Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Felsefe Okumak Ya Da Felsefe Yapmak İnsanı Dinsiz-İmansız Yapmaz!

Batı dünyasındaki üniversitelere bakıldığında din ile felsefenin birbirlerini besleyen alanlar olduğu görülürken, İslam coğrafyasında bu iki alan hep birbirine rakipmiş gibi görülmüştür. Hatta kimilerince felsefe "küfür" olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeyi yapanların ne dini, ne de felsefeyi bilmedikleri aşikardır. Oysa bilinmektedir ki, iyi bir felsefeci olmak için ilahiyat/ metafizik bilgisine, iyi bir ilahiyatçı olmak için de felsefe ve din bilimlerine sahip olmak şarttır. Çünkü İlahiyat metafiziğin, metafizik de felsefenin alt disiplinidir. Yani her ilahiyatçı aynı zamanda felsefe öğrencisidir.

Ancak ülkemizde maalesef felsefe ile ilgili uzunca zamandır negatif bir yaklaşım söz konusu olmaktadır. Bunda felsefe adı altında belli bir ideolojiyi anlatanların ve felsefeyi ateizm, agnostisizm, pozitivizm , materyalizm vb. din karşıtı akımların anlayışı olarak görenlerin payı çok fazladır.  Onlara göre felsefe okumak ya da felsefe yapmak için inancınızdan uzak durmanız gerekir. Hem inanıp hem de felsefe yapmak mümkün değildir. Hatta geçenlerde bir felsefe profesörünü dinledim, Youtube'da. Hoca diyor ki bir filozof ya da felsefe ile ilgili uğraşan kimseler dindar olamazlarmış. Ona göre felsefe ile din asla ve kat'a bir araya gelemeyen iki alanmış. Bu da yetmezmiş gibi hoca, geçmişteki büyük filozofların inanmadığı halde korkusundan otoriteye inanıyormuş gibi davrandığından bahsediyor.  

Kuşkusuz bu ilkel anlayışı savunanların felsefe tarihinden ve felsefe yapanlardan haberdar olmadıkları kanaatindeyim. Öyle ki filozofların çoğunun özellikle de felsefe tarihinde belirleyici olanların Mesela; Aristoteles, Platon, Plotinus, Descartes, Spinoza, Hegel vb. felsefi sitemlerinden "Tanrı" düşüncesini çektiğinizde geriye ne kalır? Bir düşünün bakalım!.. Bu insanlar düşünce tarihinde çığır açmadılar mı? Onlar niçin bir Tanrı'ya ya da bir inanca inanma ihtiyacı duydular? Bunu hiç düşündüler mi bunu söyleyen hocalar?

Felsefe okumak ya da felsefe yapmak kişiyi dinsiz, ateist, agnostik, deist vb. yapmaz. Bu bir algı ve varsayımdan ibarettir. Bir insanın ateist ya da dinsiz olması için illa da felsefe okuması gerekmez. Ben yıllarca felsefe okudum ateist-deist falan olmadım. Teizmin özellikle de İslam'ın; âlem, insan, ölüm, ölüm ötesi ve hayatın anlamına dair ortaya koyduğu iddialar bana daha rasyonel ve ikna edici geldi. Ayrıca felsefe, kafamdaki büyük harfli soruları çözümleme ve düşünce dünyamı oluşturmada bana çok yardımcı oldu. Felsefe kimsenin tekelinde olan bir ilim dalı değildir. Felsefe aklın ilkeleri ve doğru düşünmenin yöntemi ile hayata, evrene, topluma, varlığa bakıştır. Kısacası akıl yoluyla var olanlarla ve varlıkla kurduğumuz bir ilişkidir. Felsefenin amacı kimseye dinsizliği, imansızlığı aşılamak değildir. 

Maalesef ülkemizde iki kesim çok yanlış bir yol takip ediyor: Bir kesim felsefe adı altında kendi ideolojisini birilerine yutturmaya ve felsefeyi din karşıtı bir faaliyet olarak göstermekte çok ısrarcı davranıyor. Diğer kesim ise güya dindarlık adı altında felsefe okuyanların dine düşman olacağı zannı ile felsefeye ve felsefecilere düşman olarak dini savunduğunu düşünüyor. Bu da yetmezmiş gibi hıncını ve öfkesini İlahiyat fakültelerinden "felsefe" derslerinin çıkarılması gerektiğine kadar götürüyor. Hatta başarılı olamazsam da İlahiyat fakültesinin adını "İslami İlimler Fakültesi" diye değiştirerek zamanla "felsefe" derslerini kaldırırım planları yapıyor.  Zira onlara göre felsefe okumak "küfürdür" ve din eğitimi yapılan yerlerde de küfürle iman bir araya gelemez. Öyle ki bu selefi anlayış ne felsefeyi ne de dini tam olarak biliyor.  

İslam düşüncesinde Kindi, Farabi ve İbn Rüşd vb. filozoflar din ve felsefenin bir birini dışlayan iki alan olmadıklarını, bilakis onların bir birleriyle örtüşen yönlerinin olduklarına vurgu yapmışlardır. Bu filozoflar dinsiz falan değildiler. İbn Sina gibi bir deha bile "kafamda çözemediğim sorunlar olduğunda, çok daraldığımda camiye girer, iki rekat namaz kılar, ruhum genişlerdi" diyor. İnanç alanı kişiye özel bir alandır. İnançlı bir kimse bilim adamı, sanatkar, filozof, şair, siyasetçi vb. olabilir. Bir şeye inanıp inanmamak kişinin mesleğini ya da yaptığı işi etkilemez., etkilememelidir. Etkilediğini iddia edenler bilimsel değil, zanlarıyla konuşuyorlar.

Netice itibariyle gençlere tavsiyem; aklınızı kimseye kiraya vermeden, rasyonel ve tutarlı bir şekilde okumalarınızı yaparak analiz ve sentez sürecine tabi tutun. Ayrıca felsefe adı altında din düşmanlığı yaparak kendi ideolojik düşünce dünyasını sizlere sunarak, sizleri inancınızdan soğutmaya çalışanlardan ve aynı şekilde felsefe düşmanlığı adı altında gerçek dini değil de kendi din anlayışını "din" diye size "yutturmaya" çalışan şarlatanlardan uzak durun. Her iki kesimden de alacağınız bir şeyler olduğunu düşünmüyorum. Hem felsefenin hem de dinin aslını okuyarak, araştırarak, sorgulayarak öğrenin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum