1. YAZARLAR

  2. Şahin Ali Şen

  3. Dijital Eğitime Doğru Yeni Deneyimler
Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen
Yazarın Tüm Yazıları >

Dijital Eğitime Doğru Yeni Deneyimler

A+A-

Dünya her alanda dijital düzen ve sisteme geçiyor. Eğitim bu gelişmenin gerisinde kalamaz. Biliyoruz ki, zorluklar yeni fikirlerin ortaya çıkmasına, yeni buluşların icat edilmesine, yeni yöntem ve metotların uygulanmasına zemin oluşturur. Koronovirüs musibeti de hayatımızın birçok noktasında değişikliğe gitmemizi zorlarken, eğitim alanında da uzaktan ve dijital eğitime bizi yönlendiriyor.

Bilgi dağarcığımızda kısa bir eğitim yolculuğu yaptığımızda göreceğiz ki, ilk dönemlerde bilgiye yüzyüze  ve sözlü eğitimle erişebiliyorduk. Daha sonra sırayla, kara tahta, beyaz tahta, akıllı tahta ve dijital platformlar üzerinden bilgiye eriştik.

21. yüzyılın başından itibaren eğitim-öğretimde yeni arayışlar sürdü ve halen sürmektedir. Bu süreçteokulsuz toplum, uzaktan eğitim ve yeşil eğitim kavramları üzerinde çok yazıldı, çizildi.Bugün ise her alanda ileri teknolojilerin  icat edildiği  bir dönemde bu kavramları konuşmak yerine nasıl ete kemiğe büründürürüz onu tartışmamız gerekmektedir.

Bu tartışmayı yapmadan önce geçmişe doğru küçük bir öz eleştiri yapmamız gerekmektedir. Örgün  ve yaygın eğitim yaparken elimizde bulunan malzemelerden ne kadar verimli yararlandık, eğitim-öğretim bilgi kaynakları olan kitaplardan yeterince istifade edebildik mi?  Dergi, gazete, televizyon gibi platformları eğitim-öğretimde fırsat olarak değerlendirebildik mi?

Bu zeminleri eğitim seviyemizi artırmada yeterince değerlendiremedik diyorsak, aynı hataya düşmemek için daha yolun başındayken dijital platformlar, internet ve mobil malzemeleri eğitim-öğretimde yüksek kaliteyi yakalamada nasıl kullanabiliriz, bunun üzerinde gece gündüz beyin fırtınası yapmalıyız.

Endüstri 1.0, Endüstri 2.0, endüstri, 3.0, endüstri 4.0 gelişimine paralel olarak birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü nesil eğitim sürecini nasıl ilerletebiliriz. Yani eğitimde  dijital dönüşümü tamamlayıcı eğitim olarak güçlendirebilir miyiz, eğitim bilişim ağlarımızı dijital eğitime göre hazırlayabilir miyiz? Hatta örgün ve yaygın eğitimi dijital platformlardan verebilir miyiz? Şimdilik neden olmasın diyelim. Koronovirüs’ün dayatmasıyla başlatacağımız uzaktan eğitimden edineceğimiz deneyim çok önemli. Bu deneyimden sonra dijital eğitimi sürekli hale getirme noktasında yeni tartışmalar yapmalıyız.

Dijital eğitim noktasında karamsar değilim. Ancak çok başarılı uygulanmayan Fatih projesinin hatalarından dersler çıkarmalıyız. Fatih projesinin en büyük eksiği takip edebildiğim kadarıyla içerik üretilememesiydi. Dolasıyla herkeste teknolojik malzeme olmasına rağmen içerik üretilemediği için verimsiz bir uygulama oldu.

 Çocuklarımızda dizüstü bilgisayar vardı, masaüstü bilgisayar vardı, tabletler vardı, mobil cihazlar vardı. Ancak içerik yoktu. Bir de dijital platformlardan öğrenciler  nasıl yararlanabilir bu noktada ciddi bir bilinçlendirme yoktu. O zaman çocuklar ve gençlere ne yapmak kalıyor: Dijital zeminlerde oyun oynamak, eğlenmek, trollük yapmak..Çocuklarımız dijital platformlarda sörf yapmasını en iyi şekilde yapabiliyorlardı,dijital medya kullanımını teknik olarak biliyorlardı. Sorun ne o zaman? Sorun; bu platformları okuma, yazma, araştırma, problem çözme, iş yapma olarak kullanmamalarıydı. Bu noktada gençlere yardımcı olursak sanırım bu zeminlerden bilinçli yararlanmalarını sağlayabiliriz.

Eğitim kurumlarımız başta olmak üzere kamu kurumlarımızın kamu spotları dışında eğitim-öğretim sürecimize katkı yapacak hangi içerikleri var.. Özellikle bilinçli bir şekilde üretilmiş youtube’a yüklenmiş kaç yararlı içerik var?  Kısa  filmler yapıp koyduk mu bu platformlara? Twitter’i, facebook’u, instagram’ıyla sosyal medyayı tam bir tamamlayıcı eğitim zemini olarak kullanabilir muyuz?Bu noktada hangi çalışmaları yapıyoruz? Okul dışında  çocuklarla ilgilenmeyiz mi diyoruz bu tavrımızla? Okulsuz toplum bu işte. Okul yok. Ancak hayat devam etmektedir. İnsanların bilgilenme süreci 24 saat sürmektedir.  Bu süreçlere müdahil olmamız gerekmiyor mu? Eğitim kadrolarımız öğrencilerle sosyal medya ortamında sosyal ilişkilerini sürdürebilirler mi? Kağıt yok, kalem yok, çanta yok, okul yok, sınıf yok. Bilgilenme süreci devam ediyor. Bu dijital platformlarda Milli Eğitim Bakanlığı mutlaka olmalı. Nasıl olacağını zorluklarla karşılaşmadan tartışarak bulmalıyız.

O zaman 21. yüzyıl  eğitim sistemimizi güncellemiş oluruz. O zaman yeni nesil  eğitimi etkili bir şekilde verebilir ve yenilikçi bir öğrenme sürecini devam ettirebiliriz. Yapmamız gereken, dijital okul sistemi, dijital ders anlatımı, dijital ders materyalleri, dijital ansiklopediler, dijital kütüphaneler, dijital ders kitapları, interaktif çalışmalar, eğitici oyunlar ve uygulamalar üzerinde itina ile durmaktır. Dijital kurs ve etütler üzerine odaklanmalıyız.  Elbette dijital platformlardan az da olsa MEB, özel kolej, kurs ve etüt merkezleri yararlanmaktadır. Ancak verimli ve etkin değil. Daha çok reklam amacıyla ve farkındalık oluşturmak için yapılan dijital dönüşüm ve uygulamalar var.  Bunların bütüncül ve kapsamlı uygulamalara dönüştürülmesi gerekmektedir.

İşin özeti, teknolojilerdeki dijital gelişmeyi, eğitim teknolojilerindeki yenilikleri zihniyet dönüşümü ve bilinçli bir anlayışla içerik sağlayıp gençlerin hizmetine sunmaktır.Dijital dünya düzeni içinde başarılı olmak istiyorsak dijital eğitimden azami düzeyde faydalanmalıyız. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.