“Bakanlık öğretmenin ek dersinden tasarruf etmeye çalışıyor” algısı

Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz.

Haliyle olağan dışı uygulamalar da var.

Böylesi durumlarda devletin, devlet adına gücü ve yetkiyi elinde bulunduranların takınacağı tavır, sergileyeceği davranış, kuracağı cümle toplumun bütün kesimlerini ve belli meslek gruplarını derinden etkiliyor.

Çok uzatmadan konuya geçeyim de meramım çabuk anlaşılsın.

Korona denen bela herkesi, her şeyi, dünyadaki bütün ekonomileri sarsmış durumda, sarsmaya da devam ediyor.

Hal böyle olunca da çarklar eskisi gibi dönmüyor.

Üretim de tüketim de eskisi kadar değil.

Umarım bu süreçten sonra savurganlığımızı, müsrifliğimizi tekrar gözden geçirme fırsatı buluruz.

Çarkların dönmesi için gerekli en önemli malzeme okulların açılması, hayatın yavaş yavaş normale dönmesi.

Nedense bundan çok korkuyoruz.

Bütün alanlarda normalleşirken eğitim konusunda adım atmaya cesaret edemiyoruz.

Biz çocuklarımız sağlıklarını kaybetmesin diye korkarken geleceklerini kaybedişlerini izliyoruz gün gün.

Oysa öğrenim faaliyetlerinin devam edebilmesi için üretilebilecek onlarca formül var.

Uzaktan eğitimin türlü çeşidi haricinde.

Sayısı bir milyonu aşan öğretmen görev yerlerinde işlerinin gereğini yapmayı bekliyor.

Bir kısmı henüz öğrencisi olmayan okulunu tamir ediyor, boyuyor, bir kısmı filyasyon ekiplerinde görev alıyor, bir kısmı canlı ders anlatıyor, bir kısmı sekiz ve on ikinci sınıflara kurs veriyor.

Filyasyon ekiplerinde görevli öğretmenlerin bazılarına ek ders ödenirken bazılarına yerel yöneticiler marifetiyle ödenmiyor. Edindiğim bilgilere göre nahoş durumlar da yaşanıyor

İşin tepesindeki Milli Eğitim Bakanlığı’nın duruşu net olsa, taşraya arka arkaya kafa karıştıran yazılar gönderilmese mevcut sorunların birçoğu yaşanmaz biliyoruz ama nedense böyle olmuyor.

Eğitim camiasında “Bakanlık öğretmenin ek dersinden tasarruf etmeye çalışıyor” algısı oluşuyor.

Taraflı tarafsız bütün eğitim çalışanlarında ve toplumun her kesiminde sonsuz krediye sahip Milli Eğitim Bakanının da kredisi tükeniyor.

Hep diyoruz, üniversite mezunları içerisinde, istisnalar olmakla beraber en az maaş alan kesim öğretmenler.

Durum böyleyken bir de ek dersi tartışılır hale getirmek, sıkıntılı bir süreç yaşanırken “öğretmen para hesabı yapıyor” algısına zemin hazırlamak kime fayda eder anlamak mümkün değil.

Bu tür davranış ve yaklaşımlar bazı toplum kesimlerinin belli meslek gruplarına bakışını değiştiriyor, saygısını azaltıyor.

Bırakalım herkes işini yapsın.

Sağlık çalışanlarına da sokakları süpürenlere de, otobüs, dolmuş şoförlerine de saygı duyalım.

Okulunu boyayıp badana yapan, sıraları tamir eden, öğrencileri kendi aracıyla okula taşıyan, gelemeyen öğrencinin ayağına giderek ders anlatan, EBA’dan canlı ders anlattığı sırada bir buçuk yaşındaki evladı balkondan düşerek cennete giden öğretmene saygı duyalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.