Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Atanamayan Öğretmenlerin Feryadı, Öğretmen Yetiştirmede Plansızlık

Genel bir saptamayla yazıya başlamak istiyorum. Bir konuyla ilgili elinizde doğru veriler yoksa doğru ölçümleme yapamazsınız; yanlış ölçülerle sağlıklı değerlendirmeye ulaşamazsınız; eksik değerlendirmelerle de yanlışı düzeltemezsiniz, sistemde iyileştirme ve gelişim sağlayamazsınız.

Kronik hale gelen atanamayan öğretmenler sorununu bu saptama ışığında değerlendirmeye çalışacağım. Bu yazımız atanamayan öğretmenlerle ilgili  elimizde sağlıklı veriler olmadığı için bol sorulu bir yazı olacak. İnternette arama yaptırdığımızda 2000-2002 yıllarında 60 bin ila 70 bin arasında atanamayan öğretmen varmış. Bu rakam doğru mu, net olarak bilmiyoruz. Elimizde resmi veriler olmadığı için yorumlarımızı bu verilerin üzerine inşa edeceğiz.

İnternette atanamayan öğretmenler haberlerini taramaya devam ettiğimizde, 60-70 binin atanamayan öğretmen sayısının 100 bin, 250 bin, 300 bin ve 2013 gelindiğinde 350 bin rakamlara yükseldiğini görüyoruz. Yıllar itibariyle rakamların izini takip ettiğimizde 2020 yılında sayıların daha karmaşık bir hal aldığını gözlemliyoruz.

 2020 yılı için arama yaptığımızda,  400 bin sayısı da yer alıyor, yarım milyonda, 600 binde, 700 binde. Bu farklılıklar nereden kaynaklanıyor? Hangisi doğru.?Bir de 2023 yılıyla ilgili öngörüler var. Buda atanamayan öğretmen sayısının 1 milyona aşağı tahminidir. Bu büyük bir sayı.

Buradan Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’e sormak isterim. 2020 rakamlarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? 2023 öngörüleri hakkında beklentiniz nedir? Gerçekten 2023’le ilgili tahmin doğruysa atanamayan öğretmenlerle görevi başındaki öğretmenler eşitlenme noktasına gelecek. Bu çok vahim bir durum değil mi?  Atanamayan öğretmen sayısı dünyadaki birçok ülkenin nüfusundan fazla olacak. Öyle ki, atanamayan öğretmenlerin parti kurması halinde aileleriyle birlikte yüzde 2 oy alabilecekleri ve Türkiye’nin 5’inci büyük partisi olacağı yorumları bile var.

Kafa karışıklığı ve rakamlardaki  farklılık sadece atanamayan öğretmenlerle ilgili değil. Öğretmen açığı ile ilgili de rakamlar farklı. Öğretmen açığının, 50 bin olduğunu  söyleyende var, 100 bin ve 150 bin olduğunu söyleyenler de var.  Hangisi doğru?  Yine KPSS’ye giren atanamayan öğretmenlerin ne kadarının atandığıyla ilgili de farklı rakamlar var. KPSS’ye giren atanamayan öğretmenlerin yüzde 13’nün atandığını söyleyen haberlerde var, yüzde 16, 17 ve 18’inin atandığı haberleri de var. Yani 100 atanamayan öğretmenden ortalama 16’sı atanabiliyor.

Bu noktada MEB ve YÖK’e sorularımızı tekrar soralım. 2020 tarihi itibariyle atanamayan öğretmen sayısı kaçtır? Bu atanamayan öğretmenlerin ne kadarı KPSS’ye girmiştir? Kaç tanesi atamasının yapılması için MEB’e başvurmuştur?Bunların yüzde kaçı atanmıştır?Etüt, kurs ve kolejlerde çalışan öğretmen sayısı kaçtır? Atanamayan öğretmenlerin kaçı kadın kaçı erkektir?  Atanamayan öğretmenlerden 10 yıldır bekleyenlerin olduğu söylenmektedir. Bu doğru mudur? Gerçekten atanamayan öğretmenlerin ortalama bekleme süresi nedir? Atanma umudunu tamamen kesen öğretmenlerin sayısı kaçtır?Çöpten kağıt toplayan atanamayan öğretmenler var  mıdır? Samimi olarak çok üzüldüğüm olaylardandır: Atanamayıp intihar eden öğretmenler. İntihar eden öğretmen sayısı kaçtır. Bu üzücü durumların oluşmaması için ne tür sosyo-psikolojik tedbirler alınmaktadır.

 Entelektüel birikimini taktir ettiğim, konuşmalarını keyifle dinlediğim bir bakanımız intihar vakalarını; gösterişçi intihar eylemi sendromu olarak açıklamıştı. Bu açıklamadan sonra o bakanımıza karşı hüsnüzannım kırılmış, hayal kırıklığı yaşamıştım. Birincisi, siyaset adamları her doğruyu her yerde söylememesini öğrenecekler. İkincisi, başka bir olay için söylenen bir kavramı her olay için geçerli olmadığını da bilecekler. O tanımlama hem oturmamış hem yakışmamıştı. Bir kez daha hatırlatmak istedim.

Peki, atanamayan öğretmenlerin sayısında ileriki yıllarda azalma olacak mı? Yine internet ortamından var olan bir veri eğitim fakültelerinden 226 bine yakın öğrencinin öğretmen olarak mezun olduğu gerçeği. Her yıl 20 bin ila 40 bin öğretmen atandığı gerçeğinden yola çıkarsak azalma değil artma olmaya devam edecek. Bu konuda YÖK ne düşünüyor, bu sorunla ilgili ne tür tedbirler alıyor veya almayı düşünüyor? Belki şöyle de sorulabilir; YÖK bu kronik sorununfarkında mı?

Doğru veya yanlışlığı tartışılmalıdır. Ancak, kısa vadeli olarak bazı öneriler getirilmiş. Bunlardan birisi, öğretmenlere 3600 gösterge verilmesi. Beklenti,  öğretmenlere 3600 göstergenin verilmesiyle 100 binin öğretmenin emekli olacağı ve yerine 100 bin atanamayan öğretmenin alınmasıdır. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2.5 yıl önce verdiği bir söz var. İnşallah geciken vaatler gerçekleşir ve bu beklentilerde karşılanır. Bir başka öneri, 100 bin civarında ücretli öğretmen olarak çalışan kişilerin kadrolu olarak atanmasıdır. Öğretmenlik kutsal meslek diyoruz. Bu nasıl bir kutsal meslek, büyük bir bölümü atanamıyor. Atananların kadroları da yamalı bohça gibi; uzman öğretmenler, kadrolu öğretmenler, sözleşmeli öğretmenler ve ücretli öğretmenler. Bu farklarda kaldırılmalıdır.

Köklü çözüm ise, eğitim fakültelerinin kontenjanları ülkenin öğretmen ihtiyaçlarına göre yeniden ayarlanmasıdır. Mevcut atanamayan öğretmenlerin kamu kuruluşlarının eğitim bölümlerine veya araştırma geliştirme bölümlerine alınmasıdır.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, her yıl başında geçen yılın ekonomiyle ilgili rakamları ile girilen yılda gerçekleşmesi beklenen tahmini rakamları açıklar. MEB’de her yıl küçük bir broşürle eğitimle ilgili doğru bilgileri başta eğitim yazarları, eğitim hizmet kolundaki sendikalar, siyasi partiler, eğitimle ilgili dernek ve vakıflarla paylaşmalıdır ki, doğru verilerle doğru yorumlar yapılabilsin, doğru tartışmalarla doğru çözümler geliştirilebilsin. Saygılarımla..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.