ENFLASYON VE VERGİ YÜKÜ MEMURU TÜKETTİ

ENFLASYON VE VERGİ YÜKÜ MEMURU TÜKETTİ

Her altı aylık zaman dilimlerinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan enflasyon rakamlarına göre milyonlarca memur ve emeklinin alacağı zam oranı belli oluyor. TÜİK 2021 yılı için alınacak zam oranlarını belirleyecek olan enflasyon verilerini geçtiğimiz günlerde açıklayarak tekrar tartışma ateşini yakmış oldu.
             TÜİK enflasyon oranlarının Aralık ayında yüzde 1.25 artarken, yıllık bazda 14.60 olduğunu açıkladı. Oranlara göre memur ve emekliler yüzde 4.36 enflasyon farkı ile toplamda yüzde 7.36 zam alacakları belirlendi. Ancak oranlar açıklanır açıklamaz sosyal medyada gündemin 1.sırasını alarak TT oldu. Herkes yetkililerin oranları açıklamadaki verileri hangi marketten alışveriş yaparak hesapladığını merak etti. Hatta adres isteyip çalışanlarında o yerlerden alışveriş yapmasını yetkililerden talep etti. (Bende bir çalışan olarak merak edenler arasındayım). 
              Asıl burada sorgulanması gereken bir konu da oranları açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu’nun GÜVENİRLİLİĞİ. Kurum yetkililerinin açıkladığı verilere kimsenin inanmadığı görülüyor. Çünkü hesaplanan maddelerin fiyatları ile gerçekte olan fiyatlar arasında farklar olduğu açıkça görülüyor. Hal böyle olunca kurumun güvenirliliği halk nezdinde itibar kaybediyor.
            Kamu görevlileri ise açıklanan zam oranlarından sonra haklı olarak alım güçlerinin düştüğünü ve oranın yetersiz oluğunu belirttiler. Yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde kamu görevlilerin yararına bir karar çıkması imkansız görünüyor.Çünkü mevcut toplu sözleşme yasası tamamıyla kamu işvereninden yana. Yetkili konfederasyon önerilen zam oranına karşı çıkarak imza atmadı ve haliyle en son merci olan Kamu Görevlileri Hakem Heyetine iş kaldı. Yasanın buradaki sıkıntısı da ayrı bir mevzu. Çünkü Kamu Görevlileri Hakem heyetinde ki kurulun nicelik üstünlüğü işveren heyetinde. Yani toplam 11 üyeden oluşan heyetin 6'sı hükümet tarafından belirleniyor. Hal böyle olunca bağlayıcı kararı veren heyet noter görevi görerek hükümet yetkilerinin önerdiği zam oranını tasdikledi. Yetkili konfederasyon ise toplu sözleşmede bu oranları kabul etmeyerek,masadan kalkıp imza atmayarak, iş bırakma eylemi yaparak, bakanlık önüne cüzdan atarak, tüm illerde alanları doldurup basın açıklaması yaparak, Hakem Heyetinin noter görevi yaptığını belirterek tepkisini dile getirdi. Burada eleştiri yapılacak bir yer var o da memur ve emeklilere bu zam oranını reva gören hükümet yetkilileridir.
               Memur ve emekliler alınacak zam oranına kilitlenmiş ise de asıl problemin vergi matrahlarından oluşan kayıplar olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir. Kamu görevlilerinden yıl içerisinde gelir vergisi oranı üzerinde yüzde 15, 20, 27, 35, 40 oranlarında kesinti yapılmaktadır. Gelir vergisi oranında her yıl yapılan matrah artırımı çalışanların yıl içerisinde yüzdelik dilim oranına daha erken girmesine sebep olmaktadır. Örneğin bir çalışan 2020 yılında 18.000 TL’ye kadar % 15’lik vergi oranına girerken, 2021 yılında vergi matrahlarının arttırılması nedeniyle 24.000 TL’ye kadar % 15’lik vergi dilimi oranına takılıyor. Ayrıca oranların hesaplanmasında başka bir sıkıntı daha meydan gelmektedir. 2021 yılında gelir vergisi matrahı enflasyon oranı kadar artmış olsaydı yani 24.000 TL’ye kadar olan % 15’lik vergi oranına girmemiz 27.500 TL olması gerekmektedir. Burada da açıkça bir oyun oynanmaktadır. Yani yapılan zam oranı ne kadar olursa olsun yapılan vergi matrahı artırımı kamu görevlilerinin gelirini azaltmakta ve giderini artırmasına sebep olmaktadır. Başka bir deyişle kaşık ile verilen kepçe ile geri alınıyor.
                 Hükumet yetkilileri işveren kesimine her yıl vergi muafiyeti, SGK pirim teşvikleri, KDV indirimleri, taksitlendirme gibi birçok kolaylık sağlıyor. Ancak vergi konusunda hiçbir şekilde vermemezlik yapmayacak olan kamu görevlilerine hiçbir kolaylık sağlamıyor. Tabiri caizse vergi koruma kalkanı ile koruduğu PARA BABA’larını teşvik ve muafiyetlerle zenginleştiren devletimiz, sabit gelirli kamu görevlilerinin vergi matrahı altında ezilmesine müsaade ediyor.
                
          İşverenlere yapılan o kadar kolaylık var iken kamu görevlilerinden %15’ten fazla alınan vergi kesintisi adalet ve hak ile bağdaştırılamaz. Kamu görevlilerinin üzerindeki vergi yükünü azaltmanın ve bu adaletsizliği ortadan kaldırmanın yolu ve yöntemi aslında çok basittir.
            Kamu görevlilerinden alınan gelir vergisi %15’e sabitlenmeli ve %15’i aşan kısım kesilmemeli. Burada bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Kamu görevlilerinden vergi alınmasın talebinde bulunmuyorum. Yetkililerden sadece işverenlere uygulanan vergi kolaylığını kendi çalışanlarına da uygulaması gerektiğini belirtiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.