ENSAR RUHUNA BÜRÜNMEK

ENSAR RUHUNA BÜRÜNMEK

Her göç, bir hikaye taşır sırtında,
Kiminin gönüllü kiminin zorunlu çıktığı yolculukta...

Göçmen, muhacir ,mülteci....
Adı ne olursa olsun her biri
bir göç edişin,
bir hicretin , 
bir ilticanın seferileri.

18 Aralık Dünya Göçmenler Günü'ydü. 

Kendi ülkelerinden başka ülkelere, çeşitli zulümlerden dolayı kaçan ve yaşayabilecekleri bir yer arayan insanları anlamak, elbette bir günlük değildir,
hatta onları anlamak ; onların yerinde olmadıkça mümkün değildir.

Kendi vatanlarında, kendi topraklarında, bir isme sahipken,  bir başka ülkede , birden isimleri "sığınmacı"ya dönüşüyor .

Yaşadıkları savaş, zulüm, şiddet ve göç zorunluluğu yanında bir de sığındıkları ülkelerde ki yerli halk ile uyum ve diyalog zorluğu ciddi bir travma her biri için.

Bu insanlar köklerinden koparılmaları sonucu şu üç ana kaybı yaşıyorlar
*Aile ve arkadaşların sağladığı sevgi ve saygı kaybı,
*Toplumsal statü kaybı ve
*Tanıdık sosyal çevrenin kaybı.

Köklerinden koparılmaları ve kendi ülkelerinden baskı altında ayrılmaları , o zamana kadar dünyaya yükledikleri tüm anlamı yok ediyor.

Bu topraklar yıllardır bunlara şahit.
Mazlum coğrafyada ki o insanların acılarına şahit...

Onlar kendi hikâyelerinin mazlumu, mağduru..
Onlar yarım kalmış hayallerinin mutsuzu, umutsuzu..

Onları anlayabilmek için önce Ensar nedir bilmek,
Ve ensar ruhuna bürünmek gerek

Ensar...

Mekke'den Medine'ye zulüm ve işkence sonrası hicret eden muhacirlere, kucak açan Ensar...

Kendine ait neyi varsa yarısını kardeşiyle bölüşmeye ,kimi zaman kendi hakkından da geçmeye gönüllü Ensar. 

Yardım eden , yardım etmeyi seven, Efendimizin iltifatına mazhar olan Ensar ...

Kendisi de hicret etmiş bir muhacir olan Efendimiz(sav) bir gün sohbetlerinde ensara dönerek:
"Eğer hicret olmasaydı ensardan olmayı isterdim .
İnsanlar bir vadide toplansa, sizde başka bir vadide toplansanız ben sizin yanınıza gelirdim, sizler benim sırdaşımsınız" diyerek yüceltmişti.
Çünkü onlar; hiç kimsenin yetişemediği ufkun sahipleriydi.

Peki o ufka biz ulaşabildik mi ?

Efendimizin övgü ve iltifatına mazhar olan ensardan olma imkanı geçmişken elimize , kıymet bilebildik mi ?

Cenab-ı Allah(CC):
"İman edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerle , bunları barındırıp yardım elini uzatanlar, işte onlar birbirlerinin gerçek dostlarıdır.” (Enfal -72),
diyerek bizleri dost kılmışken,
dost vefası gösterebildik mi?

Hangi göçmenin göç etmiş yarınlarına umut olduk ?

Hangi mültecinin yaralarına merhem olduk ?

Ve hangi muhacirin hicretine Ensar olduk ?

Hiç düşünebildik mi ?

Kalb-î kıvama uygun bir fedakarlığa, talip olmak duasıyla....

Önceki ve Sonraki Yazılar