Dün bir dram yaşandı, LGS dramı!

Dün bir dram yaşandı, LGS dramı. Aylardır okullarından uzak kalan öğrenciler, karşılaştıkları LGS Matematik soruları ile adeta bozguna uğradılar. Sınavda görev alan öğretmenler, veliler ve birçok öğretmenimiz arayarak; “LGS ile ilgili stratejiyi belirleyenler eğitimci olamaz.” diye tepki verdiler. Bir sınavın seçiciliğini tek bir derse yüklemek hangi pedagojik ilkeyle açıklanabilir? Ölçme ve değerlendirme gibi bir uzmanlık alanı, MEB’in yakınlarına hiç mi uğramaz?

Bu günlerde bir yandan öğrencileri terapiye alalım, okuldan soğumasınlar, arkadaşlarıyla buluşsunlar, sosyalleşsinler diyerek okullardan birçok etkinlik yapmaları isteniyor, diğer yandan ise öğrenciler üzerinde kalıcı etkileri olan böylesine ağır bir sınav yapılabiliyor. Neden?

Nedeni çok basit, üç yıldır eğitim sistemimizin bu en temel probleminin çözümü için hiçbir adım atılmadı. Halbuki TEOG sonrası yapılması gereken en önemli iş, kademeler arasında geçiş sistemine çözüm bularak, çocuklarımızı sınav baskısından kurtarmaktı. Çalıştaylar, araştırmalar, toplantılar, vaatler hiç bitmedi? Sorsanız yine söylenecek belli; “Kaynağımız yok, salgın var, arkadaşlarımız çalışıyor, dünya örneklerini inceliyoruz, A,B,C bütün planlarımız hazır, yakında açıklayacağız.” Ayrıntıda kaybolmak, küçük işlerle boğulmak, kendi işini değil de okulların, okul müdürlerinin, öğretmenlerin, rehber öğretmenlerin işlerini yapmanın sonu bu olsa gerek.

Hep söyledik yine bir anlayan olur diye söylemeye devam edelim. Bize göre 21.yüzyılın, çocuklarımızı mecbur bıraktığı beceriler, öğretmen ve okulun rolünü değiştirmiştir. Değişime uyum sağlamak için “girişimci, öğrenmeye açık ve yenilikçi özelliğe sahip insan” yetiştirmek zorundayız. Bunun için eğitim ve öğretim mantığımızı yeniden ele almamız şarttır.

Bu şartlarda dün yapılan LGS de göstermiştir ki geleneksel ölçme-değerlendirme araçları (çoktan seçmeli, açık uçlu, kısa cevaplı, boşluk doldurma vb.) eğitimde sınırlı olarak kullanılmalıdır. Çünkü bu testler kişide var olan yeteneklerin sadece bir kısmına ilişkin veri sağlar. Bu testler öğretim sürecinden ayrı olarak daha çok ürüne (sonuca) odaklıdır. Buna alternatif olarak süreç izleme yapılmalıdır. 

Süreç odaklı ölçme ve değerlendirme ise (öz değerlendirme, akran değerlendirme, portföyleler vb.) tek bir alan değil çok farklı bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerileri değerlendirmeye alabilir. Eğitimde yapılacaklara engel olarak gösterilen pandemi süreci bile, aslında süreç odaklı değerlendirmeyi öne çıkarmıştır.

Yaşanan dramı yok saymakla, her şey kontrol altındaymış görüntüsü vermekle sadece zaman kaybı yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, on dört yaşındaki öğrencinin, mahallesindeki liseye mi yoksa biraz daha ilerideki proje liseye mi gideceğini belirlemek için, KPSS, ALES, ÖYS türü sınav yapmak zorunda bırakan gerekçeler, bir an önce çözmesi gereken problemdir. Bu problem meslek liselerini, Anadolu Liselerine, laboratuvarları sınıfa çevirmekle, sınıf mevcutlarını her yıl şişirmekle çözülemeyecek kadar köklü problemdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.