Coronavirüs’e mi yakalandınız?

Coronavirüs’e mi yakalandınız?

Çember oldukça daraldı. Artık etrafımızda Coronavirüs’e yakalanan hastaları çokça görür olduk. Belki birçok tanıdığımız yakalandı bile. Kimisi çok hafif bir şekilde bu hastalığı atlatırken kimisi de oldukça ağır bir şekilde geçiriyor.

Geçenlerde biz de ailece bu hastalığa yakalandık. Eşim ve ben oldukça ağır bir gribal enfeksiyon şeklinde geçirdik. Halsizlik, sırt batması, eklem ve kas ağrıları, yoğun baş ağrısı vs..

“Ağaçtan düşen kimsenin halini, ağaçtan düşen anlarmış!” sözünden hareketle…

Yaşadığım süreçle ilgili bazı noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

***

Öncelikle Coronavirüs’ün belirtileri, grip veya soğuk algınlığı belirtilerine benzer bir şekilde görülüyor. Bunun için her ne kadar semptomlar belirse de, birçok kimse kendine yakıştıramadığı için erken önlem almaktan kaçınıyor. Hâlbuki bu doğru değil! Çünkü hem tedavi süreci gecikiyor hem de test pozitif çıkana kadar geçen sürede başkalarına bulaştırma riski artıyor. Bu da vebal demek!. Dolayısıyla aynı anda birkaç belirti hissedildiğinde hemen sağlık ekiplerine müracaat etmek en doğrusu..

***

Paranoyak hale gelmemek…

İşin sıkıntılı tarafına dikkat çekmekte fayda var. Şöyle ki, her hapşırdığında, öksürdüğünde, boğazı gıdıklandığında psikolojisi bozulmuş bireyler haline gelmek doğru değil!. Ne olursa olsun, otokontrolü elden bırakmamak lazım. Son zamanlarda sosyal medya üzerinden o kadar çok ölüm ve hastalık paylaşımları yapılıyor ki… Toplumun psikolojisi gitgide bozuldu maalesef.

İnanır mısınız, sırf buna katkı sunmayayım diye, kendi hastalığımı paylaşmadım. Tabi ki, paylaşımda bulunanları yadırgamam, ayıplamam. Herkesi anlayışla karşılıyorum. Ancak bu paylaşımların, yaşadıklarımızın, karşılaştıklarımızın ve yoğun Coronavirüs gündeminin etkisiyle psikolojimizin bozulmasına ve her şeye şüpheyle bakar hale gelmemize izin vermememiz gerekiyor. Covid-19 tedbirlerine ve kurallara uymak oldukça önemlidir. Ancak bununla birlikte soğukkanlılığı elden bırakmamak en az bunlar kadar önemli ve gereklidir.

***
Moral ve Motivasyon Olmazsa Olmaz!.

Hastalık, seyri itibariyle çok zor şartlarda geçebilir. Ancak aile bireylerinin morallerinin yüksek tutulması, hastalığın daha erken atlatılmasında etkili oluyor. Dolayısıyla anlayışla, birbirine destek vererek, kolektif bilinçle hareket etmenin önemli bir motivasyon aracı olduğunu bilmemiz gerekir.

Merak etmeyin, hüzünlenmeyin, hayata küsmeyin!. Siz tedavi sürecine dikkat edin, kendinizi salmayın, duaya sarılın, yakın bir zamanda eski mutlu günlerinize döneceksiniz inşallah!.

***

Etrafınızda Covid’e yakalanmış kimseler varsa?!.

Sosyal medyadan yorum yazarak, telefondan mesaj atarak, bizatihi telefon açarak geçmiş olsun dileklerini sunmak… Bütün bu hareketler güzeldir ve takdir edilmelidir. Ancak bunlardan daha iyisi ve güzeli nedir biliyor musunuz? Hastalığa yakalanmış olan kardeşlerinizin kapısına bizzat giderek bir tas çorba ya da iki ekmek ve yahut bir iki kilo meyve ikram etmenizdir. Fiziki mesafeye dikkat ederek uzaktan da olsa gözlerinin içine bakmanız ve onlara moral vermenizdir.

Eskiye nazaran günümüzde imkânlar çok daha iyi. Artık online alışverişle birçok ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Fakat sevginin, ilginin ve birebir değer vermenin ne zamanı geçiyor ne de rengi değişiyor. Siz ne olursa olsun bir adım önde olarak sevginizi ve ilginizi sunun!.

***

Şayet Coronavirüs’e yakalandıysanız…

Doğrusu ben hekim değilim, bitkisel tedavi uzmanı da değilim. Ancak yaşadığım süreç, okumalarım ve uzmanlarla görüşmelerimin sonucu olarak, sizlere tavsiye edebileceğim bazı şeyler olacak. Eğer malum hastalığa yakalandıysanız, iki seçeneği öncelemeniz gerekiyor.

Birincisi, bağışıklık sisteminizi güçlü hale getirecek adımları atmanız. İkincisi de virüsün boğazdan ciğerlere inmesini engellemek. Bu ikisinin yolu da aşağı yukarı aynı önlemleri almaktan geçiyor. Bunun için tedaviye azami derecede dikkat etmek lazım.

***

Son olarak; dermanı derdi verenden beklemek gerek. Nihai olarak hastalık da keder de Allah’tan. Allah’ı devre dışı bırakarak doğru bir bakışa sahip olmak mümkün değil. Son zamanlarda materyalizmin etkisiyle her şeyi maddeden ibaret gören bir anlayış revaç buldu. İşin daha vahimi, Müslümanım diyen birçok kimse, olup biten her şeyi madde planında ele alıyor. Sanki kainatı sevk ve idare eden ilahi kudret yokmuş gibi!. Ancak bu başka bir yazının konusu galiba.. Dolayısıyla bu konuya başka bir yazımızda biraz ayrıntılı yer veririz inşallah.

Sağlıcakla kalın…

Günün Sözü: “İyinin daha iyisi vardır. Önemli olan hep daha iyiye yönelmek.”

Önceki ve Sonraki Yazılar