Dokunma Bana!.

Dokunma Bana!.

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil!..

Yeni dünya düzeni, kendi değer ve kavramlarını empoze ederek hayatımıza prangalar vurdu. Kendi öğretilerine sahip olduğumuzda başarılı olabileceğimiz hatta ancak böyle hayatta kalabileceğimiz gibi korkunç inançlar aşıladı.

Günün sonunda aklı başında nice insan modern zihniyetin açtığı yolu kutsadı. Artık nereye gitseniz, kiminle konuşsanız neredeyse herkes, kutsanmış bu modern düzeninin en yaman savunucusu oldu maalesef.

Dünyanın öbür tarafında üretilen söylemler anında bir diğer yanında karşılık buluyordu. Suni söylemler kitleleri etkiler hale geldi. Farklı toplumlar aynîleşmeye başladı. Herkes aynı şekle bürünmeye, aynı giyinmeye, aynı tavır ve davranışları sergilemeye, aynı müziği dinlemeye, aynı tarz hayat anlayışlarına sahip olmaya başladı.

***

İyi de bunun neresi kötü?. diyebilirsiniz…

Artık şunu gör lütfen:

Batı, modernite söylemiyle zihinlere pranga vurmak ve köleleştirmek, ürünleri için pazar oluşturmak, nasıl inanmamız ve neye nasıl karar vermemizi belirlemek için planlanmış bir dünya kurguladı. Ve bu oyunda sen bir figüransın. Sana çizilen rolü oynamaktan başka çaren olmadığını empoze ediyor. İtiraz ettiğinde, kendi inancını savunduğunda, ben farklı olmak istiyorum dediğinde ve yahut kendi özgür kararımı kendim vermek istiyorum dediğinde durum değişiyor. Seni yok sayıyor ya da yok ediyor…

Peki ne yapmamız gerekiyor?, derseniz…

İnancınıza kelepçe vurdurmayın. Özgür olmadığınıza inandırmaya çalışırlar, inanmayın!.

***

Sahi, fillerin durumuna ne kadar benziyor hayatlarımız… Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir zincirle kazığa bağlarlarmış. Tabi yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değil. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamazmış. Yıllar geçip, fil kocaman olunca... Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetmesine rağmen fil asla böyle bir girişimde bulunmazmış. Neden biliyor musunuz?..

O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır!.

***

Korkmayın, bu dünyadan kimler geldi geçti…

Nice başarılı olmuş insanlar yaşadı… Tarih bize şunu göstermiştir ki, yaşamak ve başarılı olmak  hiçbir kimsenin tekelinde değildir!.

Her dönem ve devrin güç odakları olmuştur. Peygamberler bu güç odaklarına karşı mücadele etmiş ve hakkı savunmuşlardır. Mesele, nerede ve nasıl durduğundur!.

***

Yeri gelmişken bununla ilgili bir örneği de paylaşmak istiyorum…

İşsiz olan bir kişi, temizlik işleri için Microsoft’a başvurur. İnsan kaynakları, ön görüşmenin ardından test ederler ve: – “İşe alındın, e-mail adresini ver, sana başvuru formunu göndereyim.” der. Adam, e-mail adresinin olmadığını söyler. İnsan Kaynaklarından, onun adına üzüldüklerini, e-mail’i yoksa kendisinin de var olmadığını ve kendisi de olmadığı için işe alınamayacağını söylerler.

Adam umutsuzca, ne yapacağını bilemez. Cebinde sadece 10 doları vardır. Bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alır. Kapı kapı dolaşarak, 2 saat içerisinde sermayesini ikiye katlar. İşlemi birkaç kez daha tekrar eder ve aksam eve döndüğünde 60 doları vardır. Ve bu şekilde yaşayabileceğini anlar. Her sabah erkenden evinden çıkar, aksam geç saatlere kadar çalışır ve her gün parasını üçe, dörde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabası alır, bunu bir kamyonla değiştirir ve bir sure sonra artık, birçok araçtan oluşan bir nakliye şirketi sahibidir.

Beş sene geçer… Adam ülkenin en büyük gıda nakliye şirketlerinden birisinin sahibi olur. Genel hayat sigortası yaptırmaya karar verir. Bir sigorta şirketini arar, kendine uygun bir plan seçer ve konuşma biterken, sigortacı, teklifi gönderebilmek için adamın e-mail adresini ister. Adam e-mail’inin olmadığını söyler. Sigortacı şaşırır: – “Hayret, e-mail’iniz yok ve bu hanedanlığı kurabildiniz. Düşünün, ya bir de e-mail adresiniz olsaydı kim bilir ne olurdunuz?”

Adam biraz durur ve şu cevabı verir: “-Ne olacaktı, Microsoft’ta temizlikçi olurdum!.”

***

Günün Sözü: “Nasıl yaşayacağınıza siz karar verin. Başkaları değil!.”

Önceki ve Sonraki Yazılar