KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

 

Ak Parti’nin; salgın tedbirleriyle çelişen görüntüsüyle tepki çeken kongreleri bitti.  
Hoş bu durumu fırsata çeviren, eleştiren diğer partilerin de farklı faaliyetlerinde aynı görüntüler ortaya çıktı.  
Şimdi gözler kabine değişikliğinde.   
Salgın; 2020 yılı Mart’tan beri eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal hayata her şeyi etkiledi.    
Bu yönüyle değerlendirdiğimizde kabineden herhangi bir bakanın değişmesinin başarı ya da başarısızlıkla ilişkilendirilmesi çok isabetli olmayacaktır.  
Sadece birkaç günlük bir heyecan olur, bir iki gün tartışılır o kadar.  
Bazı gerekçelerle birleştirilen bazı bakanlıkların ayrılması isabetli olacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığında ise değişecek şey paradigmadır ve Ak Parti hükumetlerinin yapamadığı da budur.   
Bugüne kadarki ‘kopyala, yapıştır, düzenle’ anlayışını değiştirmedikçe kalıcı, köklü ve bizden bir çözüm üretme imkânımız yoktur.  
*    
AMAERKA’NIN S 400 RAHATSIZLIĞI   
Amerika, hava savunması için istediğimiz patriot füzelerini satmadı bize. Yani parasıyla bile vermedi.   
Ortağı olduğumuz, parasının bir kısmını verdiğimiz, bazı parçaları ülkemizde üretilen F35’leri vermediği gibi.   
Vaktiyle bunların amcaoğlu (İngilizler de parasını verdiğimiz gemilerimizi teslim etmemişti. Hâlâ alacaklıyız İngilizlerden).
Biz de patriot yerine Rusya’dan S-400 satın aldık.   
Öyle ya özellikle bizim bulunduğumuz coğrafyada hava savunması oldukça önemli.   
Ancak şimdi de bunu-S400'ü- kullanamazsın diyor. Yunanistan’ın S-300 füze savunma sistemi varken bizim de S-400’ümüz olsa ne olur? Yunanistan da NATO üyesi biz de.   
Geçen günlerden birinde Amerika’da yayınlanmış bir makalede F35’lerin sanıldığı gibi radara yakalanmamasının söz konusu olmadığına, S-400’ler tarafından tespit edilebildiğine işaret ediyor.   
Ne kadar ilginç değil mi?   
*   
BİR İNSANIN ARKA AYAKLARI NEREDE OLABİLİR?
Salgın kapsamında zaman zaman denetimlere çıkan yöneticiler kurallara uymayan, sorumsuz vatandaşlarla karşılaşıyor ve ister istemez tepki gösteriyor.    
Bir kaymakam da bu denetimlerden birinde bir vatandaşa -soruşturmalık olmasına yol açan- son derece ağır bir ifade kullanıyor.  
Bu görevliler yurt dışında aldıkları eğitimi Türkiye’de, halkın arasında alsalar, kendi içinden çıktıkları toplumu tanıma fırsatı bulsalar nasıl olur? Oturmayı, kalkmayı, vatandaşla aynı masada çay içmeyi, aynı caminin cemaati olmayı öğrenseler fena mı olur?  
SALGIN VE TEDBİRLER   
Hükumet, ekonomik ve sosyal hayatı biraz daha canlı tutabilmek adına normalleşme adımları atıyor.  
Sorumsuz vatandaşlar da bunun tam tersine 'aman normale dönmeyelim' der gibi hareket ediyor. Çarşıda pazarda iğne atsan yere düşmez. Adeta hafta sonu yasağının acısını çıkarır gibi sokaklar lebalep insan dolu.   
Hafta içi ev-iş-ev üçgeninde mekik dokuyanların bir nebze olsun hava alabilmesini, aile büyüklerini görme fırsatı yakalamasını sağlayan cumartesi serbestisi de yeniden rafa kalktı.  
Sorumsuzların gözü aydın. Hayat bir an önce normale dönsün de kazanımızı kaynatalım diye bekleyen esnafın, okul açılsın da bir nefes alayım diye bekleyen öğrencinin, artık bitsin diyen sağlıkçının günahını nasıl taşıyacaksınız?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.