Din Görevlisi olmak ister miydiniz?

Din Görevlisi olmak ister miydiniz?

Bazı meslekler vardır ki varlığı pek görünmez. Ancak kritik bir denge unsurudur ve işin içinde olanlar ve gerçek anlamda sorumluluk anlayışına sahip kimseler bunu idrak edebilirler. Bu mesleklerden birisi de din görevliliğidir.

Malumunuz Türk toplumu dini değerlere duyarlılığı üst seviyede olan bir toplumdur. Dolayısıyla yaşamın neredeyse her alanına dini değerlerin yansıtıldığını bir şekilde görmek mümkün. Bu da doğal olarak din görevlileri vasıtasıyla oluyor.

Örneğin, doğum olur din görevlisine haber verilir ve çocuğa isim konması, bir kulağına ezan diğer kulağına kamet getirmesi ve hayır dualarda bulunması istenir. Çocuk sünnet ettirileceği zaman, sünnet cemiyeti tertip edilir ve yine hocanın kapısı çalınır. Evin oğlu askere gidileceği zaman hocanın duasıyla evinden uğurlanır. Düğün merasiminde hoca yine baş aktördür. Hacca gidilecekse hoca dua eder, aile içinde sıkıntı çıkarsa hocaya başvurulur, hastalık olur hocaya haber verilir, cenaze çıkar hocanın salası ve defin işlemleri…

Doğrusu din görevlilerinin, bu aziz ve vefakâr milletin hizmetinde bulunmanın şeref olduğu bilincinde olduklarından şüphem yok.

Ancak asıl sorun kimseye yaranamamaları! Hoş Din görevlilerinin kimseye yaranma dertleri yok fakat iki kıskaç arasında kaldıkları da bir gerçek!

Bu kıskaçlardan birisi…

İdeal düzeyde dini yaşantının topluma hâkim olmasını isteyenlerin Din görevlilerine yönelik tutumları. Bu grubun içinde her türlü anlayışa sahip kimseler var. İnsaflı, insafsız, anlayışlı, anlayışsız, bilgili, cahil, her türlü insan…

Birkaç örnek vermek gerekirse…

Kendisi kulaktan dolma, kırık dökük bir dini bilgiye sahip olmakla birlikte, caminin hocası hakkında daha camiden çıkmadan tezviratta bulunanlar, dedikodu edenler…

Birkaç sohbet meclisinde bulunup da kendini dünyayı kurtaracak yegâne kahraman olarak görüp, Din görevlilerinin de gaflet batağında olduğunu, bulduğu her ortamda söyleyenler…

Olumsuz bir iki örnek üzerinden hareket ederek bütün din görevlilerini aynı kefeye koyanlar…

Haklı olarak Din görevlilerinde gördüğü eksiklikleri ve çözüm önerilerini uygun ortamlarda dile getirenler dertli insanlar…

Ve daha neler neler…

Kıskaçlardan diğeri de…

Din düşmanı, dine mesafeli, dini hakir gören, dini ve dindarları çağdışı gören zihniyet…

Bu grubun içerisinde de elbette her düzeyde ve düşüncede insan var. Bunlar da din görevlilerinin yaptığı her faaliyete bir kulp bulma peşinde. Sosyal medya üzerinden gün geçmiyor ki yapılan bir hizmet karalanmasın, tiye alınmasın!

“Çamur at izi kalsın” kabilinden haksızca her türlü ithamı reva görenlerden tutun da yalanı, iftirayı ve türlü ahlaksızlıkları yapanlar…

***

Her sene 1-7 Ekim tarihleri arası Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanıyor. Ancak kimin umurunda. Birçok kimsenin olur olmadık her türlü günü ve haftayı kutlarken hayatın manevî merkezleri olan camileri ve en zor şartlarda dahi milletimizin kalbine dokunan, salaları ve ezanlarıyla gönlümüzü aydınlatan din görevlilerini hatırlamamalarını ayrıca not ettikten sonra…

İşin aslını anlamanın en belirgin yolu galiba şu soruya cevap vermek:

Birbirine zıt her görüş sahibinin, haklı ya da haksız bin türlü isteğinin ya da şikâyetinin karşısında din hizmetlerini yürütmeye çalışan ve senede bir kez dahi hatırlanmayan ve takdir edilmeyen bir din görevlisi olmak ister miydiniz?

Günün Sözü: Altına girmediğin yük hakkında söz söyleme! Sözün altında kalırsın!

Önceki ve Sonraki Yazılar