1. YAZARLAR

  2. Hacı Sarı

  3. Hayalci Değil, Hayali Olan Genç!
Hacı Sarı

Hacı Sarı

Hacı Sarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayalci Değil, Hayali Olan Genç!

A+A-

Sınav sonuçları yeni açıklanmıştı, yıllardır bu an için çalışılmıştık. Herkes en verimli dönemlerini test çözmenin, deneme sınavına girmenin ve yüksek puanlar almanın uğruna bir an bile düşünmeden harcamıştı. Arkadaşım Handan ortaokul yıllarında da lise yıllarında da sınav yükünün yanında küçük kardeşinin yükünü de omuzlarına almıştı.

Handan’ın annesi diyaliz hastasıydı, haftada iki kere diyalize girmesi gerekiyordu. Annesi hasta olduğu için küçük kardeşi Kerem’e hem annelik hem de ablalık yapıyordu.  Bizler bazen arkadaşımızın bu durumunun farkına bile varamıyorduk. Sınıfımızdaki erkekler ve kızlar kendi aralarında rekabete giriyor, bazen tartışmalar bazen dalga geçmeler bazen de basit konuşmalarla günümüzü gün ediyorduk.

Sınav sonuçları tüm sınıf için bir final niteliğindeydi. Ben bu final maçını kazananlardan olmuştum. Anadolu’nun orta halli bir şehrinde ortaokul ve lise eğitimimi tamamlamış ve İstanbul Hukuk Fakültesini kazanmıştım. Sınav sonuçlarını ailecek beklemiştik,  sınav sonuçlarına tüm aile cümbür cemaat bakmıştık. Sanki sınava ben girmemiştim de babam girmişti,  babam o kadar heyecanlıydı.

 Annem sınav sonuçlarına bakarken daha sakindi “kızım hakkında hayırlısı olsun.” diyordu, babam da aynı şeyleri söylüyordu fakat babamın heyecanı sözlerinden anlaşılıyordu. Babamın bir hayaliydi kızının hukuk okuması ve avukat olması. Benim kadar babam da hazırlık sürecini dakika dakika yaşadı. Dedem köydeyken tarla sınırı yüzünden sınır komşusuyla mahkemelik olmuş ve avukat tutma gücü olmadığı için davayı kaybetmiş. Bu yüzden babamın içinde bir ukde kalmıştı ve benim avukat olmamı çok istiyordu.

Sınıf arkadaşım Salih Ankara Üniversitesi Kamu yönetimi bölümünü kazanmıştı ve oda çok mutluydu. Fakat Handan istediği bölümü kazanamamıştı. Son tercihlerinden biri olan Tarih bölümünü kazanmıştı. Handan’la sokakta karşılaştım Handan beni tebrik etti, ben de onu tebrik ettim Fakat arkadaşımın yüzünde bir burukluk vardı. Bana, “Zeliha senin adına sevindim çok istediğin bir bölümü kazandın Allah yolunu açık etsin,” dedi.

Aradan günler geçti ve kayıt yaptırmak için İstanbul hazırlıkları başladı. Akşam 21.00 aracına yetişmek için acele ediyorduk. Yanımda Marmara Üniversitesini kazanan bir arkadaşım vardı. Ancak hareket saatinde terminale varabilmiştik. Arkadaşımın babası bizi otogara kendi arabasıyla yetiştirdi. Otobüse bavullarımızı koyduk ve hızlıca araca bindik.

Ben ilk defa tek başıma bir yolculuğa çıkıyordum. Biraz heyecanlıydım fakat aynı zamanda içimde garip hisler oluşmaya başlamıştı. Hostes yolcuları ve biletleri kontrol etti, muavinin “gel” sesi aracın içerisinden duyuldu. Araç geri geri perondan çıkmaya başladı ve terminal çıkış kontrolü de yapıldıktan sonra gecenin karanlığını yara yara yönümüzü batıya çevirdik.

Yolculuk esnasında yarın ne yapacağım kaygısını aklımdan hiç çıkaramadım. Yuvadan uçan bir kuş tedirginliği ile etrafıma bakınıyor, gözüme bir türlü uyku girmiyordu. Derken saat gecenin biri oldu. Göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı, kafamı koltuğa yasladım derken gözüm almış. Yarı uyanık bir vaziyette yolculuğu tamamladım. Yanımdaki arkadaşım alışkınmış bu tür yolculuklara. O çok rahat bir yolculuk geçirdi, ben sürekli etrafı izlerken o, müzik dinledi, film izledi ve istediği zaman da uyudu.

Arkadaşım Harem otogarında indi ben Avrupa yakasına gitmek için yolculuğa devam ettim. Etrafımı izliyordum fakat çok değişik ruh hallerini aynı anda yaşıyordum. Boğaz köprüyü çok merak ediyordum. Derken köprünün kuleleri binaların arasından gözüktü. Sanki rüyadaydım, heyecanımdan koltukta bir türlü rahat oturamıyor, köprünün üzerinden geçmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Masmavi deniz sabahın sisli havasının kaybolan noktalarında yüzünü gösteriyordu. Romanlarda okuduğum beyaz yalılar, coğrafya dersinde öğrendiğim kocaman yük gemileri, Rumeli Hisarı hep aynı mekânda bulunuyordu.

İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampusuna zar zor ulaştım. Üniversite haberlerinde vazgeçilmez görüntü olan ve üzerinde Arapça fetih ayeti bulunan kapıya, Beyazıt Kampusu ana girişine vardım. Hala hayal âleminde yaşıyordum sanki. Kontrollerden sonra fakülteye giriş yaptım.

Daha önce hazırladığım evrakları görevlilerin yönlendirmeleri doğrultusunda kayıt görevlilerine sırasıyla teslim ettim. Artık üniversiteli olmuştum. Çok büyük hayallerim vardı. Hukuk fakültesini bitirecek, şehrime başarılı bir avukat olarak dönecektim.  Hayallerimin peşinden koşmaya devam etmekten başka seçeneğim yoktu. Ben de öyle yaptım.

bursa escort

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.