İYİ İNSAN MODELİ OLARAK İSTİKLAL ŞAİRİ MEHMET AKİF ERSOY

İYİ İNSAN MODELİ OLARAK İSTİKLAL ŞAİRİ MEHMET AKİF ERSOY

 

Yakın tarihimize baktığımızda bu günlere oranla teknolojinin daha az, toplumun ekonomik durumunun daha zayıf, sosyal imkânlarının daha kısıtlı olduğu dönemlerin olduğu görülmektedir.  Ancak bu dönemlerde, milli değerlerle yaşamaya daha çok öncelik verildiği ve toplumsal normların büyük bir kesim tarafından benimsendiği de bilinmektedir.

Daha otuz, kırk sene önceki toplumsal hayatı özleyerek “hey gidi günler hey” diye iç çekmemiz; o günlere oranla ekonomik ve sosyal imkânlar açısından daha geride oluşumuzdan değil,  paylaştığımız ve bizi bir arada tutan ortak değerlerimizin zayıflamasındandır. 

Son zamanlarda özellikle eğitim alanında olmak üzere, toplumun farklı kesimlerinde kültür, tarih ve değerler bakımından bir şeylerin iyi gitmediği dillendirildiğinde anlatılacak iyi örneklere ihtiyaç duyulur; değerlerin toplumsal hayatta daha etkili olduğu zamanlara duyulan özlem daha da belirginleşir. Milli Bayramlarda, anmalarda, tarihinin dönüm noktalarında; milleti adına başrolü üstlenip yardan ve serden geçenlerin değerlerle örülü hayatları hatırlanır.

Kaybolan ya da zayıflayan değerlerimizin yeniden ayağa kalkmasının,  ancak bizim medeniyetimizin renkleriyle bayraklaşmış, ete kemiğe bürünmüş insanımızın örnek alınmasıyla mümkün olacağı konusunda büyük oranda ittifak oluşur.

Medeniyetimiz bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda, ilim, fikir, sanat ve İslam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış, değerleriyle bütünleşmiş insanlarımız vardır. Tarihsel birikimimizin bir sonucu olarak bu alanda ifade edilmesi gereken isim ve anlatılması gereken örnekler her alanda binlerle ifade edilebilir.

Bununla birlikte, İstiklal Marşımızın yazarı, köklü kültür ve değerlerimizin tavizsiz savunucusu Mehmet Akif’i ayrı bir yere koymak gerekir. Mehmet Akif,  İstiklâl Marşımızın yazarı olması açısından da milletimiz için her türlü ideolojik ve politik tartışmanın üzerindedir.  Bizim için bütün insani ve milli değerleri üzerinde taşımış “iyi insan” örneğidir. Bugün Âkif’in hayatını ve fikirlerini değersizleştirmeye çalışanların hemen hemen tamamının ulaşamayacağı entelektüel bir birikime sahiptir. Şairdir, yazardır,  müfessirdir, vaizdir, diplomattır, öğretim görevlisidir, veterinerdir, mebustur, üç yabancı dilde yazabilecek ve çeviri yapabilecek donanıma sahip bir münevverdir. O dönemlerde bu milletin yaşadıklarını ve kabinden geçenleri aşikâr eden bir gönül insanıdır.

2021 yılının “İstiklal Marşı Yılı” olarak ilan edilmesi, Aralık ayının da Akif’in hem doğum hem de ölüm yıl dönümünü barındırması (20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936) nedeniyle Akif’i bu günlerde yeniden yâd etmek daha anlamlı olacaktır.

Âkif, gençlik için ideal şahsiyettir. İstiklal Şairi, bu günlerde her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan değerlerimizi sanki bize örnek olsun diye yaşamıştır.   Özlemini çektiğimiz duruşun ve tavrın büyük kısmını uygulamalarıyla Akif’in hayatında bulabilmek mümkündür. Bu topraklarda değerleriyle ve kültürüyle yaşayan insanların ortak paydasıdır Mehmet Akif’in hayatı ve fikirleri.

