Bayrama Dair İlginç Bilgiler

Öncelikle bayrama inanan, bayramın birleştiriciliğine ve kutsiyetine iman edenlere selam olsun!. Bu yazımızda “Bayram”a dair bazı bilgileri sunmak istiyorum. Belki birçoğumuz bayramla ilgili bu bilgileri yeni duyacağız. Hadi o zaman, Bayram’a dair bir bilgi yolculuğuna…

***

  • Kâşgarlı Mahmud’un tesbitine göre; Bayram kelimesinin aslı Farsça beẕrem/beẕrâm (بذرام/بذرم) olup “sevinç ve eğlence günü” demektir ve beyrem/bayram telaffuzu Oğuzlar’a aittir.
  • Tasvirî sanattan tanınan ilk bayram sahnesi, milâttan önce VI. binyıla ait Çatalhöyük duvar resimlerinde yer almaktadır.
  • Eski Türklerde Hunlar’ın devlet büyüklerinin her yılın başında hükümdarın karargâhında toplanarak yer ve gök tanrılarına kurban kestikleri, beşinci ayda da Ötüken’e yakın bir yerde yine kurban kesildiği ve büyük törenler tertip edildiği bilinmektedir.
  • İslamiyetten önce Medineliler’in kendilerine has bir millî bayramları yoktu; İranlılar’dan aynen aldıkları iki ünlü Mecûsî bayramını kutluyorlardı. Bu bayramların birincisi ilkbaharın başladığını belli eden Neyrûz, diğeri ise sonbaharın başlangıcı olan Mihricân’dı.
  • Neyrûz kelimesinin aslı Farsça nev-rûz olup “yeni gün” demektir. Güneşin koç burcuna girdiği 22 Mart günü kutlanır ve şemsî İran takviminin ilk günüdür ve bu bayram halen İran’ın resmî yılbaşı bayramıdır. (Bildiğiniz gibi, ülkemizde de bazı yerlerde nevruz kutlanıyor. Ateş yakılarak üzerinden atlama bu kutlamaların en öne çıkan eylemi. Kültürlerden etkilenme böyle bir şey işte!.)
  • Hicaz bölgesinin ve özellikle Mekke’nin en büyük bayramı Hac’dır. Zilkade ayında biri Ukâz’da, diğeri Mecenne’de olmak üzere iki panayır (sūk) kurulur, bunlardan sonra Zülmecâz panayırı kurulur ve sonra da Arafat’a çıkılırdı.
  • Mekke yakınlarında kutlanan bir diğer bayram da Zâtü Envât bayramı idi. Zâtü Envât büyük, yeşil bir ağaçtı; Araplar her yıl gelirler, kılıçlarını dallarına asarlar, çevresinde tapınırlar ve kurban keserlerdi. Bu ağacın Şecere-i Rıdvan olduğu sanılmaktadır.
  • Katolik ve Protestanlar’da büyük perhiz (Paskalya’dan önceki kırk gün) arifesine rastlayan karnaval ve faşing kutlamaları, bugün “topluca deşarj olma” şeklinde yorumlanan bir eğlenme çılgınlığına (Faschingstorheiten) dönüşmüş durumdadır. (Özellikle Rio karnavalı ve Münih faşingi gibi…). (Bir bayramın hazin hikayesi, değil mi?!. Zamanla nasıl da sapık, ölçüsüz ve şımarık bir sürece girildiğini ibretle görüyoruz.)
  • Hıristiyan bayramlarının en bilineni ve maalesef günümüzde tüm dünyayı bir kültürel form olarak etkileyen bayramı Noel bayramıdır. Aralık ayı sonunda kutlanan Hz. Îsâ’nın doğum yıl dönümüdür. Bu bayramın sembolü olan çam ağacının menşei, Baltık kıyılarında yaşamış putperest Tötonlar’ın 25 Aralık gece yarısı ormandan kestikleri bir çam ağacını eve götürüp tapınmaları geleneğidir. (Şimdilerde bu gibi Hıristiyan bayramlarını kendi bayramı gibi gören zavallıları görünce, iman şuurunun ve tarih bilincinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor!.)
  • Yahudilerde Roş-ha-şanah (yılbaşı), yıllık amellerin muhasebesinin yapıldığı mağfiret dilenilen bayramı iken Yom Kipur (kefâret günü), yılbaşından on gün sonraya rastlayan büyük oruç günüdür; tövbe ve af günü olarak kabul edilir. Yaptıkları bu kadar zulmü hangi dua, hangi yalancı nedamet temizleyebilir ki!. Hem de halen bayram günlerinde o kadar can kıyarken!..
  • Öyle görünüyor ki, tarihte her toplum kendine göre bir bayram belirlemiş ve onu kendi inanç ve geleneklerine göre kutlayagelmiş. Müslüman olan toplumlar da İslamiyet’in belirlediği bayramları yine İslamî kurallara uygun olarak kutlamaktadırlar.

***

Allah cümle inananların bayramını hayırlı ve bereketli eylesin. Birliğimiz, dirliğimiz daim olsun!. Hepinizin bayramını en kalbî duygularımla kutluyorum. Selamette kalınız…

Önceki ve Sonraki Yazılar