İhmal Edip İhya Edilmeyeni, İstismar İle İmar Ederler

Evliya gibi yaşayamadık buna imanımız yetmedi eşkiya gibi yaşamaya da gönlümüz razı gelmedi.
İki ara bir derede bir yerden bir yere savruluyoruz.
Öyle bir haldeyiz ki,
bir yandan mis kokulu leylâklar yetiştirmeye çalışırken diğer yandan, tadı acı, kokusu olmayan zehirli Ebu Cehil kelekleri yetiştirdiğimizin farkında değiliz.

Hassas olduğumuz her mesele;
yetiştirdiğimiz nesil elinde hırpalanıyor.
Kıymet verdiğimiz her husus, değerini yitiriyor.
Örneklerinden biri de geçen gün yaşandı.  
Biz Kur'an-ı Kerim-i göğsümüzden yukarı kaldırırken , 
(hangi aklın kölesi bilinmez) bizim çucuğumuz mübarek kitaba tekmeler savurdu.

Suçlu kim?
Herkes suçlu.
Yazık ki inandığımız gibi yaşamadığımızın,
yükseklere kaldırdığımız iman hakikatini gönlümüzden de kaldırmış olmanın sonucu bu.

Ve bunun farkında olan şeytani beyinler
her gün yeni bir provakasyon hortlatıyor.
Toplumun sinir uçları ile oynanıyor, farkındayız.
Öfkeleniyor yazıp çiziyoruz sonra başka biri, daha çirkinini oluşturuyor.
Ona da alışıyoruz.
Ne yazık ki alıştıkça da bunları yaşayacağız.

Alışarak uyuşmuş beyinlerimizin tek yaptığı suçlamak.
Evet ortada bir suç var ve bunun suçlusu da hepimiziz.
Kimse kendini aklamasın.

Kimimiz dinsiz bir nesil yetiştirmek için elinden geleni yaptı,
kimimiz aşırılığa giderek her şeyi din diye dayatıp uzaklaştırdı.
Kimimiz şahsi menfaatlerine alet etti, kimimiz bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye kendi kabuğuna çekildi.
Suçlusu çok bunun.
Kimimiz inançsızlığını özgürlük maskesi altında aşıladı,
kimimiz inandığı değerler ayaklar altına alınırken üç maymunu oynadı.

Ateizm, deizm,feminizm...bilmem ne izmlerle neslimizi çürütürken bazıları, bizler hep suçu başkasında aradık.
Evimizde oturup çocuğumuza mükellef olduğu inancı anlatmazken,
okulda öğretmeninden bekledik.
Matematiği,
türkçeyi ,fizik, kimyayı mecbur kılarken, din eğitimini seçmeli raflara kaldırdık.
Dayattık aman beyni yıkanmasın yavrunun!
Oysa ki ağaç yaşken eğilirdi.
Bizse eğilip bükülecek yaşlar geçtiği zaman derdine düştük din eğitiminin.
Sonra ne oldu peki?
Allah'a inanmakta zorluk çeken, büyüğüne saygısız küçüğüne sevgisiz, çevreye duyarsız, sadece ellerinin altında ki ekrana tüm duyularını açmış nesiller yetiştirdik.

Büyüklerine karşı hep susan şimdi de küçüklerine karşı sesini çıkaramayan bizler suçluyuz.
Sorgusuz saygı, ölçüsüz sevgi kurbanıyız.
"Ben yaşamadım çocuklarım yaşasın" düşüncesinin mahkumu olan bir çoğumuz veledişahi sistemin tuzağına düştük. 

Bizler mesuliyet kavramı nedir öğrenemedik.
Oysa dünyaya gelişimiz bir mükellefiyet arzediyordu değil mi?
Önce kendimizden sonra yetiştireceğimiz nesilden mesul değil miydik? .
Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk'a uydurmaktı halbuki bilemedik.

İnandığımız gibi yaşamıyorsak yaşadığımız gibi inanacağımız muhakkak.
Önce dönüp kendimize soralım.
Bir çok isim taktığımız bu kuşağın ebeveynlerinden biri olarak bizim payımıza düşen ne?
Ya da biz payımıza düşenin düştük mü peşine?

Şunu unutmayalım ihmal edip  ihya edemediğimiz nesli istismar ile imar eden çok olur!

VESSELAM

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice KILINÇ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.

01

Nesrin Şengün - Asımın Neslini korumak ve daha da çoğaltmak dileğiyle.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Haziran 10:35