Dijital Emperyalizm ve WhatsApp

Dijital Emperyalizm ve WhatsApp

Dijital emperyalizm, gerçek yüzünü göstermeye başladı…

Kabul edelim ki, dijital bir dünyaya artık çoktan girmiş durumdayız. Dolayısıyla tabir caizse taş devrinden kalma bakış açılarını, tepkileri, söylemleri dijital çağın hırçın aktörleri gülerek karşılıyor. Emin olun ki, resmin büyük kısmını görememenin acizliğiyle bir o tarafa bir bu tarafa koşan kitlelerin çaresizliğiyle alay ediyorlar.

Neden mi?

İnterneti aktif olarak kullananların, kişisel verilerinin korunup korunmadığını sorgulamadıkları için!.

Sorgulamayıp çoluk çocuk cümbür cemaat “neden”siz ve “niçin”siz elimize verilen akıllı telefonlarla sömürücü ve ifsat edici uygulamaların ürünü ya da müşterisi olduğumuz için!.

***

WhatsApp konusunda söylenecek az şey mi var dersiniz!?.

Öncelikle bir çelişki var ki, söylemeden geçemeyeceğim:

WhatsApp uygulamasının kişisel verileri doğrudan paylaşmasını mahremiyete müdahale olarak görenler var ya!. Kullandıkları akıllı telefonların güvenlik açığından haberleri yok mu acaba?.

Yüz tanıma ve parmak izi tanıma uygulamasının çok mu masum olduğu düşünüyorlar?.

Peki Google, Yandex, Facebook, Instagram, Twetter, TikTok, Youtube gibi uygulamaları kullananlar?.

Birkaç örnek vermek gerekirse…

  1. Eğer konum izlemeyi etkinleştirdiyseniz Google, telefonunuzu her açtığınızda konum bilginizi kaydeder. Telefonunuzda Google’ı kullanmaya başladığınız ilk günden itibaren bulunduğunuz yerleri gösteren zaman çizelgenizi görebilirsiniz mesela…

Eğer merak ediyorsanız, size ait veriyi görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz: https://www.google.com/maps/timeline?pb

  1. Google, size ait konum, cinsiyet, yaş, hobi, kariyer, ilgi alanları, ilişki durumu, muhtemel kilonuz ve geliriniz gibi bilgilerinize dayanarak kişiselleştirilmiş reklam profilinizi oluşturur.

Size ait veriyi görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz: https://www.google.com/settings/ads/

  1. Google size, hakkınızda tuttuğu bütün veriyi indirme seçeneği sunuyor. Aşağıdaki bağlantıya tıklarsanız bulabileceğiniz bilgilerin bir kısmı şunlar: yer işaretleriniz, e-postalarınız, kişileriniz, YouTube videolarınız, telefonunuzdan çektiğiniz fotoğraflar, alışveriş yaptığınız firmalar, Google aracılığıyla satın aldığınız ürünler, takviminizdeki veriler, Google Hangout oturumlarınız, konum geçmişiniz, dinlediğiniz müzikler, satın aldığınız kitaplar, sahip olduğunuz telefonlar, paylaştığınız sayfalar, günde kaç adım attığınız… Ve daha neler neler…

Merak ediyorsanız size ait verilere ulaşmak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz: https://www.google.com/takeout

  1. Mesela, Facebook da Google gibi bütün bilgilerinizi indirme seçeneği sunuyor. Bu, gönderdiğiniz ve size gönderilen her mesajı, gönderdiğiniz ve aldığınız her dosyayı, telefonunuzdaki bütün kişileri, gönderdiğiniz ve aldığınız bütün sesli mesajları içeriyor.

Size ait veriyi görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz:    https://www.facebook.com/help/131112897028467

  1. Sizin hakkınızda topladıkları bilgilerin bir kısmı şunlar: nerede olduğunuz, hangi uygulamaları yüklediğiniz, bunları ne zaman ve niçin kullandığınız, web kameranıza ve mikrofonunuza her zaman erişebilme, kişileriniz, e-postalarınız, takviminiz, çağrı geçmişiniz, gönderdiğiniz ve aldığınız mesajlar, indirdiğiniz dosyalar, oynadığınız oyunlar, fotoğraflarınız ve videolarınız, müzikleriniz, arama geçmişiniz, tarama geçmişiniz, hatta hangi radyo istasyonlarını dinlediğiniz…

 

***

Şimdi…

Tüm bu örneklerden hareketle diyorum ki…

Bizleri ve çocuklarımızı ürün ya da müşteri olarak gören sadece WhatsApp, Instagram ve Facebook’un sahibi olan Mark Zuckerberg mi?

Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!.

Sorun çok daha ciddi, küresel ve çok boyutlu…

 

***

Unutmayalım ki, küresel dijital aktörler, emperyalist emelleri uğruna tüm dünyayı köleleştirmeyi hedefleyen bir zihniyete sahiptir. Birey kişisel verileri alınarak verdiği tüm kararlarda etkili olmak ve yönlendirmek gibi hegemon bir tavırdan bahsediyorum.

Bu açıdan bakıldığında konuyu, haksızlığın ve sömürünün yüzlerce aparatından sadece biri olan WhatsApp uygulamasıyla sınırlı görmek, meselenin ciddiyetinden ne kadar uzak olunduğunu gösterir.

Bu sarf ettiğim cümlelerden WhatsApp’a tepkiyi küçümsediğimi düşünmeyin lütfen! Bilakis yerinde ancak yetersiz bir girişimden bahsediyorum.

Çünkü WhatsApp’tan kaçanlar Telegram’a sığınıyor. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi bir şeydir bu!. Amerika’nın elinden Rusya’nın eline düşmek!..

Ya da Signal daha mı masum?!. Elon Musk ellerini ovuşturuyor baksanıza!.. Yoksa Musk, Twetter adresinden “Use Signal” paylaşımıyla bizim derdimize mi dertleniyor dersiniz!..

 

***

Bunun köklü ve kalıcı çözümüne gelince…

Yerli ve milli yazılımlarla hazırlanmış olan nitelikli ve ihtiyaca cevap veren uygulamalar geliştirmek!. BİP ve Dedi gibi uygulamalar da maalesef oldukça yetersiz kalıyor. Hemen kasıyor, donuyor vs.  

Velhasıl, WhatsApp konusundaki duyarlılığın ve beklentilerin diğer sömürü ve ifsat edici araçları olan dijital uygulamalara karşı topyekûn bir mücadele yürütülmesi gerekiyor. Bunun sonucu olarak da kendi yerli ve milli uygulamalarımızın sahaya sürülmesi en büyük beklenti ve umudumuz!.

“Unutmayın, umudunuz kadar yaşarsınız!..”

 

***

Günün Sözü: “Geceye yenilmeyen her insana ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar