, bunalımları, daralmaları, hep milli irade yoluyla aşmıştır.

Her zaman demokratik siyaseti tercih etmiş ve yoluna yeni açılımlarla devam etmeyi, her zaman başarmıştır.

Büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, bu toprakların ikinci defa vatan kılınmasında, milli iradeyi esas almışlar, savaşı bile Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yönetmişlerdir.

1940’lı yıllara gelindiğinde, devrin iktidarı, ‘Millî Şef’’ Dönemi otoriter yapısı, ve talihsiz 1946 seçimleri ile toplumun gerisine düşmüş, zamanın dışında kalmıştı.. 

Milletimiz, cesur bir demokratik mücadele ile çok partili hayatın kapılarını açmış, siyasal iktidarı değiştirmiştir. Bu yolla, toplumsal ilerlemeyi yeniden başlatmış, devletimizi işlevsel hale getirmiştir. 

Sadece on yıl sonra, 1960 Askeri Darbecileri, kendilerini milli irade yerine koyarak, siyaseti askıya almışlar, sonra da ülke siyasetinin gidişatını planlamışlardı.

Milletimiz, demokratik tavrından sapmadan, bu otoriter kadroların tasarımlarını, boşa çıkartmış, yeni bir siyasal parti iktidarıyla, Türkiye’nin hızını kesen engelleri kaldırmayı başarmıştır.

12 Eylül 1980’de siyasetin bir kere daha askıya alınmasına şahit olduk… Milletimiz aynı şekilde, demokratik olgunluğundan taviz vermeden, yapılan tasarımları çöpe atmış, yeni bir partiyi iktidara taşımış, yeni bir siyasal dönemle Türkiye’nin yolunu aydınlatmıştır.

Değerli Misafirler

Türk siyasetinde demokratik işleyiş,12 Eylül’de bozulmuş, 28 Şubat ile tasfiye sürecine girmiştir.

2002 seçimleri, milletimizin, yolsuzluk – yasaklar ve yoksulluk olarak tanımladığı toplumsal sorunlarından çıkma arayışıdır.

 Bu beklentiler, Adalet ve Kalkınma Partisini iktidara taşımıştır…’’

 Daha ilk konuşmasında kendi kendisiyle çelişen ifadeleri var Sayın Akşener’in. Bir taraftan demokrasini önemi ve güzelliği vurgusunu yaparken, diğer yandan kurulduğu 2002 tarihinden bu yana girdiği her seçimden oylarını artırmasına rağmen milletin iradesine nasıl saygı duymadığını da şu ifadelerle anlatıyor;

         ‘’ Başlangıç yıllarında başarılıda sayılır,

Ancak, 2007’den itibaren “vizyonsuz bir güce” dönüşmüştür.

Vizyonsuz güç ise yıkıcıdır.

İktidar milletin bütün desteğine rağmen., politikalarını milli iradeye dayanmayan ittifaklarla üretmeyi, bir marifet saymış,

Siyasi muhalifler, devlet muhaliflerinden daha tehlikeli bulunmuştur.

Türkiye operasyonlara açık alan haline gelmiş, 2007 den itibaren de sahnelenmeye başlanmıştır.

2007 den itibaren

-Toplumsal karşılığı donmuş, işlevsiz bir muhalefet. 

-Muhalefet dâhil demokratik olmaktan çıkmış, bir siyasal yapı Mevcuttur.

Devlet organizasyonundaki denge ise,

              -        2007 yılındaki Cumhurbaşkanı seçimiyle gevşemiş,

              -        2014 yılındaki Cumhurbaşkanı seçimi ile de, tam olarak ortadan kalkmıştır.

16 Nisan referandumu ile 1946 seçimleri adeta tekrar sahnelenmiş, siyasal hayatımıza, yeni bir usul eklenmiştir.

“TOPLUMSAL DESTEK YETMEZSE, YARGIÇLAR TAMAMLAR”,

“MİLLİ İRADEDEN, YARGIÇ İRADESİNE GEÇİŞ YAPILMIŞTIR.

DEMOKRASİ TEHDİT ALTINDADIR, 

VE İKTİDARIN HUKUKU, HER ŞEYİN ÜSTÜNDEDİR…

Açıkça görülmektedir ki.

TOPLAM SİYASET AÇMAZDADIR,

POST MODERN MİLLİ ŞEF DÖNEMİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİR ‘’

 

Daha şimdiden sen bu millete bir yandan demokrasi vurgusu yaparken, diğer yandan sırf işine gelmediği için bu millete göbeğini kaşıyan adam muamelesi yaparsan iktidarı biraz zor görürsün Sayın Başkan.Bak ne diyor Erdoğan? 2023 diyor, 2051 diyor, millî uçak, milli gemi, milli silah diyor, dünyanın en büyük havalimanı diyor… Diyor da diyor. Ve dediklerini de harfiyen hayata geçiriyor.

Meral hanım konuşmasının devamında ise;

‘’ 28 Şubat, bizzat Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik bir ihanet sürecinin adıdır.

Bu süreç, Türk Subayına çuval giydirmekle tazelenmiş,        

Ergenekon, Balyoz ve çözüm süreci ile devam etmiş,

15 Temmuz ile final yapmıştır…

FETÖ İHANET ŞEBEKESİ, sadece 15 Temmuz değil, 2004 DEN İTİBAREN  BÜTÜN OPERASYONLARIN  ANA AKTÖRÜDÜR.  

15 TEMMUZ TAM ANLAMIYLA BİR “DEVLET ETME ZAAFİYETİDİR “

MİLLET, DEVLETİ SOKAKTAN TOPLAMIŞTIR.

“Bir başka tarihi gerçek de şudur, TSK’ni Türkiye’nin aktifinden düşürmek için plan yapanlar, maalesef iktidar kadrolarının bulanık beyinlerinden faydalanmışlardır Yaşanılan her bir süreç, Türkiye için yol çevirme, ön kesme operasyonudur’’ Sözleriyle en büyük potu burada kırdı. Sayın Akşener! Özgürlüklerin engellenmesi, başörtüsünün okullarda yasaklanması, İmam hatip ve Kuran Kurslarının kapanması, kısacası her türlü İslâm düşmanlığı için tertip edilen oyunun adı 28 Şubattır dikkatinizi çekerim.

Bar kadını Fadime Şahin’i tesettüre sokarak sahte şeyh Ali Kalkancı’lar imal ederek her gün ana haber ekranlarında dökülen sahte gözyaşları ve en son yatak odasında muhabirlerin ve kameramanlarında hazır bulunduğu bir anda uygunsuz görüntüler servis edilerek oynanan bir 28 Şubat oyununun kimlere zarar verdiğinin cevabını 2002 seçimlerinde gayet net verdi bu halk ve hala da veriyor ama siz yanlış anladınız sanırım.

Okullarda kurulan ikna odalarını, düzmeceyle kurulan Aczmendi tarikatını ekleyelim isterseniz.

Bu Millet önce samimiyet ister Sayın Başkan. Konuşurken Hz. Muhammed falan diyeceksin sırf o anda işine geldiği için liyakatle ilgili hadis-i şeriften bahsedeceksin lâkin iman tazelemeye Anıtkabir’e gittiğini söyleyeceksin. Bu millet yemez bence.

Daha sonra da sözlerine ek olarak ‘’  28 Şubatın kudretlileri, bekleyin… Bekleyin. Yakında yoldaşlarınız olacak, bugünkülerde tarihin çöplüğüne, sizin yanınıza gelecek’’

Demişsin ya; Bekleyip görelim bu necip millet kimi gömer o çöplüğe… 

                         Selâm ve dua ile

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.