Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Felsefe Ve İlahiyat

A+A-

Batı dünyasındaki üniversitelere bakıldığında din ile felsefenin birbirlerini besleyen alanlar olduğu görülürken, İslam coğrafyasında bu iki alan hep birbirine rakipmiş gibi görülmüştür. Hatta kimilerince felsefe "küfür" olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeyi yapanların ne dini, ne de felsefeyi bilmedikleri aşikardır. Oysa bilinmektedir ki, iyi bir felsefeci olmak için ilahiyat ve metafizik bilgisine, iyi bir ilahiyatçı olmak için de felsefe bilgisine sahip olmak şarttır. Çünkü İlahiyat metafiziğin, metafizik de felsefenin alt disiplinidir. Yani her ilahiyatçı aynı zamanda felsefe öğrencisidir. 

Bir ilahiyat fakültesi öğrencisinin “Müslüman olmamın ve Allah’a inanmamın gerekçesi nedir?” İslam’ın hayat felsefesi nedir? İslam’ın ruhu nedir? Müslüman olmak ne anlama gelir? Sorularıyla ilgili söyleyecek bir sözü yoksa ve taklidi olarak Allah’a inanıyorsa, böyle bir inancın değeri olabilir mi? Dahası akademik anlamda dini düşünceyle ilgilenen herkesin belki de en başta “din ne işe yarar?”, “dinin ruhu ve varlık sebebi nedir?” sorularına makûl ve mantıklı bir cevap arayışı içinde olması gerekmez mi?

Kur 'an da 750'ye yakın ayette niçin akletme,  tefekkür ve bilgili olmanın önemine vurgu yapılıyor? Allah Teala neredeyse Kur-an’ın %15 ini aşkın ayetleri niçin gönderdi? Bunun için 3-5 ayet yetmez miydi?  Ya da bana inanın, fazla kafanızı karıştırmayın der, geçerdi.. 

Kur-an'ı okuyanlar oradaki yöntem ve metodun nasıl bir yöntem ve metot olduğunu niçin fark etmiyorlar anlamış değilim.. Zira Kur-an'da sorgulama, soruşturma, analiz, sentez, eleştirel düşünce, akletme, akıl yürütme, tutarlılık, kıyas vb. Felsefenin temel teknik ve yöntemini kullanılmıyor mu? Hangi dinde bu kadar akletme ve düşünme ile ilgili ayetler var? Evet felsefe din değildir. Ama dinin de düşmanı degildir. Bilâkis o, akıl yoluyla varlığı anlama ve hakikat arayışıdır.

Ancak İlahiyat Fakülteleri belli din anlayışlarının tatbikat yeri de değildir. İlahiyat Fakülteleri din üzerine bilimsel araştırma ve incelemelerin yapıldığı yerdir. Burada farklı fikirlerin olmasından da korkmamak gerekir. Çünkü tek tip düşüncenin olduğu yerlerden üniversite olmaz. Orası ortaçağ skolastik düşüncenin olduğu yerdir. Burada önemli olan öğrencilerin farklı fikirleri mukayeseli okuyarak kendi düşüncelerini oluşturmalarıdır. Öğrencilerimiz ne kişileri ne de onların yazdıkları eserleri mutlak hakikat olarak görmemelidir. Çünkü bütün bir hakikat bir kişinin kafasının içinde olamaz. Bu anlamda özgür ve eleştirel düşünen yeni gençliğin kimseyi kutsamasını ve beşer üstü görmesini beklememeliyiz.

Dini konular herkesin at koşturduğu bir alan olduğu için orada herkesin konuşması normaldir. Ama doğru ve tutarlı konuşmak için bu alanın uzmanı olmak gerekir. O nedenle sosyal bilim ayağı olmayan hele hele felsefî bilgisi ve metodolojisi olmayan ilahiyatçı bir ayağını kaybetmiş demektir. O artık yukarıda saydığım yöntem ve metodu kullanmayı bırakıp bazılarının yaptığı gibi hikaye anlatmaktan öteye geçemez. 

Öyle ki din ve metafizik ayağı olmayan felsefeci ve sosyal bilimcinin de aynı şekilde bir ayağı eksiktir. O nedenle gençlere  tavsiyem: Aklınızı kimseye kiraya vermeden, kimseyi yüceleştirmeden, insanı insan olarak gören ve fikirlerinizi belli kişilerle sınırlandırmadan diyalekt bir okuma ile oluşturun. Hatta en önemlisi kendiniz olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.