İstiklâl Şairi sadece yazdıklarıyla ve söyledikleriyle örnek değildir. Ömür sermayesinin tamamını inandığı değerlerden şaşmadan yaşamıştır. Hayatını, Türk-İslam kültürünün ve değerlerinin ortak paydaları olan iman, şahadet, cennet, cehennem, Kur’an, ezan, Peygamber,  helâl, hilâl, yıldız, adalet, doğruluk, yardımlaşma, ahde vefa, sadakat, istikbal, vatan millet, bayrak, nâmahrem, haremgah gibi temel değerler kozası içinde ipek gibi naif, ok gibi doğru, çelik gibi sağlam bir çizgide sürdürmüştür.  Edebiyatta bülbül ve gül âşık ve mâşûka karşılık gelirken, Âkif’te hürrüyeti temsil eder. Bu toprakların değerleriyle yaşayan herkes, O’un elmas gibi değerli hayat kesitinde daima iyi örnekler bulabilecektir.

Çoğunlukla yolu doğru olanın yükü ağırdır. Düşmanların bütün güçleriyle saldırdığı bir zamanda Vatan, Millet, İslâm yükünü omuzlarında taşımıştır. Hasımları, inandığı değerlerin de hasımları; hısımları da dava arkadaşlarıdır.   Böylesine tutarlı, özü sözü bir; güçlükler, yenilgiler, baskılar karşısında yılmadan, eğilmeden, yalpalamadan sürdürdüğü hayatının temel referansı,  asla taviz vermeden yaşadığı Kur’an ve Sünnettir. İnandığı ve doğru bildiği yolda Allah’ın ve Rasûlünün hatırını, milletinin menfaatlerini ve değerlerini en önde tutmuş, başkalarının hatırı ve dünyalık hesaplar için inandığı değerleri çiğnememiştir, çiğnetmemiştir.

Bizi diğer milletlerden ayıran kültürel değerlerimizin hızla eskitildiği ve yok edildiği günümüzde Âkifçe değerlere daha fazla ihtiyacımız vardır. Evrensel ve milli değerler kapsamında ifade edilen kavramların çoğu ile ilgili doğru örnekleri Akif’in hayatında bulmak mümkündür.  Çocuklarımıza doğruluğu anlatırken pinokyonun uzayan burnundan bahsedene kadar; bir arkadaşının konuşma esnasında “Doğru mu söylüyorsun?” demesi üzerine hiddetlenerek “Ne demek, sen benim hiç yalan söylediğimi gördün mü?” diyen ve hayatında hiç yalana başvurmayan Âkif anlatılabilir. Vefa kavramının içeriği, yabancı kaynaklı öyküler yerine Âkif ve arkadaşlarının hayatlarından örneklerle açıklanabilir.

Vatan millet sevgisi anlatılırken tam da karşılıksız sevmenin en büyük örneği olan ve İstiklâl Marşımızı yazana verilmesi kararlaştırılan parayı ihtiyacı olduğu halde “Parayla milli marş mı yazılır” diyerek tepki gösteren ve ödülü yardım kuruluşuna bağışlayan Âkif’i örnek göstermek gerekir. Çocuklarımıza anlatacağımız milli değerlere uygun yaşamış “iyi insan”  modeli olarak Âkif’in hayatı yeteri kadar örnek barındırmaktadır.

Âkif, bizim değerlerimizim bütün renklerini soldurmadan üzerinde taşıyan ve  Türk-İslam medeniyetinin ete kemiğe büründüğü bir şahsiyettir. Akif, Batının nasıl bir düşünce yapısının olduğunu, bize nasıl baktıklarını, nasıl olmamızı istediklerini de gayet iyi bilir. Çünkü Batı da kalmış ve bunu tecrübe etmiştir. Batı ile ilişkilerimizin niteliği konusunda da yol göstermektedir bize: Maddi kültüründen istifade edin, manevi kültürüne, değerlerine asla itibar etmeyin.

Bu tavsiyelere uyarak kendi kimlik değerlerimizin üzerinde ayağa kalkmanın yolu Âkif’in ve onun gibi derdi olanların değerlerini ve hassasiyetlerini iyi anlayıp, başta gençlerimiz olmak üzere bütün topluma değerler eğitimi kapsamında anlatmaktan geçmektedir.

