Helal Olsun!.

 

Günlük hayatta karşılaştığımız birçok sosyal problemin aslında birer ahlak problemi olduğunun bilinmesi gerekir. Haksızlık eden, rahatlıkla başkasının hakkını ihlal eden, devletin malına zarar veren, malzemeden çalan, yalan söyleyen, taciz eden, şiddet gösteren… nice kimseler az ya da çok bir ahlaki sapkınlığın içerisindedirler. Her ne kadar kendilerini ahlaklı biri olarak tanıtsalar da, ahlak dilden çok daha derinlerde yaşanan bir gerçekliktir. Ta kalplerde…

Haksızlık eden kimseye, neden böyle haksızlığa kalkıştığı sorulduğunda genellikle: “-Herkes böyle kardeşim.” gibi sığ, basit ve desteksiz bir cümleyle kendini savunmaya çalıştığı görülecektir.

Akla ziyan, değil mi? Başkalarının hakkına girerek elde edilen bir parayla nasıl mutluluk sağlanabilir?. Haksız kazancın ahı çıkmaz mı?. Ya da hak edilmeden oturulan bir koltuk nasıl huzur verebilir?.

Nereye baksanız, kiminle konuşsanız, birçok kimse mutsuz!. Bunun sebebi hiç sorgulanmaz mı?.

Elbette yaşadığımız toplumda her çeşit insan var. Toptancı bir anlayışla hiçbir kimse töhmet altında bırakılamaz. Ancak kabul edelim ki, hakkı sadece kendine lazım olduğunda önemseyen, başkası mevzu bahis olduğunda görmezden gelen bir kitle var. Kendisi güç elde ettiğinde haksızlığın bin türlüsünü yaparken, menfaatine dokunulduğunda kıyameti koparanlar var. Ne var ki, haksızlık kimden gelirse gelsin reddedilmelidir. Haram herkes için haramdır.

*** 

“Helal kazanç, mutluluk getirir.” Haramla sanal mutluluk yaşanabilir belki, ancak kalıcı bir mutluluğun elde edilmesi imkânsızdır. Geçenlerde sosyal medyada aylık 20-30 bin lira kazanan birine hayatından memnun olup olmadığı soruluyor. Mikrofon uzatılan şahıs, parasının yetmediğini ve bunun için de mutsuz olduğunu söylüyor. Aynı soru asgari ücretle çalışıp, kirada oturan ve üç çocuğunu okutan bir garibana sorulduğunda, cevap çok çarpıcı!. “-Çok şükür. Daha ne olsun, geçinip gidiyoruz!.”

Batı kafasıyla hayatı okumayı maharet bilen günümüz insanı, mutluluğu çoklukta, huzuru güçte arıyor. Bu tipler tamahkarlıkla hep daha fazlası için çalışıp duruyorlar. Öyle bir çalışıyorlar ki... Ne aile hayatı, ne ibadet hayatı kalıyor. Dolayısıyla geçen günler hep kazanma hırsıyla, kayıpla geçip gidiyor. Çok zaman kendi dertlerine boğuldukları için başkalarının dertlerini göremiyorlar bile. Dostları bir bir yanlarından kayboluyor. Günün sonunda, çok paraları olsa da dostlarını kaybetmiş, sağlıklarından olmuş, çocukları büyüyüp başka dünyalara yelken açmış bir halde yapayalnız kalıyorlar. Varlık içinde yokluk yaşamaya mahkûm oluyorlar.  

Halbuki, elinde olanla mutlu olmayı, başkasına haset etmemeyi başaranlar mutlu olurlar. Böyle kimseler çalışırlar ancak maddiyata, makama ve mevkiye kapılarak haksızlığa yeltenmezler. Hakkaniyetli ve merhametli olurlar. Ailesinin ve çoluk çocuğunun kalplerini ihmal etmezler. Sevgilerinden ve ilgilerinden onları mahrum bırakmazlar. Tefekkür etmeyi, hayatı, ölümü ve ölüm sonrasını düşünmeyi terk etmezler.

***

Yalanla çok kazanacağına, doğru ol ve sana yetecek kadar kazan. Kazandığın bereketli olsun, sana ve ailene mutluluk getirsin. Alın teri olmadan, adamını bularak, hemşehricilik yaparak başkalarının hakkına gireceğine, biraz fazla çalış, bileğinin hakkıyla kazan ve bir ömür vicdanın rahat bir şekilde yaşa. Böylece başkasına minnet eyleme. Başkasının güdümünde ve kontrolünde şahsiyetini lekeleme. Mal, mülk ve makam elde edeceksen liyakatinle elde et. İşinin hakkını ver. Kimseler arkandan ya da yüzüne söz söyleme cesaretini kendinde bulmasın. Ne diyelim, böyle bahtiyarlar kiselere helal olsun!.

Günün Sözü: “Helal de haram da bir çeşmedir, ancak biri nur diğeri kir akar. Biri şifa verirken, diğeri adama dert olur.”  

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar