1. HABERLER

  2. MEMUR HABER

  3. SENDİKA HABERLERİ

  4. Bürokrasinin Hedonik Adaptasyonu
Bürokrasinin Hedonik Adaptasyonu

Bürokrasinin Hedonik Adaptasyonu

İnsanoğlunun yaşadığı ortama uyum sağlama becerisi olarak da ifade edebileceğimiz adaptasyon süreci insanın hayatını idame ettirebilmesi için son derece önemlidir.

A+A-

İnsanoğlunun yaşadığı ortama uyum sağlama becerisi olarak da ifade edebileceğimiz adaptasyon süreci insanın hayatını idame ettirebilmesi için son derece önemlidir. İnsan, bu adaptasyon sürecinde ilk başlarda haz duyduğu şeylerden sonraları haz almamaya başlıyor. Aynı şekilde başına gelen felaketlere de zaman içerisinde alışmaya, benzer tepkiler vermeye, başlangıçtaki eşiğe dönmeye başlıyor.

 ‘’İnsanlar olumlu ya da olumsuz, hayatlarındaki büyük olaylardan sonra yeni durumlarına duygusal olarak alışıyor ve kronik eşiklerine geri dönüyorlar. Yaşadıkları olaylardan sonra her türlü değişikliğe uyum sağlama sürecine hedonik adaptasyon deniyor.’’

Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanımızın bürokratlara yönelik olarak mealen; ‘’Yapamayan gitsin, kardeşim.’’ şeklinde bir açıklaması vardı.

Bu açıklama; vakti zamanında büyük umutlarla göreve getirilen bürokratlarda artık, ‘’Hedonik adaptasyon mu görülmeye başladı?’’ sorusunu akıllara getiriyor. Hedonik adaptasyon yaşayan bürokratlara, daha önceleri rüyalarında bile göremedikleri makamlar yetersiz gelmeye başlıyor. Mevcuda alışanlar, daha fazlasını elde edebilmenin dayanılmaz hafifliği içinde yanılgıya düşüp, abuk sabuk projelere umut bağlamaya ve başarısızlıklarının faturasını astlarına kesmeye başlıyorlar.

Günümüzde kimi bürokrat ve siyasetçilerin kendi işlerini doğru yapmak yerine; elde ettikleri makamları bir basamak üste taşıma adına farklı eylemlerde bulundukları görülmektedir. Bu eylemler kimi zaman doğal sürecinde akan ticari faaliyete kimi zaman ise sivil toplum faaliyetlerine uzanmaktadır. Kamusal alanda kariyerizm ve para odaklı gelecek tahayyülü kuran hedonik adaptasyon tayfası, geçirdiği dönüşümün bir sonucu olarak bir müddet sonra kamusal meşruiyet aldığı kendi tabanıyla da kan uyuşmazlığı yaşamaya başlıyor. Ancak unutulan; bu faaliyetlerin ve sonu gelmez koltuk/kariyerizm sevdasının önümüzdeki kritik seçimde bir fatura olarak siyasetin ve toplumun önüne konulacağı gerçeğidir. Sağlam bir dayıya sarmaşık gibi sarılmayı siyasi/bürokratik başarı olarak gören, konformizme yaslanan, dostuyla düşmanını ayırt edemeyecek kadar dejenere olan bu bürokrasinin hedonizmi onları kendi istikbalinden başka bir şeyi düşünemez hale gelmiştir. Siyasi tablodan vazife çıkarmak suretiyle konjonktürel pozisyon alarak, siyaset borsasında anket/hisse takibi yapanlar da cabası…

Galip Erdem'e atfedilen bir ifade var;

''Bizler davayı Ağrı Dağı'nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk. Bin bir zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa vardığımızda sevincimiz sonsuzdu. Ama küçük bir (!) bir noksanımız olduğunu fark ettik. Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk. Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.''

Dava diye yola çıkan siyaset ve bürokrasi elitlerinin doymak bilmeyen şahsi ikballeri için her şekle girip her türlü taklayı atarak kişisel nirvanalarına ulaşma çabasının bedelini toplum olarak hep birlikte ödüyoruz.

‘’Devlet olmanın’’ verdiği güçle kendini toplumun üstünde gören, kendini devletin sahibi zannedip çizgisini aşarak, devletten beslenip kendi kişisel istikballerinin peşinde koşan bürokratik hedonistlerin düşünmeleri gereken bir realite var. O da: ‘’Attıkları her adımın, yedikleri her bir lokmanın hesabını vermek zorunda kalacaklarını düşünerek hareket etmeleri, yoksa; o lokmayı veren gücün, o lokmaları verirken gelecekte boğazlarında nasıl tıkayacağını da zaten planlamış olacağı…’’

Türkiye büyük tercihlerin arefesindeyken Kemal Tahir'in bir sözünü hatırlatmak isterim "Bey kısmının onuru kendi malı değildir."  Siyasi ve bürokratik elitlerin artık şapkalarını önlerine koyup kendilerini o makama getiren milletin iradesini düşünmelerinin zamanı gelmiştir. Bu dönemeçte şu sözü de milli vicdanlara bir işaret fişeği olarak gönderelim: “Nizamsız hak, nizamlı batıla mağlup olabilir.” Dolayısıyla Hak nizamının içinde hedonistler yer bulmamalıdır.

 

Yazımızı Osman Bölükbaşı’nın miting meydanlarında söylediği bir dörtlükle bitirelim.

Sesiniz gür olacak

Vicdanlar hür olacak

Efendi bir olacak

O da millet olacak!

 

Celal DEMİRCİ

Eğitim-Bir-Sen İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı

celaldemirci@gmail.com

https://twitter.com/celaldemirci

https://www.facebook.com/celaldemirci4

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.