Veysel EKİNCİ

Veysel EKİNCİ

BOĞAZİÇİ GAZIN ÇATLAK BULDUĞU YERDİR!

BOĞAZİÇİ GAZIN ÇATLAK BULDUĞU YERDİR!
Türkiye' de ileri boyutlara ulaşmış bir gerilim, kin, öfke, intikam  duygusu, alt edememe hırçınlığı  zirve yapmıştır.
  Yani, şişirilmiş bir balon, her an patlamaya hazır bir bomba, şiddeti yüksek, çarpması vahim olaylara gebe , yüksek voltajlı bir ortam  içerisindeyiz.
  Bunun sebebi Cumhurbaşkan'ı  Sayın Erdoğan'dır.2002 yılında iktidara geldi, aralıksız 19 senedir iktidarda, ülkeyi yönetiyor. Sistem değişiklikleri yapıyor, kimi klasik, kökleşmiş dayatmacı uygulamaları ortadan kaldırıyor, bazı noktalarda sinir uçlarına dokunup acıtıyordu.
   Hemen her zaman %45- 51 bandında bir oy oranı olmuş, bu da iktidara taşımaya yetmiştir.
   Cumhuriyeti sahiplenen Chp,nin bir türlü iktidara gelememesi hırçınlığı,  öfkeyi ve saldırganlığı doruk noktasına taşıyor.
   İktidarı , özellikle Sayın Erdoğan'ı düşürmek amacıyla, tüm benzemezlerle ittifak edebiliyor. Son yerel seçimlerdeki ittifak başarısı yeni bir ümit vermiş, bu başarı derhal genel seçimlere taşınmalıydı.
  Ne yazık ki, ülkenin başta pandemi olmak üzere iç sıkıntıları, dört bir tarafından düşmanlarca çevrilmiş olması, doğalgaz bulunması, savunma silahları, pandemi ile başarı, büyük yatırımlar; halkı Erdoğan etrafında konsolide etmeye devam ediyor.
   Ayrıca, ittifakın çerçevesini genişletme konusunda gayretler vardır. Saadet Partisi' ne yapılan hamle, İyi Parti'nin Hdp üzerinden sıkıştırılıp zor durumda bırakılması; Chp ve bileşenlerini hayli ürkütmüş, paniğe sevk etmiş durumdadır.
  Mesele: Tayyip Erdoğan'ın bir şekilde gitmesidir, diğer gerekçeler aksesuar bahanelerdir.
  Madem konsolide oy azalmıyor, madem muhalefet iktidara gelemiyor; o zaman farklı yöntemler denenmeli, ABD, AB ve BM' den de destek alınmalıydı. 
  Tam da bu yapılıyor. ABD Başkan'ı Joe Biden, seçimden önce, Erdoğan'ı düşüremediklerini, bundan böyle, muhalefete destek vererek indirme yoluna gideceklerini açıkça söyledi. CHP bu işaret fişeğine merakla, heyecanla sarıldı. Kendi ülkesinin içişlerine, bir başka devleti karıştırma onursuzluğundan haz aldı.
 Tüm bunlardan sonra, onursuz, iğrenç, bilinen mücadele yöntemine geçildi.
  İlk ağızdan itibarsızlaştırma sözleri geldi. Arkasından sokak hareketleri, direniş, kaos çağrıları yapıldı. Kimi tv ler, gazeteci, sanatçı kılıklılar, eski çöplük siyasetçileri hep birden saldırıya geçtiler.
  Dedik ya, gerilim yüksek, gaz sıkışmış, tazyik güçlü... Açılan ilk çatlaktan fırladı. Bu çatlak, Boğaziçi Üniversitesi'nde  gelişti şimdilik. Burada olmasaydı, muhakkak başka bir yerde, başka gerekçeler ile bu patlama olacaktı.
  Sorun, direkt Rektör olsaydı, kolayca çözülürdü. Hedefin Erdoğan olduğu bilinen bir gerçek. Denilebilir ki, madem istenmiyor bu rektör, o zaman istifa etsin. Bu yapılır ama, karşıdakiler bir zafer kazanmışlık duygusuyla yeni hedeflere yöneleceklerdir.
 İstihbarat ve İçişleri Bakanlığı konulara vakıf durumdadırlar.
  ODTÜ ve BOĞAZİÇİ'nde  dokunulmaz, kanun işlemez, çöreklenmiş bir kadro olduğu bilinen bir gerçektir.Bu yüzden direniş sert oluyor.
 Boğaziçi direnişi bir kalkışmadır, CHP ve HDP önderliğinde, terör örgütlerinin direniş alanı olmuştur.
  Amerika'da, Fransa'da, Hollanda'da günlerce süren sokak eylemlerinde; göstericilere karşı kullanılan acımasız, silahlı bastırma hareketlerini gördük.
  Kendi hallerine bakmadan, ABD, AB, BM'in derhal kınama mesajları yayınlamaları; işin içinde kimlerin olduğunu gösteriyor.
  Eski AB raportörü Kati Piri' nin kışkırtıcı açıklamaları da dikkatlerden kaçmadı.
  Mesele Boğaziçi, Rektör değil, Hala anlamadınız mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.