Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Beş Emniyet ve Güzel İnsan Modeli

Fert ve toplum olarak yaşamamız, korumamız ve geliştirmemiz gereken değerlerimiz var. Bu temel değerlerimizin başında can emniyeti, akıl emniyeti, din emniyeti, nesil emniyeti ve mal emniyeti gelmektedir. Kadim kültür ve medeniyetimizde insanın özel bir yeri vardır. Çünkü ahsen-i takvîm üzere yaratılmıştır ve eşrefe-i mahlukattır. Diğer canlılardan farklı olarak, akıl ve iradesahibidir. Düşünme, geliştirme, konuşma, okuma ve yazma özellikleriyle donatılmıştır.Yine en önemli özelliklerinden birisi de yaptıklarından, yapamadıklarından ve yapmadıklarından derece derece sorumludur. İnsan, yüksek sorumluluk bilinciyle, can, akıl, din, nesil ve mal emniyetini sağlayabilirse başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada güven, huzur, mutluluk yakalanmış ve büyük barış sağlanmış olacaktır.

Temel değerlerimizle olan ilişkimizin nasıl olması gerektiğiyle ilgili “Hak eksenli eğitim” başlıklı yazımda küçük bir giriş yapmıştım. Bu yazımla konuya biraz daha derinlik katmak istiyorum. Yaşam hakkı hakların anasıdır.İnanç değerlerimizin buna dair koyduğu kural olayın önemini anlatmaya yetmektedir. Özetle o kuralı hatırlayalım: Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek, bir insanı yaşatmak bütün insanlığı yaşatmak gibidir. Bu güzel kadim değerimizi biliyoruz, ancak içselleştirmediğimiz için teorikte kalıyor, pratiğe geçiremiyoruz.Eğer bu temel ilkeyi hayatımızın rehberi yapabilseydik, yaşam hakkına daha titizlikle yaklaşırdık. Birkaç misal vereyim. İş kazalarında binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmektedir. Trafik kazalarında durum daha vahim. Bilimsel tespitler bize şunu söylüyor: Trafik kazalarının ve iş kazalarının yüzde 90’ı insan hatalarından kaynaklanmaktadır.Dolasıyla eksik aldığımız, hiç almadığımız tedbirlerden sorumluyuz. Kadına yönelik şiddet, kamu görevlilerine yönelik saldırılarda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın da hayatını koruyamadığımız için sorumluluk hissetmeliyiz. Pandemi döneminde gece gündüz çalışıp vatandaşların can güvenliğini sağlamaya çalışan sağlık görevlerine yönelik saldırıların devam etmesi ne kadar acı değil mi?

Yine inanç değerlerimiz, insanın kendi iradesiyle yaşam hakkını sonlandırmasını izin vermemiştir, bu anlayışla intihar yasaklanmıştır. Aynı şekilde ecel gelmeden ötanazi yöntemiyle insanın hayatına sonlandırmasına da izin çıkmamıştır. Bu konuda daha ileri söylenebilecek şey inanç değerlerimiz, keyfi olarak savaşta ve barışta hayvanların ve bitkilerin öldürülmesini, işkence edilmesini ve yok edilmesini de uygun bulmamıştır.

İnsanların diğer canlılardan farkı geliştirilebilen aklı, yorum yapabilen zihni ve iradesi vardır. Dolayısıyla akıl güvenliği can güvenliği kadar önem arz etmektedir. Çünkü akıl yoksa sorumluluk yok, sorumluluğun olmadığı yerde de düzen olmaz. Gelişimin olması için sorgulayan akıl, düzen için ölçülü ve dengeli akıl olması gerekmektedir. Aklında riayet edeceği sınırlar olması, ifrat ve tefrite düşmemesi gerekmektedir. Çünkü akılda yoldan çıkabilir, akıl aynası bozulabilir, doğruya yanlış yanlışa doğru gösterebilir. Onun için akıl sağlığı vurgusu hep yapılır. Akıl kendi güvenliği için kalp ve vicdandan destek almalıdır. Kısacası, hepimiz aklıselim mertebesine ulaşmak zorundayız.

Din, dünya hayatından ahiret hayatına uzanan yolculukta çok önemli bir yol haritasıdır, rehberdir. Bu yol haritası yanlış okunur; yanlış anlaşılırsa varmak istediğimiz yere değil hiç arzu etmediğimiz yere varabiliriz. Din iç huzurumuz ve toplumsal barışımız için bir ahlak düzeni ortaya koymaktadır. İşte bu,ahlaki düzeni, doğru öğrenmek, doğru anlamak, doğru yaşamak ve yaşatmak zorundayız. Bu noktada bize rehberlik eden Kur’an, iyi bir rol modelin kodlarını içeren sünnet, bu iki güçlü rehbere yardımcı olarak icma ve kıyas ilmi var. Bu temel ölçütler ışığında inanç-ibadet-ahlak dengesini kurabilirsek kamil-güzel bir insan modeli ortaya çıkabilir. Bunun içinde inanç özgürlüğünün olması, hatta inançları ifade, anlatma ve yaşama özgürlüğünün olduğu bir zeminin oluşması gerekmektedir.

Toplum bilimciler, gençleri X, Y ve Z gençliği diye sınıflandırmaktadır. Hangi sınıflandırmayı yaparsak yapalım, değişmeyecek gerçek inançlı, şahsiyetli ve erdemli bir gençliğin varlığı hem erdemli toplum için hem bir ülkenin geleceği için olmazsa olmazıdır. Nesil güvenliği için, olmazsa olmaz ise zararlı alışkanlıklardan gençliğin korunmasıdır. Bu noktada sorumluluk hem bireyin, hem ailenin, hem toplumun hem de devletindir. Gençlerimizi, değerlerimizle bağdaşmayan siyasi cereyanlardan, deizm gibi dini akımlardan korumalıyız. Sağlıklı nesil için toplumun sigortası ailedir. Aileyi de yozlaşmış yaşam tarzlarından uzak tutmalıyız.

Son olarak mal güvenliğinden söz etmek istiyorum. Mülkiyet hakları hukukta çok önemli haklardandır, hatta haklarının babası denmektedir. Haksız yere kimsenin malınadokunulamaz, malı alı konulamaz. Başkalarının zor durumundan yararlanılarak ucuza alınamaz. Şahsi kanaatime göre, israfta mal güvenliğine zarar veren davranışlardandır. Enflasyonda paranın ve malın değerini düşürdüğü için mal güvenliğini aşındıran unsurlardan biridir. Bu noktada hem bireyin hem devletin israftan kaçınması, devletin enflasyonla mücadele yürütmesi mal güvenliğinin sağlanmasında önemli bir adım olacaktır. Bir asgari ücretli için en değerli mal ücretidir. İşverenin, asgari ücretlinin ücretini eksik ödemesi, alın terinin karşılığını zamanında vermemesi de mal emniyetine yönelik olumsuz bir davranıştır.

İşte bu, beş emniyeti, adil, meşveretle hareket eden, ehliyet ve liyakat sahibi, emanet bilinci olan ve kendi yararından çok kamu yararını önceleyen insanlarla sağlayabiliriz. Bu bilinç ve sorumluluk ise eğitimsüreçlerinde, memur öğretmenlerce değil özgür öğretmenlerce oluşturulabilir.Tüm okuyucularıma iyi bayramlar diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.