Cumhurbaşkanı Ne Dedi?

Cumhurbaşkanı Ne Dedi?

Ali Erkan Kavaklı, kardeşim; Prof. Dr. İsmail Aydoğan’ın eğitim sistemimizi sorgulayarak ‘bizden, özden’ çözümler sunduğu ‘Eğitimin Kimlik Arayışı’ adlı eserinden alıntılar yaptığı yazılarından birinin girişinde şöyle diyor: “Ak Parti hükumetleri bu güne kadar eğitim arabasının kaportasını tamir etti, fren balatalarını yeniledi, pasta cila yaptırdı, kaportaya dokunmadı”

Aydoğan’ın ‘Eğitimin Kimlik Arayışı’ ve diğer kitaplarını şiddetle tavsiye ettiğimi not edeyim unutmadan

Yaklaşık yirmi yıllık Ak Parti iktidarlarında eğitim alanında çok olumlu gelişmeler oldu. Ancak bunlar tesisleşmede, malzemede, niceliğin artırılmasında kaldı hep.

Hal böyle olunca Sayın Cumhurbaşkanının beklediği fikri iktidarın veya daha önceki söylemlere uzanırsak ‘dindar neslin’ oluşması, gelişmesi beklenemez.

Reis’in ne dediğine bakalım.

Dilim dönmeye, elim kalem tutmaya başladığı andan itibaren anlatmaya çalıştığım şeyleri söyledi aslında.

Reis’in zaman zaman gündem belirlemeye dair çok olumlu ve yapıcı çıkışları var.

Adeta işaret fişeği gibi.

Belki bir liderde olması gereken en önemli özelliklerden biri.

Faydası da var zararı da.

Faydası: Bürokratların ve kendisinden sonra gelen bütün üst düzey yöneticilerin daha cesur adımlar atmasına yol açması.

Yenilik ya da değişimlerin cesaretle, dirayetle yürütülebilmesi.

E tabi Erdoğan’ın da sürekli takip etmesi şartıyla.

Zararı: Toplumsal, ekonomik, psikolojik her hangi bir konuda kangren haline bile gelse Recep Tayyip Erdoğan konuşmadan kimse yarayı sarmaya, merhem olmaya cesaret etmiyor, edemiyor, inisiyatif alamıyor.

Eğitimde ne yaptık bu güne kadar?

Ders kitapları hazırladık, öğrencilere bedelsiz dağıtarak milyonlarca aileyi büyük bir ekonomik yükten kurtardık.

Derslikler yaptık, kalabalık sınıfları büyük oranda ideal sayıya indirdik.

Yüzbinlerce öğretmen atadık.

Anadolu insanının dershaneler yoluyla ‘söğüşlenen’ parasının cebinde kalmasını sağladık, okulları daha uzun süre açık tuttuk, sınavlara hazırlık kursları yaptık.

Program geliştirme çalışmaları yaparak kitapları güncelledik, kâğıt ve baskı kalitesini artırdık.

Çocuklarımızın TIMSS ve PISA sınavlarında geri kalmalarının sebeplerini araştırarak alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemlerini uygulamaya başladık.

Toplumun büyük bir kesiminin hassasiyetini gözeterek okullara Kur’an-ı Kerim ve Siyer derslerini koyduk.

4+4+4 sistemini getirerek çocuklarımızın daha erken okullaşmasını ve eğitimin içinde daha uzun süre kalmasını sağladık.

Okulları akıllı tahtalarla, elektronik sistemlerle donattık.

Teknolojiden bihaber çocukların tablet sahibi olmasını sağladık.

Bütün bunlara baktığımızda kemiyet noktasında bir eksiğimiz olmadığını söyleyebiliriz.

Ancak keyfiyette top yekûn bir değişimin yaşanması kaçınılmaz.

Recep Tayyip Erdoğan’ın serzenişinde bu kadar geç kalmasının nedeni belki de nereden başlanacağı konusunda yaşadığı tereddüttür.

(Yolda kalma, yalnız bırakılma ihtimallerine değinmiyorum)

Nereden başlamak gerektiğine nasıl karar vereceğiz?

Kimseyi rahatsız etmeden, taşları yerinden oynatmadan nasıl sistem değiştireceğiz?

Şu bilinmelidir ki bu ülke ebediyen payidar kalacaksa köklü bir eğitim reformuna şiddetle ve kesinlikle ihtiyacımız var.

Avrupa’dan, Fransa’dan Almanya’dan İngiltere’den ithal ettiğimiz sistemlerle; Amerika’dan getirdiğimiz uzmanlarla olmayacağını yüz yılda anlamış olmalıyız.

Elbette bilimsel doğruları alalım ama önceliğimiz kendi değerlerimiz ve bu değerleri ete kemiğe büründüren, yolumuzu aydınlatan, bu günümüzü de yarınımızı da kurtaracak olan dinimiz İslam olmalıdır.

İslam ve Kur’an’ın rehberliğiyle yüzyıllarca hüküm sürmüş Selçuklu ve Osmanlı eğitim sistemlerini esaslı bir şekilde incelemek zorundayız.

Gerici ve yobazların ‘din eğitime yön veremez’ söylemleri bizim çalışmalarımıza yön vermemeli.

Daha önceki yazılarımda da defaatle dile getirdiğim gibi eğitimi sadece okulun ve öğretmenlerin işi olmaktan çıkarmalıyız.

Sokak, televizyon, internet, spor her ne varsa eğitime hizmet etmeli bir yönüyle.

Gençler ya da çocukların okulda aldığı eğitim, kazandığı değer sokağa çıktığında tarumar olmamalı.

Eğitimde önceliğimiz erdem ve değer olmalı.

Eğitimi klişe ve sloganlardan kurtarmalıyız.

Bilimsel bir makale yazmadığımdan çalakalem gidiyorum ve belli bir sıra takip etmiyorum.

Liseye, üniversiteye giriş sistemi değiştirmekle reform yapılmaz.

Sistemi tamamen silerek yeni bir sistem kurmalıyız.

Bu, bize zaman kaybettirebilir ama iyi bir planlamayla gelecek yüzyılları kazanabiliriz.

Bir sistem ne kadar iyi olursa olsun başarısı uygulayıcı olan insanların ona inanmasına bağlıdır.

Akademiden okul öncesine kadar eğitimcileri yeni, bizim, bizden ve öz bir sistem kurmamız gerektiğine ikna etmeliyiz.

Bu da yetmez herkesi sisteme katkı vermeye teşvik etmeliyiz.

Gerek eleştirerek gerek destekleyerek.

Başkaları için biçilmiş elbiseleri prova bile etmeden giymenin zamanı geçmiştir artık.

Kendi elbisemizi, kendi terzimizle, kendi kumaşımızdan dikebiliriz.

Bunun için gerekli malzeme bizde var. Ali Erkan Kavaklı’nın dediği gibi İsmail hoca ve onun gibiler var, kapılarının çalınmasını, görüşlerinin alınmasını bekleyen.

Önümüzdeki günler ne getirecek hep beraber göreceğiz.

Mevla neylerse güzel eyler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum