En Tehlikeli Virüs!.

Son dönemlerin en meşhur virüsü hiç şüphesiz covid-19. Nitekim bu çetin virüs, son dönemlerde insanlığın hayat gidişatını en ciddi şekilde etkileyen bir salgına sebep oldu. Gün geçtikçe hayatın her alanında kendisini iyiden iyiye hissettirir hale geldi. Bu dönemde birçok insan en yakınını bu virüs yüzünden kaybetti. Birçokları salgına yakalanarak ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla insanı etkiledikçe insanın gündemindeki yerini de korumuş oldu.

İyi de, sadece dünyadaki yaşamımızı tehdit eden bir virüsle yatıp kalkarken,  insanlığın hem dünya hem de ahiretini tehdit eden düşünce ve fikir virüsleri neden hiç gündem olmuyor?.

Kaldı ki, inanç ve düşünce virüsü, bir taraftan bu dünyayı yaşanmaz hale getirirken, diğer taraftan da ahireti berbat ediyor. Bu yönüyle sadece dünyayı ve yaşamı tehdit eden virüslerden daha tehlikeli değil mi?. (Başlığın farkındayım, bence en tehlikeli virüsten bahsediyoruz!.)

Tarihte hiç olmadığı kadar kutsallara hakaret edildiğine şahit oluyoruz. Kendilerini medenî diye tanımlayan Batı, fikir ve düşünceye tahammülsüzlüğün en aşağılık örneklerini sergiliyor. Özellikle İslam aleyhine her türlü hakaretin ve itibar suikastının yapılmaya çalışıldığını ibretle görüyoruz.

İşin garibi…

Hayatını Batı hayranlığıyla anlamlandıran içimizdeki eziklerin sus pus olmaları, en acınası bir durum değil mi?. Güya Batı, medeniyetin beşiğiydi(!) Hani, ne oldu o kutsadığınız hümanizminize?.. Olur olmaz her konuda fikir beyan edenlerin, söz fikir babalarına gelince lâl olmaları ibretlik bir durum değil de nedir!.

Evet, aklı başında olanlar, Batı’nın nasıl medeni olduğunu(!) baştan beri biliyordu zaten. Şundan daha bir asır önce yedi düvelin nasıl üzerimize çullandıklarını unutmadık. Namusumuza göz dikmemişler miydi?. Onların hesapları sadece ülkemizle değil şüphesiz… Afrika’yı köleleştiren, dünyanın dört bir yanını haraca bağlayan, mazlum coğrafyaların en ücra köşelerinde insan kıyımlarını yaşatanların, -bunları yapan kendileri değilmiş gibi- pişkin bir şekilde insanlıktan, haktan, eşitlikten bahsetmesi tarihin görüp göreceği en düzeysiz ikiyüzlülüktür!.

Kendini, kendi tarihini, kendi öz değerlerini bilenler bunun farkındadır. Kendini bilmeyenler ise başkalarının sahte sözlerine aldanırlar. Hiçbir zaman gündemi belirlemezler! Her zaman gündemi takip ederler… Ezik ve silik olmaktan kurtulamazlar. Küçük dünyalarında ellerindeki azıcık dünya malıyla evcilik oynar dururlar. Hayata ve dünyaya dair hiçbir özgün fikir ortaya koyamazlar.

***

Batı insanının beynindeki düşünce virüsü, bir yandan kendi dünyasını harap ederken, diğer yandan tüm dünyayı “değer düşmanı” haline getiriyor. Bu faşist dünyanın hayranları ise bir yandan bu zehrin müşterisi, diğer yandan da yılmaz savunucusu oluyor maalesef!.

Öyle bir değer düşmanlığı ki, tüm kutsalları ayaklar altına alabilecek kadar gözü dönmüş bir hadsizlik!.

Öyle bir alçalma ki, “alçaklık” tanımını tekrar tanımlamayı gerektirecek kadar bir seviye kaybı!.

***

İnsanlık, ivedilikle fabrika ayarlarına dönme iradesini göstermelidir. Fıtratı bozan düşünce virüsünden biran önce kurtaracak tedavi yöntemlerini uygulamalıdır. Manevî anlamda tedaviye muhtaç olan insanlığın, kendini sağlıklı diye tanımlaması, bunun önündeki en büyük engeldir!

Aslında insanlık en yaman çelişkiyi de tam da bu noktada yaşamaktadır. Kurtuluş reçetesi olan ve tedaviye yanıt verecek şifa kaynağı İslam’ın ta kendisidir! Fakat maalesef hasta, ilaca düşman!.

Günün Sözü:   İnsan nasipsiz olunca, dermanına bile düşman oluyor!.

Önceki ve Sonraki Yazılar