Bizi, nereden geldiği belli olmayan fırtınadan koruyacak olan, yine bizim topraklarımızda yetişen çınarlarımızdır.

Günümüzde itibar gören ve büyük oranda Türk-İslam kültürünün temel değerlerine dayanmayan, maddi çıkara dayalı yaklaşımı temel alan bir anlayışla Âkif ’i anlamak zordur. Hatta O’nun çileli hayatı, bütün zorluklara rağmen terk etmediği değerlerine bağlılığı, bugünün çıkarcı anlayışını kendisine kılavuz edinen bazıları tarafından “abartı” ve “gereksiz” görülebilir. 

 

Bulunduğu makamı koruyabilmek için her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa geçit verenlerin; siyasilerin inandığı değerlerle uyuşmayan taleplerine boyun eğmemek ve devletin makamını kullanarak birilerine haksızlık etmemek için üniversitedeki görevinden istifa eden Âkif’i anlamaları kolay değildir.  Devletin imkânlarını kullanmak için her türlü yolu kullanan,  helali haramı birbirine karıştıranların; sadece maddi ödül konulduğu için Milli Marş yazmayı kabul etmeyen Âkif gibi düşünebilmeleri zordur.  Devletten alacakları üç beş gün gecikince isyanlarda olanların; hak ettiği halde devlet tarafından emekli maaşı bağlanmayan Âkif gibi dirayetli onurlu ve vakarlı durduklarına pek de şahit olamıyoruz.

Hak ettiklerini düşündükleri makamlara oturamadıkları için ihanet içine girebilenlerin;  bırakın hak ettiği makamların verilmemesini, hayatını adadığı değerlerinin göz ardı edilmesi, hatta bu değerlerin yok sayılması nedeniyle çok sevdiği vatanından ayrılmak zorunda kalan ve hayatının belki de en verimli olabilecek son on yılını hemen hemen hiç eser vermeden, devlete, vatana   ve millete de asla ihanet içinde olmadan Mısır'da geçirmek zorunda kalan Âkif gibi davranmalarını beklemek sadece hayaldir. Yetime sadaka verince servetinin azalacağını düşünenlerin; arkadaşlarının yetimlerine fakirliğine rağmen ömrünün sonuna kadar bakan Âkif ile aynı merhamet duygularını paylaşmaları beklenemez.

 Dindarlıklarını başkalarının iradesine teslim edenlerin; Peygamberimize (as) olan sevgisi ve bağlılığı nedeniyle 63 yaşını geçmemeyi arzulayan ve O’nun(sav)  vefat ettiği yaşta fani dünyaya veda eden Âkif’in hayata bakışını ve erdemini anlamaları zor olacaktır.

Bu nedenle, çocuklarımıza, gençlerimize ve bütün topluma örnek gösterebileceğimiz Mehmet Âkif gibi insanlarımızın hayatları öncelikli olarak anlatılmalıdır. Doğrusu, İstiklâl Şairimizin hayatı ile ilgili birkaç belgeselin dışında görsel materyal bulunmamaktadır.  Günümüz sinema teknolojisinden de yararlanarak Akif gibi bu milletin değerlerinin ete kemiğe bürünmüş hali olan insanların hayatını baştan sona anlatan filmler çekilebilmelidir. Gişelerde rekor kıran yapımların gelirleriyle doğru orantılı toplumsal fayda sağlayamadıkları, hatta bir kısmının değerleri yok sayan bir yaklaşımda olduğu da bilinmektedir. Kültürel misyonu da olan eserler, sadece maddi getirileri ile değil, barındırdıkları hatıralar, gösterdikleri etki ve millet için taşıdığı değerlerle ölçülmelidir.

Bu vesile ile İstiklal Şairimizi rahmet ve minnetle anıyor ve hasta yatağındaki temennisini tekrarlıyoruz: “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın”.

 

                                                                                                               Vural ÇAKIR

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum