Yok Mu Bir Ses? Ben mi Abartıyorum Yoksa!!!

Üretilen ve devamlı geliştirilen teknolojik aletler vasıtasıyla her geçen gün insanların işleri daha bir kolaylaşır oldu.

Kolaylaşan ve doğal olarak daha çabuk bitirilen işler neticesinde normal olarak zaman fazlalığı ortaya çıkması gerekir.

Kazanılan zamanla birlikte insanlar ya yeni işler planlar ya da çevresine sevdiklerine daha fazla zaman ayırır.

Yine doğal olarak iletişimin gelişmesine, güçlenmesine vesile olur.

Ancak baktığımızda durumun hiçte öyle olmadığı aşikâr.

Ne işlerimiz bitiyor, ne de sevdiklerimize, çevremize yeterince zaman ayırıyoruz.

Ne de her geçen gün toplumsal iletişim artıyor.

Eskiden bırakalım akrabayı, komşuyu, köylüyü civar köylerde ki insanlar bile ziyaret edilir, cenazelerine, taziyelerine, düğün derneklerine iştirak edilirdi.

Birkaç gün geç kalınsa gidilmesi, ziyaret edilmesi gereken yere insanlar hicap duyar mazeret beyan ederek af dilerlerdi.

Şimdi birinci derece akrabalarımızın sıkıntılarından, hastalığından, vefatından bihaberiz.

Duysak bile kulağımızın üstüne yatıp duymamış, bilmiyormuş gibi yapar olmuşuz.

Ya da hiçbir şekilde gitmesek görmesek bile rahatsızlık hissetmez olmuşuz.

Aslında bu yönde bir beklenti de kalmamış.

Kim gelmiş kim gelmemiş bu da kimsenin umurunda değil.

Onlar da göstermelik acılarını, sevinçlerini yaşayıp bitmek bilmeyen dünya telaşlarının içine daldıklarından çok da sıkıntı edilecek bir durum ortada kalmaz olmuş.

Vahim olan belki de bu.

Kimse kimseden ne bir şey bekler, ne de umar olmuş.

Herkes münferit bir hayat yaşar olmuş.

Mecburiyet durumlarında roller oynanır yine herkes kabuğuna çekilir olmuş.

Hayatlar yalnızlaşmış.

Herkes kalabalıklarda kaybolmuş yalnızlaşmış büyük şehirlerde.

Bütün dünyası evi ve işi arasında kalmış.

Oysaki insan sosyal bir varlıktı.

Acılar paylaşılınca azalır, sevinçler çoğalırdı.

Şimdi tüm paylaşımlar sanal âlemde hazır, telefonların bile ezberinde.

Allah yazmadan gerisini hatırlıyor. Rahmet eylesin mekânı cennet olsun kalıbı çıkıyor.

Tebrik yazmandan. Tebrik ederim mutlulukları daim olsun inşallah.

Hatta buna bile gerek kalmadı emoji dediğimiz işaretlerle duygularımızı ifade eder olduk.

Üzülen, öfkelenen, gülen, ağlayan… adam, alkış, çiçek, nazar boncuğu, kalp, sarılan insanlar…

Ne hale geldi insanlık.

Bir dakika düşünecek vakti olsa görecek anlayacak ne hale geldiğini ancak, maalesef vakti yok.

Çağ bilişim çağı olarak tarihteki yerini alırken insanlığın da yok oluş çağı olma yolunda hızla ilerliyor.

Belki bundan bir sonraki çağ bu çağın tahribatını ortadan kaldırma ve aslına dönme çabası ile beraber insanlık çağı olarak geçecek ancak biz ve yavrularımız bunu görebilir mi bilemiyorum.

Kötü gidiyoruz.

İnsana dair ne varsa kaybediyoruz.

Ailenin bitişini, yok oluşunu göz göre göre, çaresizce seyrediyoruz.

Allah aşkına yok mu bir ses?

Yok mu bir feryat eden?

Yok mu bu gidişe bir isyan bayrağı açan?

Yok mu uyur halde paldır küldür dipsiz bir kuyuya doğru yuvarlandığımız uykudan bizi uyandıracak birisi?

Ben mi abartıyorum yoksa.

Sadece ben mi dert ediyorum.

Çok değil 42 sene önce geldiğim dünyaya kendimi yabancı hissetmeye başladım.

Yalnız hissettiğim çok oluyor kendimi.

Aile içinde, arkadaş ortamında, iş yerinde yalnız hissediyorum kendimi çoğu zaman.

Bu ortama ait değilim diyorum.

İnsana dair değerlerin hiç gündeme gelmediği, dünya telaşlarından başka bir konunun olmadığı dünya da insana dair kırıntılar arıyorum.

İnsanların bedenlerinden ruhları çıkarılmış sanki.

Acımasızlık, hissizlik, hırs, öfke, haksızlık, zulüm, maddiyat… kör gibi geziyor herkes sanki.

Kendine kör, etrafına kör, birbirine kör…

Cesetlerimize ruhlarımızı tekrar geçirip insanı insan yapan tüm değerlerin bünyemizde hayat bulduğu, ağlayabildiğimiz, gülebildiğimiz, üzülebildiğimiz, hissedebildiğimiz… kalbimizin tekrar sevdiklerimiz, çevremiz, insanlık için çarpmaya başladığı günlere kavuşmak ümidi ve duasıyla.

Kalın sağlıcakla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner ÇELENK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.